Yaşamın içinden sihirli değneğin değmesini istediğim o kadar yaşamlar var ki! Masalın sonu güzel bitse de; bu hikayede bana hüzünlü gelen yanlar hep daha ağır basmıştır. Yaşamın zorlu ve acımasız gerçeklerini unutarak yaşamaya çalıştığımız bu hayatı, masal bir kez daha anımsatıyor.
Bu kitabın çok kısasını 1. Sınıfta okumuştum. Bu kitabı okuyunca çok ağlamıştım. Daha sonra bunu okudum. Ama yine ağladım. Kitabı her okuduğumda ağlarım. Sonu mutlu bitsede başı çok acıklı...
Fransızların yazdığı kitaplar çoğunlukla çok güzel, kaliteli oluyor. Filmleri ise cidden çok karmaşık :)
Bu masalı çok severim, çevremde bu masalın ilk bölümüyle özdeşleştirdiğim çok hikâye yaşandığı için olabilir. Nedense masalın sonunda ki o mutlu son bir türlü gelemedi yaşayanların hayatına, bu da olayın üzücü ve insanı yorup tüketen kısmı..
Sindirella 49 mu giyiyordu da tek onun ayağına oldu ayakkabı aq bir sürü kız vae
Birde prens evlere gidip tek tek niye kızlara ayakkabı giydiriyon pezevenk misin o kadar kraliyet dairesi kamera falan yok muydu anasını satayım elinde ayakkabı evlere gittin
SindirellaCharles Perrault · Ren Kitap · 20212,431 okunma
Sindirella kitabın en sevdigim kitaplardan birisidır. Çok büyük bir zevkle okudum. Sindirella'nın cesur karakterini çok beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar. :)
Cinderella'nın hikayesini bilmeyen yoktur herhalde. Konuyu anlatmama da gerek yok. Zaten on altı sayfalık bir kitabın konusunu da anlatmaya gerek olmadığını düşünüyorum :D
Bu kitap İngilizce olan bir kitap. İngilizcemi geliştirmek için okudum. Ve gayet güzel bir kitaptı. Arada bilmediğim kelimeler oldu. Ama zaten cümlenin gidişatından ve hikâyeyi bildiğim için pek de bir sorun yaşamadım. İngilizce kitap okumak istiyorsanız ve okuduğunuz kitabın kolay olmasını istiyorsanız tavsiye ederim.
Bu masalı o kadar küçük bir dünyada yaşıyorken okumuştum ki sihirli değneği olan büyükannelere inanmıştım. Belki bir yerlerde sihirli bir değnek bulabilirdim. Düşünsenize masalda balkabağından araba, farelerden at, camdan ayakkabılar yapan bir büyükanne vardı, öyle ise beni küçük dünyamdan çıkartıp ay'ın kimseye göstermediği yerine atması daha kolay olurdu. Ben ay'a gitmek istedim, ben satürnün halkasına oturup uzayı seyretmek istedim...
Ve ben hiç bir zaman inanmamıştım camdan ayakkabıların zerafetine, inanmamıştım sarayların ve şatoların ihtişamına ve beklememiştim hiçbir zaman beyaz atıyla bana gelecek bir prensi. Masalcılar kadınları kandırmak için vardır. Onlar kadınları bir gün beyaz atlı prensin gelip onları sarayına götüreceği konusunda kandırırlar. KANMAYIN!
Sizin Tanrının gölgesinden taşan hayallerinizi taşıyacak bir prens mevcut değil bu gezegende Hanımlar, kalkın ve kendiniz yapın!
Dipnot: Saray kelimesinin nasıl yazıldığını unuttuğum için sözlük açarak geldim buraya.
Yıllar sonra oğlum la beraber oğlum sayesinde nostaljik yaşadım güzel oldu hayatın tekrarı gibi güzel oldu iyiki de kitaplar var dediğim anlardan birini yaşadım...
Hayatımda ilk duyduğum hikaye ve anlatması için ablama ısrar ettiğim bir hikayeydi sinderella nın o iyi kalbi cesur olması beni etkilemişti çok hayal kurmuştum.Kitap ile kalın
Yeğenim için okuyabileceğimiz masallara bakarken bu seriye denk geldim ve çok sevdim. Hem ingilizce hem güzel görselleri var kesinlikle tavsiye ederim.
CinderellaCharles Perrault · Make Believe Ideas · 20152,431 okunma
Charles Perrault (Telaffuz: [şarl pero]), Fransız şair, yazar, edebiyat teorisyenidir.
Yaşamının son yıllarında çocukları için derlediği ve Kaz Ana’nın Öyküleri (1697) adlı kitabında yayımladığı masallar (Uyuyan Güzel, Kırmızı Başlıklı Kız, Mavi Sakal, Çizmeli Kedi, Külkedisi) birer dünya klasiği haline gelmiştir. Perrault, yaşadığı dönemde Avrupa'da çok bilinen ve bir sözlü edebiyat ürünü olarak anlatılan çocuk masallarını bu kitapta bir araya getirmiş; yazıya geçirdiği masallar daha sonra başta Grimm Kardeşler olmak üzere başkaları tarafından da yeniden yazılmış; opera, bale (Çaykovski’nin Uyuyan Güzel balesi gibi), tiyatro ve filme (Walt Disney şirketinin Külkedisi ve Uyuyan Güzel animasyon filmleri gibi) uyarlanarak günümüze gelmiştir. Bunun için Perrault “çocuk kitaplarının babası” olarak anılır.
XIV. Louis devrinin Fransız Akademisi üyesi önemli bir edebiyatçı olan Perrault, yaşadığı dönemde önce Fransa’yı sonra tüm Avrupa’yı saran “Eskiler - Yeniler Kavgası”nın ortaya çıkmasındaki rolü ile tanınmış bir entelektüeldir. Eskileri taklit eden çağdaş yazarları bu tutumlarından ötürü eleştiren Perrault, insan düşüncesinin zaman içinde olgunlaştığını, eskilere öykünmenin bir yararı olmayacağını ve yeni yapıtların daha üstün olduğunu öne sürmüştür.
Devrin ünlü mimarlarından Claude Perrault’nun kardeşidir