Labirent (Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası)Sevil Atasoy

·
Okunma
·
Beğeni
·
987
Gösterim
Adı:
Labirent
Alt başlık:
Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası
Baskı tarihi:
Ekim 2006
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118871
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü, öldürüldü mü?

Öldükten sonra pırlanta bir yüzük olup eşinizin parmağında takılı kalmaya ne dersiniz?

Napolyon'un komutasındaki 690.000 Fransız askerinin donarak öldüğü sanılıyordu. Peki DNA sayesinde ortaya çıkan asıl sebep neydi?

Kurbanını bir internet sitesine "30'larında, kızartılabilecek zayıf erkek" ilanı vererek bulan katilden haberiniz var mı?

Marilyn Monroe'nun katili CIA, FBI, mafya ya da başka bir örgüt mü?

Olay yeri incelemenin, adli tıbbın her geçen gün gelişmesinin nedeni suçlular mı?
Katiller işi bilince bilimde gelişir mi?

Tüm soruların ve daha nicelerinin yanıtları Labirent'te.
(Arka Kapak)

Napolyon'un Rusya seferine katılan 690 000 Fransız askerinin yalnızca 3 000'i geri dönebildi. Tarih onların, dondurucu soğuk, açlık, dizanteri ve yüksekateşten öldüklerini yazdı. Ama?.. Marilyn Monroe'nun ölümünün arkasında Mafya, CIA veya FBI gibi örgütlerden biri olmasın sakın?.. Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü,öldürüldü mü? Kıskanç bir kocanın mı kurbanı, yoksa yeteneğini kıskananların mı? 2006 yılında doğumunun 250. yılı kutlanan Mozart'ın ölümünün ardındaki sır perdesi, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi aralanıyor. DNA'yla belki de tarih yeniden yazılıyor. Günümüzün "suç" dünyasındaki ençapraşık olaylarda bile suçlunun ve suç aletlerinin saptanmasında, çok farklı ve kesin sonuçlara varılmasında bilimsel ve teknolojik gelişmeler önemli rol oynuyor artık. Adli tıp alanında uluslararası bir üne sahip Prof. Dr. Sevil Atasoy, Labirent'te suçların ve suçluların ortaya çıkarılmasında geliştirilen yöntemleri bilimin ışığında ve örneklerle gözler önüne seriyor. Dünyanın dört bir yanında, olay yeri inceleme birimlerinde ve kriminal laboratuvarlarda çalışanların labirentlerde dolaşarak suçu nasıl aydınlattıklarını, suçluyu, suçsuzdan nasıl ayırdıklarını anlatıyor. Ve gerçeğe, sadece gerçeğe ulaşmaya çalışan delil avcılarının, zor ama bir o kadar gizemli ve çekici dünyasında yolculuğa çıkarıyor okuru.
(Tanıtım Yazısından)
Adli bilimlere ilişkin ülkemizden ve dünyadan çok değişik olayların anlatıldığı, suçluların nasıl yakalandıklarını anlatan güzel bir eser.Olayların yaşanmış olması kendi adıma kitabı daha ilgi çekici yapıyor...

