Kör Randevu

8,5/10  (6 Oy) · 
12 okunma  · 
6 beğeni  · 
713 gösterim
"Kör Randevu mükemmel yazılmış, dinamik kurgusuyla öyküsünü cesaretle anlatan ve modern dünyadaki varoluşsal kurtuluş paradoksunun metaforu olmaya uygun bir roman. Kosinski'nin yazarlık kariyerindeki en önemli ve eleştirel başarısı"
- Los Angeles Time-
Bir çırpıda okunuyor ve nabzımı hızlandırıyor
- The Philadelpiha Inguier
Dünyanın en önemli psikoloji yazarlarından biri.
- Gail Sheehy
Nazik ve derin
-The Miami Herald-
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2002
  • Sayfa Sayısı:
    296
  • ISBN:
    9789753901802
  • Orijinal Adı:
    Blind Date
  • Çeviri:
    Osman Deniztekin
  • Yayınevi:
    E Yayınları
  • Kitabın Türü:
Yusuf Çorakcı 
18 Nis 19:59 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Polonya asıllı Amerikalı yazar Jerzy Kosinski'nin Boyalı Kuş'tan sonra elime aldığım ikinci kitabı olan Kör Randevu, şaşkınlıkla, heyecanla ve merakla okuduğum güzel kitaplardan biri olarak yerini aldı kitaplığımda. Boyalı Kuş'u okuduktan sonra yazarın diğer kitaplarıyla ilgili beklentim yükselmişti ve bunun karşılandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kör randevu diye adlandırılan bir kadın erkek buluşması türü var literatürde, özellikle yabancılar bunu çok sık yaparlar. Kitabı okurken niçin böyle bir isim konduğu çok iyi anlaşılıyor, çünkü baş karakter kör randevularla bir şeyler elde eden birisi. Dil ve anlatım olarak oldukça sade ve anlaşılır olmasının yanında, son derece süssüz ama etkileyici kişi, eylem ve ortam betimlemeleri var. İyi ve kötü ne varsa yazar minik ayrıntılarıyla size hissettirmeyi misyon edinmiş durumda. Bu hadiselerin genel olarak seks, işkence, acı, tahrik, yaralama gibi uç noktalarda yer alan hisler olduğunu göz önüne aldığımızda kitabın neler vereceği az çok anlaşılacaktır. Oldukça merak uyandıran ve sürükleyici bir anlatım var, bir sonraki hamleler bambaşka oluyor genelde. Hikayeye gelecek olursak; George Levanter adında Doğu Avrupa'dan Amerika'ya iltica etmiş zeki ve tutkulu bir adamın yaşadıkları ele alınıyor. Levanter tek bir mesleğe sahip biri olmamakla birlikte, hem kayakçı, hem yatırımcı, hem playboy (sanki meslekmiş gibi), hem ajan, hem de düşünce adamıdır. Bu kadar çok yönlü biri olunca haliyle başından pek çok olay geçiyor ve buna paralel olarak çevresi de geniş oluyor. Gençlik yıllarından itibaren çeşitli faaliyetlerde kendini gösteren Levanter, erken yaşlarda büyük bir ün ve başarının sahibi olmakla gerçekten iyi paralar kazanmakta. Kendisi hem iyi bir ikna gücüne, hem de zor durumlardan kurtulma yeteneğine sahip. Tabi bu meziyetlerini arkadaşları için de kullanıyor. Yazarın gerçek hayatında başına gelen bir olay farklı isimlerle bu kitapta yer almakta, söylemeyim ne olduğunu en iyisi okuyup kendiniz keşfedin. İşkencelerin verdiği acılar içinize işlemesi yetmiyormuş gibi, Kosinski cinselliğin iğrenç taraflarını da bize gösteriyor. Liseli kıza tecavüz etmeyi, öz annesiyle ensest ilişkiye girmeyi ve transeksüelle olan birlikteliği bize ayrıntılarıyla aktarmaktan çekinmemiş. Ancak havada kalan bazı bölümler var. Bazı arkadaşlarına sonra ne olduğunu bilmiyoruz ya da polisin kasabada kalması için aldığı önleme rağmen nasıl kaçtığı. Sonra her şey aslında çok basitmiş gibi gösteriliyor, ne bileyim bazı kadınları kandırmak bu kadar kolay olmamalı. Bir devlet başkanına istediğini yaptırmak falan bu kadar şans olmaz bence. Sonu biraz zorlama olmuş gibi geldi ama başka nasıl bitecekti bilemiyorum. Hepsinden önce bu bir kurgu, yazarın bize anlatmak istediği şeyler daha başka. İnsan ilişkilerinin karşılıklı çıkara dayalı olması, hükümetlerin belli kişilere dilediğini yaptırmak adına zorbalığa girişmesi, erkeklerin parası için zengin kadınlarla evlenmeye uğraşması, bir hiç uğruna basitçe harcanan insanlar, saygın kişilerin karanlık geçmişleri olması diye uzatabiliriz. Kısacası bizi düşünmeye iten pek çok nokta var. İnsanlığı sorgulatacak örnek olayların fazla olduğunu söyleyebilirim. Oldukça beğendim ben eseri, iyi ki almışım. Kesinlikle ayırdığınız vakte değecek bir kitap bana göre.