Arkadaşlar, Korkmuyorum’u bitirdim ama size bir şey söyleyeyim mi, sanki o kavurucu İtalyan yazı hala üstümde, o buğday tarlaları hala gözümün önünde. Ammaniti beni kolumdan tutup o buğday tarlalarının ortasına, Michele'nin çocukluğunun hem masum hem de tekinsiz kalbine öyle bir fırlattı ki…
Ve bu etkinin bu kadar güçlü olmasının bir sebebi de, benim bir çocuğun gözünden anlatılan hikayelere özel bir zaafım olması sanırım. Eğer siz de benim gibiyseniz, bu kitabı hem çok seveceksiniz hem de fena halde sarsılacaksınız, hazırlıklı olun! O saf bakış açısıyla dünyanın karanlık yüzünü keşfetmek... İşte bu kitap tam da bunu yapıyor. O sıcağı ensenizde hissedeceksiniz, o toprağın kokusunu alacaksınız, o kadar gerçekçi…
Ama sonra... o çukur meselesi var ya... Michele'nin o terk edilmiş yerde bulduğu şey... Of, yani okurken nefesiniz kesilebilir, midenize kramplar girebilir, bende aynen öyle oldu! Düşünsenize, bir yanda o masum çocuk oyunları, o yaz rehaveti; diğer yanda aklınızın alamayacağı, insanın kanını donduran bir sır. Bu tezatlık sizi de benim kadar rahatsız edecek mi acaba? Kitabın beni en çok çarpan tarafı buydu işte: Büyüklerin o iğrenç, bencil sırlarının, küçücük bir çocuğun dünyasına nasıl böyle pat diye daldığını görmek. Sizce de insanın adalet duygusunu altüst etmiyor mu bu durum?
Ve Michele... O küçücük omuzlarındaki o yükü iliklerinize kadar hissedeceksiniz, eminim. Korkusuyla cesareti arasında kalışı... Kendi anne babasının, etrafındaki güvendiği büyüklerin nasıl böyle bir karanlığa bulaştığını anlamaya çalışması... İçiniz ezilecek, hazırlıklı olun. O çocuk vicdanıyla o korkunç gerçekliğin arasında sıkışıp kalması... Ah!
Yani diyeceğim o ki, bu kitap sadece okunup geçilecek bir hikaye değil, tam anlamıyla bir deneyim. Bitirdiğinizde öylece rafa kaldıramıyorsunuz,
Ba yıl dım!
Yazar her şeyi öyle güzel öyle gerçekçi anlatmış ki, sanki tüm bunlar gerçek ve ben bunları yaşadım.
Yazar kitabın başlarında yemyeşil bir vadiden bahsetmiş. Okurken o vadiye gidiyor, güzelliği karşısında nefesiniz kesiliyor. Dört bir yanını sarmış rengarenk çiçekler, mis gibi bir koku, kuşların cıvıltısı, hafif bir esinti ama tam bu vadinin ortasında duran çirkin bir yapı. Yani ev. Tahtaları çürümüş, yıkık dökük, ürkütücü. Peki burada verilen mesajı anladınız mı? Her güzelliğin içinde bir kötülük vardır. Tıpkı bazı insanlarda olduğu gibi. Işte yazar da bu zıtlığı çok güzel anlatmış kitap boyunca. Yemyeşil çayırlar içinde bulunan dökük bir ev ve evin içine adım attığınızda karşınıza çıkan hayatınızı zindan eden bir görüntü. Aynı dokuz yaşında Michele eve adımını atar atmaz hayatını kabus edecek bir şeyi görmesi gibi. O anda o güzelim vadi de artık sıradanlaşır, tıpkı bazı insanların cirkinliğini göremediğimiz gibi.
Kitabın hemen hemen ortasına gelince bu sefer Michele başka bir olaya tanık olur. Olamaz dedim. Michele şimdi ne yapacak? Ben olsam ne yapardım. Kafamda binbir sorular. O kadar heyecanlandım ki bunu kelimelerle ifade etmem inanın çok zor.
