Kesik, Sebastian Fitzek’in sürükleyici gerilimi ile Michael Tsokos’un adli tıp alanındaki uzmanlığını bir araya getiren, oldukça sarsıcı bir roman. Son derece akıcı, daha ilk sayfalarda okuru pençesine alan, rahatsız edici derecede gerçekçi ve çarpıcı. Hani bazı kitaplar zamanı unutturur ya, Kesik tam da öyle bir kitaptı.
Hikâye daha ilk sayfalarda yakamıza yapışıyor. Kitabın ilk sayfasından itibaren zekice kurgulanmış, kanlı bir oyunun içine çekiliyorsunuz. Her şey öyle ustaca planlanmış ki, sürekli bu iş nasıl çözülecek diyorsunuz. Cesetler birer birer gözler önüne seriliyor, her birinden çıkan notlar yeni bir mesaj taşıyor, bir sonraki dehşetin kapısını aralıyor. Tehditler, şantajlar ve bol miktarda otopsi sahnesiyle örülmüş ölümcül bir ağın tam ortasına sürükleniyorsunuz.
Kan, şiddet ve psikolojik çöküşün iç içe geçtiği karanlık bir atmosferde, adım adım daha da derine çekiliyorsunuz. Genç bir kızın yardım çığlığı zihninizde yankılanıyor, gözleriniz doluyor, boğazınız düğümleniyor.
Kesik, etkileyiciliğiyle sadece sizi sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda zihninizde uzun süre yer edecek kadar rahatsız edici bir iz bırakıyor. Kitap bittiğinde bir süre etkisinden çıkamayacaksınız.
Ne yazık ki, adalet sisteminin yetersizliği sadece ülkemize özgü değil. Vergi kaçıranlara verilen ağır cezaların yanında, bir çocuğa ya da kadına tecavüz edip onu öldüren birinin, denetimli serbestlik gibi yollarla serbest kalabilme ihtimali, insanın içini acıtıyor. Bu adaletsizlik, kurban yakınları için tarif edilemez bir acıya dönüşüyor. Adaletin terazisi maalesef her zaman dengede durmuyor.
Okuyun. Mutlaka okuyun... Şiddetle tavsiyemdir.