Adı:
Kör Randevu
Baskı tarihi:
Kasım 2002
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753901802
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Blind Date
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
E Yayınları
"Kör Randevu mükemmel yazılmış, dinamik kurgusuyla öyküsünü cesaretle anlatan ve modern dünyadaki varoluşsal kurtuluş paradoksunun metaforu olmaya uygun bir roman. Kosinski'nin yazarlık kariyerindeki en önemli ve eleştirel başarısı"
- Los Angeles Time-
Bir çırpıda okunuyor ve nabzımı hızlandırıyor
- The Philadelpiha Inguier
Dünyanın en önemli psikoloji yazarlarından biri.
- Gail Sheehy
Nazik ve derin
-The Miami Herald-
296 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Önce şu: "Yeje Koşinski". Bugün ekşisözlükte öğrendim bunu.

Kosinski'nin sıradışı hayatının yansımaları olan romanları, hem gerçek hem kurgu olaylarla dolu ve kitabı bitirince gerginlik hissini de atmak kolay olmuyor. "Kör Randevu"yu çok çok eskiden okudum mu diye düşündüm. Tanıdık geldi. Elbette yazarın tarzını hatırladım: birbiriyle alakasız görünen olayların akışı üst üste bindirilmiş anektodlar gibi, öyle ki kitap 100 sayfa da olabilirdi ve yine aynı etkiyi uyandırırdı. Ve elbette bu kitap Kosinski'nin gerçek ve yalanlarla, kurgularla dolu hayatının bir anlatımı. George Levanter'in hayatı Kosinski'nin hayatı ve hayalleri, kurguları. Levanter bir rus göçmen olarak sovyetlerle, sosyalizm deneyimi ile ve stalin'le hesaplaşırken Batı'nın özgürlüğü içerisinde manipülatif karakterine uygun çok fazla şey buluyor: zenginler, kadınlar, güç. Ancak anektodlar olaylar arasında bağ fazla kurmadığı gibi, kişilere ne olduğunu da takip edemiyoruz, aynı kişiler farklı anlatımlarda karşımıza çıksa da onların hikâyelerini sürdüremiyoruz. Aynı şeyi zaman için de söyleyebiliriz. Olaylar ne zaman oluyor, ne kadar sürüyor, hangisi önce hangisi sonra meydana geliyor, bilmiyoruz.

Kosinski ile ilgili bilgiler edinirken karşımıza en çok çıkan şeylerden birisi yazarın manipülatif yanı. Boyalı Kuş romanının başarısının bir sebebi de olayları yazarın yaşamış olduğunun düşünülmesi, oysa Kosinski ailesiyle beraber hristiyan olarak saklanarak geçirmiş o dönemleri. Hayatta kalmak için yalan söylemek, uydurmak, gizlenmek yazarı büyük ölçüde etkilemiş muhakkak ki. Kör Randevu'da da Levanter manipüle ediyor, yalan söylüyor, gizleniyor. Levanter gibi, hatta ondan daha ileri düzeyde Kosinski'nin seks kulüpleri, sado mazo ilişkilerin yaşandığı kulüplere müdavimliği, ekstrem ruh durumları, fahişelerle beraberliklerini sürdürmesi, röntgenciliğe düşkünlüğü vb gibi özellikleri var, ve kitabın başında Levanter'in annesiyle uzun yıllar boyunca yaşadığı hastalıklı ilişki de daha iyi şeyler düşünmemizi engelliyor. Levanter karakteri elbette Kosinski'nin kendisi değil, ama kendisi olmasa da çok fazla başka birisi de değil gibi.

Kitabın finali çok iyi diyebilirim. Kitabın tamamına yayılan tekinsizlik hissini de beğendiğimi söyleyebilirim. Bu kadar manipülasyon, iş çevirme, yalan ve maskaralık arasında iyi ve güzel olan ne var diye düşününce sadece "biz okurların iyi niyetleri" diyebilirim.