Yazar kötülüğün resmini çizmiş kitap boyunca. Acımasızlık, para hırsı, insanların şeytandan daha kötü olduğu, vicdansızlık, çılgınlık ve şiddet kanatlanıp uçuyor, geriye sadece ve sadece küçük bir erkek çocuğunun merhameti kalıyor kitapta.
Muhteşem bir kitaptı. Baskısı yok ama yayınevi tekrar basacağını duyurmuş. Çıktığı gibi alın, okuyun. Bana hak vereceksiniz...
KorkmuyorumNiccolo Ammaniti · Can Yayınları · 200395 okunma
"Bu arılar neden kovan yapıyorlardı ? Kim öğretmişti onlara bunu yapmayı ?
“Bunu bilirler. Onların doğasında var,” demişti bir sorduğumda babam.
— —
Peki benim doğamda ne vardı ? Ben ne yapmayı biliyordum ?" (S.196)
Ammaniti uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. @canyayinlari bazı güzel kitapları vakti zamanında basmış fakat devamı gelmemiş. Bu kitap da onlardan biri.
Bu ay bir çocuğun dilinden yazılmış 2. kitabı okudum. Onca Yoksulluk Varken, çok okunan çok sevilen bir kitap fakat orada küçük çocuğun büyük lafları kitaba girmemi engellemişti. Burada ise gerçekten bir çocuğun yaşayabileceği, söyleyebileceği bir maceraya atlıyoruz. Bu nedenle Kitabın bir macera romanı olduğunu söylemek daha dogru diye düşünüyorum. Ilk 50 sayfa olayların yavaş ilerlediğini düşünürken birden birşey oldu ve kitabı elimden bırakamadım. Gercekten soluksuz okudugum bir kitaptı. Yazarin betimlemelerine hayran olmamak elde değil. Michele 9 yaşında bir çocuktan beklenecek söz ve eylemlerle sizi bambaşka bir dünyaya çıkarıyor. Sonu için bir öngörüm vardı ve öyle olsa gözyaşım, göz kanalımın ucunda hazır beklemedeydi Neyse, siz okuyunca bakalım ne düşüneceksiniz? Bir de siz hiç "çamaşırcı ayı" diye bir hayvan duydunuz mu? Ben hiç duymamıştım. Çamaşırcı ayı, aslında bildiğimiz rakunmus. Yemeklerini yemeden önce suya batirdigi için bazı yerlerde bu isim verilmiş
Yazara en kısa zamanda Tanrı Nasıl İsterse kitabıyla devam etmeyi planlıyorum. Baskısı hala var o Kitabın. Tükenmeden alın bence, pişman olunacak bir kalem gibi gelmedi bana Ammaniti. Keyifli okumalar dilerim.
KorkmuyorumNiccolo Ammaniti · Can Yayınları · 200395 okunma
Bu kitabi bulabilmek icin cok ugrastim ama değdi film izler gibi okudum
Michele senin doğan insanlıktı Allahım muhteşem bir kitap basılırsa mutlaka okuyun.
Gerçekten çok ama çok güzeldi, bir çırpıda okunan ama etkisi uzun süre devam edecek mükemmel bir eser. Yazarın Tanrı Nasıl İsterse adlı eseri ilk okuduğum kitaptı, her ikisinden de başlanabilir. İki kitabın dilide oldukça akıcı ve işlenen konular çok iyiydi. İki kitapta çocukların gözünden büyüklerin dünyasını nasıl gördüklerini anlatıyor. Asla es geçilmemeli gereken yazarlardan biri, keyifli okumalar şimdiden.
