Kutuz Hoca'nın Hatıraları / Cumhuriyet Devrinde Bir Köy Hocası (Anadolu Kitaplığı serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
164
Gösterim
Adı:
Kutuz Hoca'nın Hatıraları / Cumhuriyet Devrinde Bir Köy Hocası
Alt başlık:
Anadolu Kitaplığı serisi 1
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032762
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Kutuz Hoca
Kutuz Hoca
348 syf.
Kitabın bir kısmını evde bir kısmını yolda bir kısmını da hastanede okuyarak nihayete erdirdim. Sabit bir mekanda okumayı tercih ederdim elbet ama böylesi de farklı bir tat bıraktı. Farklı mekânlarda hatırlanacak bir anı olarak kalacak.

Hakikate muhtaç yaratılmışım bir yönüyle onu görmek, duymak, onunla hemhâl olmak istiyorum. Kendisini bana hatırlatmasını bekler vaziyette yaşıyorum. Okuduklarımda, dinlediklerimde onu arıyorum. Bazen yaşanmış bir hayat olarak karşıma çıkıyor bazen bir şiirde yahut bir kitap satırında.

Kutuz Hoca'nın Hatıralarında da hakikatten parçalar buldum. Buldukça peşine düştüm, anne olmanın hakikatini gördüm mesela, baba olmayı taşı çatlatan bir yeşillik gibi gördüm, sert ama parçalanmaya hazır...
Sonra; Rabbin kelâmına adanmış ona hürmetle geçen bir hayat gördüm.
Bu topraklar nasıl sevilir, kul hakkı, anne-baba hakkı, komşu hakkı bunlar tam olarak neye tekabül eder, nasıl ödenir, onu gördüm.
Ben, gerçekten bir ömür nasıl yaşanır onu gördüm.

Daha uzun yazmak isterdim fakat şuan için arkasına sığındığım bahanelerim var.