Örneğin, "7 Eylül 1978 sabahı hava biraz kapalı, biraz yağmurluydu. Ünlü yazar Georgi İvanov Markov, yeşil Citroen’ini, Londra’nın Waterloo Köprüsü’nün güney ayağındaki park yerine bıraktı.
 Merdivenleri çıktı, durağa yürüdü ve kendisini karşı kıyıdaki, Bulgarca haber spikeri olarak çalıştığı BBC binasına götürecek, kırmızı, iki katlı otobüsü beklemeye başladı. Birden, sağ baldırında garip bir sızı hissetti. Etrafa bakındı. İri yarı, 40 yaşlarında, siyah pardösülü birinin, yerden şemsiyesini kaldırmakta olduğunu gördü. Adam, homurtulu bir sesle anlaşılmaz bir şeyler söyledi ve geçmekte olan bir taksiye binerek trafiğin içinde kayboldu. "Yabancı olsa gerek" diye düşündü Markov ve 4 gün sonra öldü. " (syf 116) gibi...Daha sonra bu olayın ayrıntılarına giriyor...
Bunun dışında adli bilimler hakkında birçok bilgi verebilen bir kitap.
Bu tarz konulara ilgi duyanlar için tavsiye ederim...
Merakla ve heyecanla okudum
Bilimsel güzel bir tad bıraktı zihnimde
Diğer kitaplarını da okumak büyük bir zevk
Bilim kadını olmasına rağmen dili anlaşılır,kitap akıcı
Müslümanlara ve Yahudilere yasak olan kremasyon (yaklaşık 1 000-1 200 derece sıcaklıkta cesedin en az 70 dakika yakılması), Hıristiyanlar’ın büyük bir bölümü için mümkün, Hindu ve Budistler için, bazı istisnalar dışında, zorunlu bir sondur. Ingrid Bergman, Steve Mc Queen, Rock Hudson, Kurt Cobain, Walt Disney, Alfred Hitchcock, Albert Einstein (beyni çıkartıldıktan sonra), Prenses Margaret küle dönüşmeyi seçen ünlülerden sadece birkaçı. İnsan bedenindeki olağanüstü değerli moleküllerin doğal döngüye katılmasını ve yeni canlara yapıtaşı olmasını engelleyen bu işlemi daha “çevre dostu” bulanlar, ciddi bir yanılgı içindeler. Krematoryumların bacalarından gökyüzüne karışan sadece su buharı ve karbondioksit gazı olmayıp, aralarında azot oksit, kükürt dioksit, cıva (sadece İsveç’te, 1 yılda yakılanların diş dolgularından gökyüzüne yükselen cıva, iki tona yakın), hidrojen fluorür, hidrojen klorür, furan ve dioksin gibi, çevreyi kirleten pek çok bileşik yer alır. Geride kalan 2-3 kg külde (yaşa, cinsiyete, ağırlığa göre değişir) başlıca kalsiyum, çinko, demir, fosfor, potasyum, silis bulunur.
Sevil Atasoy
Sayfa 149 - Doğan Kitap (E-kitap)
Bazı ülkelerde, gömülmek ya da yakılmak dışında başka seçenekler de var. Örneğin İsveç firması Promessa Organic AB, mezar yeri sıkıntısının ve çevre kirliliğinin her geçen gün arttığı dünyamızda, kalıntıları ortadan kaldırmada işe yarayacak yeni bir yöntem geliştirmiş. Ceset önce donduruluyor, daha sonra sıvı azota daldırılarak, kırılgan hale getiriliyor. Ses dalgalarıyla organik bir toza dönüştürülen gövde, vakum altında kurutuluyor. “Hijyenik ve kokusuz” olduğu iddia edilen son ürün, mısır nişastasından yapılmış bir kaba aktarılıyor ve fazla derin olmayacak şekilde toprağa gömülüyor. En geç 6 ayda, iyi bir gübreye dönüşüyorsunuz. Firma, en sevdiğiniz ağacı üzerinize dikmeyi, böylelikle sizi hızla ekolojik döngüye katmayı öneriyor.
Sevil Atasoy
Sayfa 145 - Doğan Kitap (E-kitap)
Hangi yolla vücuda girerse girsin eroin, kimyasal adıyla diasetilmorfin, dakikalar içinde önce 6-asetilmorfine, daha sonra morfine dönüşür. Kodeinli ya da morfinli ilaçlar alındığında ya da çok miktarda haşhaş tohumu yendiğinde, 6-asetilmorfin oluşmaz. Bu nedenle, kanda ya da idrarda 6-asetilmorfin bulmak, eroin kullanıldığının en güvenilir delilidir.