"Kör Randevu" bence insanı haklı olarak tedirgin eden, geren, okuması ilginç bir şekilde kolay ama olay örgüsü diye birşeyin olmadığını söyleyebileceğimiz değişik, farklı bir kitap. Ben de eskiden okuduklarım da dahil ara ara yazarın diğer eserlerini okumayı düşünüyorum.
296 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Polonya asıllı Amerikalı yazar Jerzy Kosinski'nin Boyalı Kuş'tan sonra elime aldığım ikinci kitabı olan Kör Randevu, şaşkınlıkla, heyecanla ve merakla okuduğum güzel kitaplardan biri olarak yerini aldı kitaplığımda. Boyalı Kuş'u okuduktan sonra yazarın diğer kitaplarıyla ilgili beklentim yükselmişti ve bunun karşılandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kör randevu diye adlandırılan bir kadın erkek buluşması türü var literatürde, özellikle yabancılar bunu çok sık yaparlar. Kitabı okurken niçin böyle bir isim konduğu çok iyi anlaşılıyor, çünkü baş karakter kör randevularla bir şeyler elde eden birisi. Dil ve anlatım olarak oldukça sade ve anlaşılır olmasının yanında, son derece süssüz ama etkileyici kişi, eylem ve ortam betimlemeleri var. İyi ve kötü ne varsa yazar minik ayrıntılarıyla size hissettirmeyi misyon edinmiş durumda. Bu hadiselerin genel olarak seks, işkence, acı, tahrik, yaralama gibi uç noktalarda yer alan hisler olduğunu göz önüne aldığımızda kitabın neler vereceği az çok anlaşılacaktır. Oldukça merak uyandıran ve sürükleyici bir anlatım var, bir sonraki hamleler bambaşka oluyor genelde. Hikayeye gelecek olursak; George Levanter adında Doğu Avrupa'dan Amerika'ya iltica etmiş zeki ve tutkulu bir adamın yaşadıkları ele alınıyor. Levanter tek bir mesleğe sahip biri olmamakla birlikte, hem kayakçı, hem yatırımcı, hem playboy (sanki meslekmiş gibi), hem ajan, hem de düşünce adamıdır. Bu kadar çok yönlü biri olunca haliyle başından pek çok olay geçiyor ve buna paralel olarak çevresi de geniş oluyor. Gençlik yıllarından itibaren çeşitli faaliyetlerde kendini gösteren Levanter, erken yaşlarda büyük bir ün ve başarının sahibi olmakla gerçekten iyi paralar kazanmakta. Kendisi hem iyi bir ikna gücüne, hem de zor durumlardan kurtulma yeteneğine sahip. Tabi bu meziyetlerini arkadaşları için de kullanıyor. Yazarın gerçek hayatında başına gelen bir olay farklı isimlerle bu kitapta yer almakta, söylemeyim ne olduğunu en iyisi okuyup kendiniz keşfedin. İşkencelerin verdiği acılar içinize işlemesi yetmiyormuş gibi, Kosinski cinselliğin iğrenç taraflarını da bize gösteriyor. Liseli kıza tecavüz etmeyi, öz annesiyle ensest ilişkiye girmeyi ve transeksüelle olan birlikteliği bize ayrıntılarıyla aktarmaktan çekinmemiş. Ancak havada kalan bazı bölümler var. Bazı arkadaşlarına sonra ne olduğunu bilmiyoruz ya da polisin kasabada kalması için aldığı önleme rağmen nasıl kaçtığı. Sonra her şey aslında çok basitmiş gibi gösteriliyor, ne bileyim bazı kadınları kandırmak bu kadar kolay olmamalı. Bir devlet başkanına istediğini yaptırmak falan bu kadar şans olmaz bence. Sonu biraz zorlama olmuş gibi geldi ama başka nasıl bitecekti bilemiyorum. Hepsinden önce bu bir kurgu, yazarın bize anlatmak istediği şeyler daha başka. İnsan ilişkilerinin karşılıklı çıkara dayalı olması, hükümetlerin belli kişilere dilediğini yaptırmak adına zorbalığa girişmesi, erkeklerin parası için zengin kadınlarla evlenmeye uğraşması, bir hiç uğruna basitçe harcanan insanlar, saygın kişilerin karanlık geçmişleri olması diye uzatabiliriz. Kısacası bizi düşünmeye iten pek çok nokta var. İnsanlığı sorgulatacak örnek olayların fazla olduğunu söyleyebilirim. Oldukça beğendim ben eseri, iyi ki almışım. Kesinlikle ayırdığınız vakte değecek bir kitap bana göre.
296 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yazar'ın Boyalı kuştan sonra okuduğum 2. kitabı oldu. İlk kitabı gibi bunu da çok severek okudum. Kitap da toplumun ahlak üzerinde ki etkisini sorguluyor ve ahlak duvarını gözyaşları ile yıkıyor. Kosinski'nin yaşamından yarı otobiyografik ayrıntıların yanı sıra bir çok fantezinin yer aldığı, büyüleyici bir kitaptı. Bazıları bu kitap için çılgınca ahlaksız diyebilirler, çünkü cinayet ve tecavüz suçlarını bir çok yerde cezasız kalıyor. Fakat hayatta adaletsiz değil mi? Kitabı alın, açın ve sadece okuyup akışına bırakın.  