Kitabı birkaç kere yarım bıraktığımdan mıdır nedir bu sefer beklentim düşük bir şekilde okumaya başladım. Ve kitap bana kendini o kadar beğendirdi ki bundan sonra kitapları yarım bırakırken oturup bir kere daha düşünme kararı aldım :D Çok zevk alarak okudum, yazarın okuduğum ilk kitabı, betimlemeleri de başarılıydı. Sayfaları sürekli acaba ne olacak diye çevirdim. Arada birkaç sayfada sıkılmadım değil ama bu kitabı okumamak için yeterli bir neden olamaz. Bazen çocuk kitabı okuyormuşsun gibi geliyor ama bana kalırsa çocuk kitabı diye nitelendirmek de doğru olmaz. Kısacası çok beğendim :)
KorkmuyorumNiccolo Ammaniti · Can Yayınları · 200395 okunma
Ya kitabı inanılmaz sevdim nasıl anlatayım tarif edemiyorum. Konusu filan acayip güzel yazılmış. Çok fazla bu tarz okurum ama bu gerçekten farklı değişik. Yazar öyle guzrl yazmış ki resmen orda oluyorsunuz herşey sanki somut olarak size bakıyor. Oturdunuz mu bi gece de bitirilecek bir kitap tam puan verdim. Yazarın diğer kitaplarını da edinecegim mutlaka.
KorkmuyorumNiccolo Ammaniti · Can Yayınları · 200395 okunma
Tavsiye üzerine aldığım ve bayılarak okuduğum bir kitap daha...
Kitabın yeni basımı yok.
Ben de sahaflardan alıp okudum.
Tek kelimeyle muhteşem bir yolculuk...
Baştan sona kadar yüreğinize dokunuyor...
Kesinlikle ve kesinlikle okuyunuz!Belki sonu daha farklı olabilirdi.Onun dışında bir eleştirim yoktur,alınız...
KorkmuyorumNiccolo Ammaniti · Can Yayınları · 200395 okunma
Nikkolo Ammaniti uşaq dünyasını axıcı bir dil ilə təsvir edib. Oxuyarkən paralel olaraq öz uşaqlığıma qayıtdım. Romanın sonluğunu bəyənməsəm də, ümumilikdə məncə uğurlu alınıb. Bəzi romanlar var ki, hər detal yaxşı işlənir, ancaq sonluğu inandırıcı olmur. "Mən qorxmuram"ı da o siyahıya əlavə etmək olar.
İnsanların evdən çölə çıxmağa ərindiyi isti yay günlərində, İtalyanın cənubundaki Aqua Traverse adlı bir kənddə, uşaqlar yarışırlar. Baş qəhrəman Mikele sonuncu olur. Cəza olaraq xaraba, qorxulu bir evə gedir və orda ömür boyu unuda bilməyəcəyi bir sirr ilə qarşılaşır.
Hekayənin gedişatında doqquz yaşlı Mikelenin valdeynləri ilə münasibətinin şahidi oluruq. 1970-ci illərin İtalyan ailəsi ilə tanışırıq. Uşaqların dünyasındaki sistem ilə böyüklərin dünyasındaki sistem arasında oxşarlıqlar çoxdur. Hər zaman qrupun bir lideri olur. Kobud, insanları döyməklə hədələyən, o necə istəsə elə olan, qrupun digər üzvlərinin ondan çəkindiyi bir lider. Mikele və dostları ilə əlaqəsi də buna oxşardır.
KorkmuyorumNiccolo Ammaniti · Can Yayınları · 200395 okunma
Niccolò Ammaniti 1966’da Roma’da doğdu. 1994’te "Branchie" adlı romanı, 1995’te "Nel nome del figlio" adlı denemesi, 1996’da "Fango" adlı öykü derlemesi yayımlandı. Öyküleri "Gioventu cannibale" (1996) ve "Tutti i denti del mostro sono perfetti" (1997) adlı seçkilerde de yer aldı. Kitapları Fransızca, Almanca, İspanyolca, Yunanca ve Rusça’ya çevrildi.