Kan ve idrar analizleriyle kişinin eroin kullanımı hakkında en fazla bir gün geriye gidilebilir. Buna karşılık saç ve vücuttaki diğer kılların içerdiği bilgi, idrar ya da kanın çok ötesindedir. Saçın keratin matriksinde “ksenobiyotik” olarak adlandırdığımız, organizmaya yabancı maddelerin pek çoğu, bu arada uyuşturucular, kalıcı biçimde yerleşir. Yıkamayla, boyatmayla yok olmazlar. Üstelik tıpkı bir teyp bandı gibi okunabilir ve kökten uca doğru her bir santimi, yaşanan yaklaşık bir aya denk gelecek biçimde, hangi maddenin ya da maddelerin kullanıldığını gösterir. Özetle, 5 santim saç, 5 aylık geçmiş hakkında bilgi verir. Kafanız kelse, saçlarınızı kazıtmışsanız ya da ektirdiyseniz, vücudunuzun başka yerlerindeki kıllar da işe yarar.
Sevil Atasoy
Sayfa 29 - E-kitap
Söz, kanda alkol tayininden açılmışken yıllar önce başımdan geçen iki olayı hatırladım. 80’li yılların başında Adli Tıp Kurumu olarak, Taksim Meydanı’na park ettiğimiz beyaz minibüs içerisinde, Türkiye’de ilk kez, alkol üfleme gereçlerini kullanmaya, trafik kazaları sonrasında da kanda alkol tayini yaparak emniyete yardımcı olmaya başlamıştık. Polisin hastane ve dispanserlerden aldırarak kuruma getirdiği kanlarda sıklıkla alkol çıkar, sürücüler ise ısrarla alkol almadıklarını ifade ederdi. Meğerse, kanı alanlar, iğnenin batacağı yeri alkollü pamukla siler, alkol de buharlaşarak enjektöre dolan kana karışırmış. Nerede hata yapıldığını çözmek, birkaç ayımızı almıştı.

Toprağı bol olsun, babam Prof. Dr. Şemsi Gök, kurumdan çıkan her raporu inceler, onay imzasını öyle atardı (bir yılda çıkan rapor sayısı 70 000 dolayındaydı!). Bir ölü kanı için verdiğimiz, oldukça yüksek alkollü raporu gördüğünde ortalığı ayağa kaldırmıştı. Meğer, ölen İstanbul camilerinden birinin imamıymış. Defalarca çalışıldığı halde hep aynı sonuç çıkıyordu. Yan yana dizili duran kan tüplerinin, ağzı iyi kapatılmadığında, bunların birindeki yüksek alkolün, buharlaşarak diğerlerine bulaştığını, bu olayla çözmüştük. Ülkemizde adli toksikoloji 25 yılda nerelerden nereye geldi. Ne demeli, geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer.
Sevil Atasoy
Sayfa 103 - Doğan Kitap (E-kitap)
Mozart’ın ölümüne ister kasten, isterse kaza sonucu cıva zehirlenmesinin neden olduğunu varsayalım. Bu zehirlenmenin temel bulguları olan bellek kaybı, aşırı tükürük salgısı, unutkanlık, titreme gibi bazı belirtilerine Mozart’ta rastlanmadı. Neredeyse son nefesine kadar aklı başındaydı, elleri hiç titremeden Requiem’in notalarını yazmakta ve yakınlarıyla birlikte bazı bölümlerini söylemekteydi. Yine de bazı bulguların olmaması, cıvayla zehirlenmediğini göstermez.
Sevil Atasoy
Sayfa 72 - E-kitap
Steroid ya da başka doping maddelerinden zarar görenlerin sayısı pek çok. Bir İngiliz doktorun vitamin diyerek verdiği steroidi, yıllar boyu kullanmak zorunda kalan Amerikalı ağır sıklet boksörü Robert Hazelton, 12 nisan 2005’te Amerikan Temsilciler Meclisi’nde konuştu ve doping kontrol yasalarının sertleşmesini, ilkokullardan başlayarak kontrol yapılmasını talep etti. Hazelton, tekerlekli sandalyeye bağlı, çünkü birbiri ardına geçirdiği 49 ameliyatla, her iki bacağı, parmaklarından başlayarak, kalçalarına kadar azar azar kesilmiş.
Sevil Atasoy
Sayfa 51 - E-kitap
Mozart’ın tıpkı Baudelaire, Schubert, Schumann, Dostoyevski, Paganini gibi frengisi vardı. Kristof Kolomb’un ilk Amerika seferinden geri dönenlerle birlikte Avrupa’ya gelen bu hastalık, şimdilerde termometrelerden, tansiyon aletlerinden, diş dolgularından bile çıkartılmaya çalışılan cıvayla tedavi ediliyordu ve Mozart da cıvalı bir preparat kullanmaktaydı. Kimilerine göre, aldığı ilacın dozunu şaşırdığı için kendini zehirledi.
Sevil Atasoy
Sayfa 71 - E-kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Labirent
Alt başlık:
Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası
Baskı tarihi:
Ekim 2006
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118871
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü, öldürüldü mü?