Bu kitapla yolunuzun kesişmesi dileğiyle...
348 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Cumhuriyet'in ilk döneminde profesör hafız oğullar yetiştiren bir köy hocasının gerek ilmi gerek ameli gerek uslubi olarak yaşantısını ele alan dönemi tanımak için okunabilecek çok hoş bir hatırat kitabı özellikle ilim yolcuları ve imamlar tekrar tekrar okumalı...
İsmail Kara Hocanın da ellerine sağlık...
348 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Nüfusta Mehmet Kara : "annemin gelinlik sandığının iç kapağına babamın düştüğü kayda nazaran 13 Ağustos 1334 tarihinde Güneyce'de dünyaya gelmişim" diyerek hayatını anlatmaya başlayan Karadenizin güzel insanlarından biri.
En severek okuduğum kitap türü biyografilerdir. Tecrübeler, anılar, dönem-tarih okumalarına şahit oluyoruz bu eserlerde bence.
Kitap dört bölümden oluşuyor; 1. bölüm hayatına dair bilgiler,kendi anlatıları. 2. bölüm çocuklarının dilinden Kutuz Hoca. 3-4. bölümler kitaba dair ve vefatından sonra hocaefendi'ye dair yazılanlar.
Kitabı okudukça hocanın müthiş bir hafızaya sahip olduğunu fark edeceksiniz muhakkak. Bu da büyük ihtimalle Kutuz Hoca'nın hafız olmasına bağlıdır. İsimler, yıllar, yerler o kadar ayrıntılı anlatılmış ki. Anlatmanın yanında kitapta hocanın almış olduğu notlar, gönderdiği mektuplar resim olarak önümüze serilmekte.
Hocanın hayatını okudukça şu düşünce içine girdim; kök kuvvetliyse ağacın meyveleri de çok olur ve lezzetlidir. İşte hoca ve onun gibi niceleri görmediğimiz sessiz kahramanlar, köklerimiz, geçmişimiz. Kutuz hoca'nın kökleri kuvvetli olduğu gibi o da evlatlarına aktarmış bu gücü. Sadece evlatlarına mı? Tüm köye ve onunla iletişime geçen herkese dal vermiş.
İleri yaşına rağmen hem okutan hem okuyan Kutuz Hoca cemaatine sadece namaz kıldıran bir hoca değil, onların doktoru, aynı zamanda dert ortağıdır. Köye gelen öğretmenlerin, misafirlerin ağırlanması onun omzundadır. Köyün yolu ve su tamirlerini, muhtaçlara para toplama işini imamlık vazifesi arasında görür. Cenaze işlerine o bakar. Camilerin inşaatına önayak olur vs.(272) boş durmayan boş durmayı sevmeyen kısa boyuyla çok işlere el atan güzel bir insan. KUTUZ LAKABI BOYUNUN KISA OLMASI İLE KENDİSİNE VERİLMİŞTİR.
Kitapta dikkatimi çeken konulardan birisi hocanın 41 aylık askerlik dönemi ve bu dönemde komutanlarından görmüş olduğu ihtimam. Sıhhiyede vazife verilmesi ve teravihlerde namaz kıldırmak için görevlendirilmesi o dönemle ilgili ipuçları veriyor.93 yıl ömür süren Hocanın siyasete dair görüş ve çıkarımları, Mustafa Kemalle ilgili görüşleri de gerçekten takdire şayan.
Hoca yanında torunlarından bir, bazen iki tanesini de bulundururdu. Zeki fakat yaramaz çocuklardı. Onlara hem kızar hem de " Çocukların ruhları büyük ama cesetleri küçük. Onun için ruh cesetleri hoplatıyor, yerlerinde duramıyorlar" derdi.
Kolektif
Sayfa 55 - Dergâh Yayınları, Ahmet Kumkum Hoca
1934 yılında yapılan yeni düzenleme sadece Diyanet İşleri Başkanının sarıkla dolaşabilmesine müsaade ediyordu...
Bu karar müftü Nuh Efendiye de tebliğ edildi. Müftü Efendi çok sıkıntılı bir duruma düşmüştü. Eski hocalardan Antin Osman Efendi müftünün yanına gelmiş ve "Vali kimdir de bize şapka için tebliğ de bulunacak, biz birer fötr şapka alıp takalım, sokakta gezelim, o da işitsin" diyerek onu ikna etmiş. Ikisi satın aldıkları fötr şapkayı takınarak sokağa çıkmışlar. Müftüyü bu şekilde gören esnaf dükkânlarının içlerine doğru kaçıştılar, sokaktaki halk da kaçıştı; müftü efendiyi - esnafın ifadeleriyle- bu " feci " halde görmekten utanıyorlardı. Halbuki müftü efendi sokağa çıktığı zaman veya evine gidip gelirken halk ve bütün esnaf ayağa kalkar, onun vereceği selamı almayı şeref kabul eder, hürmet gösterirlerdi.
Kolektif
Sayfa 190 - Dergâh Yayınları
Düğün günü geldi çattı, benim ne doğrudürüst giyecek elbisem ne de cebimde para var. Ayrıca komşunun evinde evleniyoruz. Zevcemi de henüz hiç görmüş değilim.
Kolektif
Sayfa 125 - dergâh yayınları
Rize'de olduğum sene Türkçe ezan kararı çıktı. Ben de sözlerini ve makamını ezberledim. Çocuk olduğum için Türkçe ezan ve makamı benim için biraz da eğlence idi. Yaşlı hocaların bu işten çok rahatsız olduklarını, bir kısmının Türkçe ezan okunurken yere baktıklarını, haya ettiklerini, ağladıklarını sonraları fark edecek ve anlayacaktım.
Köye döndüğüm zaman ezanların okunmadığını farkettim. Meğer kimse Tükçe ezan okumayı bilmiyor, öğrenmek de istemiyor! Büyük Cami'nin imamı olan Oflu Serdar Hoca yalnız sabah ezanını Arapça olarak minareden okuyor, diğer ezanları adeta sükutla geçiştiriyordu.
Kolektif
Sayfa 95 - Dergâh Yayınları
Rize'ye Ramazanlığa gideceğim sıra akşamdan hazırlanmış, yeni elbiselerimi giymiş ve yatmıştım. Sabah erkenden kalkacak ve yola revan olacağım. Yeğenim Kâmil de yanımda yattı uyudu. Gecenin bir saatinde uyandım ki üstüm başım ıpıslak. Anladım ki Kâmil altına kaçırmış. Yedek elbisem yok ki kirlileri çıkartıp onları giyeyim. Ne yapacağım şimdi?
Anneme seslendim, rahmetli kalktı, "eyvah, akıl edemedik, onunla yolculuk gecesi yatılır mı?" dedikten sonra hiç vakit kaybetmeden ateşi yaktı, su ısıttı, giydiğim elbiseleri yıkadı, ateşin karşısında tek tek kuruttu. Ben de yıkandım, kuruyan sıcak elbiseleri giydim ve vaktinde yola çıktım.
Kolektif
Sayfa 98 - Dergâh Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kutuz Hoca'nın Hatıraları / Cumhuriyet Devrinde Bir Köy Hocası
Alt başlık:
Anadolu Kitaplığı serisi 1
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032762
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Kutuz Hoca
Kutuz Hoca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0