296 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tatilin, denizin, kumun içine atlayasımız geliyor ama kendimizi sıcağın içinde bulduk; yanımızın başında da ya klima kumandası ya da vantilatör var, yalnız da kalamıyoruz. Kışçı değilim fakat kışın kat kat giyinmeyi seviyorum; giyinmenin sınırı yokken ne kadar soyunabilirim ki? Soyunsam da ne kadar savuşturabilirim sıcaklığı?
Soyunmak demişken kitap: erotik bir psikolojik roman. Sayfaların temelinde erotizm ve hayat var. İşlenen konular size, bana ya da yanınızdaki insandan hiç de uzak değil. Örneğin geçen haftalarda yeni eşini kalp krizi sonucu kaybeden yazar Şermin YAŞAR’ı, yeni ortamlarda kabullenilmesi uzun süren insanları, cinsiyet değiştirenleri, zenginleri, sınırların koparmadığı arkadaşlıkları okurken sayfaları ısrarla merak içinde çevirmeye devam ediyorsunuz. Psikolojik romanları bu yüzden seviyorum, bütün bir öykü kitabı gibi ama karakteri tanıyabilecek kadar uzun zamanınız var. Onunla evin içinde gezebilirsiniz diyeceğim fakat Hakan SABANCI gibi bir karakter var karşımızda. pek de gezmek istemem açıkçası.
Beraber olduğu kadınlar da çeşitli, hiç ummadığınız bir anda oluyor. Belli bir sayfadan sonra ‘hadi ama sevişmeni bekliyorum’ moduna girdim, Allah’tan çok uzun kalmıyordum bu modda. Kitap bittikten sonra da uzun uzadıya düşünmedim hakkında, uyudum fakat şimdi üstüne düşününce farkettim ki hikayenin içine giren kadınlar ayakta tutuyor merakınızı. Kadın erkeksiz; erkek de kadınsız düşünülemiyor.
Sahafta keşfettiğim güzel kitaplardan birini daha okudum, bitirdim ve sevdim. Kitap alışverişi yapmadan elimdeki tüm kitapları(onları bir çuvala koydum) okumayı hedefledim(bu sefer bitirebilmek istiyorum, birçok defa denedim fakat tahmin edersiniz ki elimde bir kitapla kütüphaneden ya da kitapçıdan çıktım..)
"Petrol tankerleri ortalarından ikiye bölünüyor. Jumbo jetler havada çarpışıyorlar. Grip aşısı felç yapıyor. İnsanların genel yetenekleri ve kişisel sorumluluk duyguları gittikçe azalıyor, biliyor musunuz?"
Jerzy Kosinski
Sayfa 155 - E Yayınları
"...Oysa yazgı diye bir kavram kabullenecekse, yıldız falcılığına, el falına, ya da sansasyonel romanlara inansın daha iyi. Bunların hepsi de insanın hayatının önceden belirlendiğini ve geriye yaşamaktan başka bir şeyin kalmadığını varsayarlar."
"Biz Eskimolar gururlu insanlarız ve Fransızlar ne kadar 'Salamura İtalyan' ya da İsveçliler ne kadar 'Mumyalanmış Alman'sa biz de o kadar 'Donup kalmış Çinli'yiz."
Jerzy Kosinski
Sayfa 109 - E Yayınları
Bu romanlar yaşamı yansıtıyorlarsa ve o da içlerindeki her olayı daha okumadan sonlarının nasıl olacağını sezinleyebiliyorsa, o zaman yaşamın da önceden kestirilebilir bir planı olmalıydı.
"Ben insanların her yerde iyi olduklarını gördüm," dedi Laventer. "Onlar yalnızca devletin ya da bir siyasal partinin önlerine attığı iktidar kırıntılarından yollarını şaşırıyorlar; ya da bir sendika ya da şirketin, varlıklı bir arkadaşın. Onların gücünün, ölümlülüğün geçici bir kamuflajından başka bir şey olmadığını unutuyorlar."
"Seninki gibi bir aksanla konuşan bir öğretmenimiz vardı Polis Akademisi'nde, bir keresinde bize bu ülkenin elli eyaletindeki insanların bir milyondan fazla değişik yasayla yönetildiğini ve onların da kendilerini bu yasalara karşı bir milyondan fazla değişik tabancayla savunduklarını anlatmıştı."
"Dolayısıyla bizi birbirimize bağlayan şeyler Anayasa'yla televizyondan ibarettir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kör Randevu
Baskı tarihi:
Kasım 2002
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753901802
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Blind Date
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
E Yayınları
"Kör Randevu mükemmel yazılmış, dinamik kurgusuyla öyküsünü cesaretle anlatan ve modern dünyadaki varoluşsal kurtuluş paradoksunun metaforu olmaya uygun bir roman. Kosinski'nin yazarlık kariyerindeki en önemli ve eleştirel başarısı"
- Los Angeles Time-
Bir çırpıda okunuyor ve nabzımı hızlandırıyor
- The Philadelpiha Inguier
Dünyanın en önemli psikoloji yazarlarından biri.
- Gail Sheehy
Nazik ve derin
-The Miami Herald-

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Birbey Cem Gül
  • Bardan Martini
  • İnsan Olun Biraz
  • Rogojin
  • Birkan Aslankoç
  • Deniz Kıran
  • Emine Erturk
  • Bask
  • Emre Barış Göktoğan
  • Ben Skoer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%30 (3)
8
%30 (3)
7
%10 (1)
6
%0
5
%0
4
%10 (1)
3
%10 (1)
2
%0
1
%0