Öldükten sonra pırlanta bir yüzük olup eşinizin parmağında takılı kalmaya ne dersiniz?

Napolyon'un komutasındaki 690.000 Fransız askerinin donarak öldüğü sanılıyordu. Peki DNA sayesinde ortaya çıkan asıl sebep neydi?

Kurbanını bir internet sitesine "30'larında, kızartılabilecek zayıf erkek" ilanı vererek bulan katilden haberiniz var mı?

Marilyn Monroe'nun katili CIA, FBI, mafya ya da başka bir örgüt mü?

Olay yeri incelemenin, adli tıbbın her geçen gün gelişmesinin nedeni suçlular mı?
Katiller işi bilince bilimde gelişir mi?

Tüm soruların ve daha nicelerinin yanıtları Labirent'te.
(Arka Kapak)

Napolyon'un Rusya seferine katılan 690 000 Fransız askerinin yalnızca 3 000'i geri dönebildi. Tarih onların, dondurucu soğuk, açlık, dizanteri ve yüksekateşten öldüklerini yazdı. Ama?.. Marilyn Monroe'nun ölümünün arkasında Mafya, CIA veya FBI gibi örgütlerden biri olmasın sakın?.. Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü,öldürüldü mü? Kıskanç bir kocanın mı kurbanı, yoksa yeteneğini kıskananların mı? 2006 yılında doğumunun 250. yılı kutlanan Mozart'ın ölümünün ardındaki sır perdesi, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi aralanıyor. DNA'yla belki de tarih yeniden yazılıyor. Günümüzün "suç" dünyasındaki ençapraşık olaylarda bile suçlunun ve suç aletlerinin saptanmasında, çok farklı ve kesin sonuçlara varılmasında bilimsel ve teknolojik gelişmeler önemli rol oynuyor artık. Adli tıp alanında uluslararası bir üne sahip Prof. Dr. Sevil Atasoy, Labirent'te suçların ve suçluların ortaya çıkarılmasında geliştirilen yöntemleri bilimin ışığında ve örneklerle gözler önüne seriyor. Dünyanın dört bir yanında, olay yeri inceleme birimlerinde ve kriminal laboratuvarlarda çalışanların labirentlerde dolaşarak suçu nasıl aydınlattıklarını, suçluyu, suçsuzdan nasıl ayırdıklarını anlatıyor. Ve gerçeğe, sadece gerçeğe ulaşmaya çalışan delil avcılarının, zor ama bir o kadar gizemli ve çekici dünyasında yolculuğa çıkarıyor okuru.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 36 okur

  • Zeynep Demirsoy
  • Erdinç Gümüş
  • İrem Lale
  • Okur-gezer
  • Terk-i Diyar
  • Ayşe Okşan Üçgöz
  • Kemal Ersin Yılmaz
  • Serhan Ataç
  • Merve Ergin
  • Hafsa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%46.2
25-34 Yaş
%23.1
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%7.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.7
Erkek
%23.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.3 (5)
9
%31.3 (5)
8
%12.5 (2)
7
%18.8 (3)
6
%0
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0