Labirent (Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1748
Gösterim
Adı:
Labirent
Alt başlık:
Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası
Baskı tarihi:
Ekim 2006
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118871
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü, öldürüldü mü?

Öldükten sonra pırlanta bir yüzük olup eşinizin parmağında takılı kalmaya ne dersiniz? 

Napolyon'un komutasındaki 690.000 Fransız askerinin donarak öldüğü sanılıyordu. Peki DNA sayesinde ortaya çıkan asıl sebep neydi?

Kurbanını bir internet sitesine "30'larında, kızartılabilecek zayıf erkek" ilanı vererek bulan katilden haberiniz var mı?

Marilyn Monroe'nun katili CIA, FBI, mafya ya da başka bir örgüt mü?

Olay yeri incelemenin, adli tıbbın her geçen gün gelişmesinin nedeni suçlular mı?
Katiller işi bilince bilimde gelişir mi?

Tüm soruların ve daha nicelerinin yanıtları Labirent'te.
(Arka Kapak)

Napolyon'un Rusya seferine katılan 690 000 Fransız askerinin yalnızca 3 000'i geri dönebildi. Tarih onların, dondurucu soğuk, açlık, dizanteri ve yüksekateşten öldüklerini yazdı. Ama?.. Marilyn Monroe'nun ölümünün arkasında Mafya, CIA veya FBI gibi örgütlerden biri olmasın sakın?.. Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü,öldürüldü mü? Kıskanç bir kocanın mı kurbanı, yoksa yeteneğini kıskananların mı? 2006 yılında doğumunun 250. yılı kutlanan Mozart'ın ölümünün ardındaki sır perdesi, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi aralanıyor. DNA'yla belki de tarih yeniden yazılıyor. Günümüzün "suç" dünyasındaki ençapraşık olaylarda bile suçlunun ve suç aletlerinin saptanmasında, çok farklı ve kesin sonuçlara varılmasında bilimsel ve teknolojik gelişmeler önemli rol oynuyor artık. Adli tıp alanında uluslararası bir üne sahip Prof. Dr. Sevil Atasoy, Labirent'te suçların ve suçluların ortaya çıkarılmasında geliştirilen yöntemleri bilimin ışığında ve örneklerle gözler önüne seriyor. Dünyanın dört bir yanında, olay yeri inceleme birimlerinde ve kriminal laboratuvarlarda çalışanların labirentlerde dolaşarak suçu nasıl aydınlattıklarını, suçluyu, suçsuzdan nasıl ayırdıklarını anlatıyor. Ve gerçeğe, sadece gerçeğe ulaşmaya çalışan delil avcılarının, zor ama bir o kadar gizemli ve çekici dünyasında yolculuğa çıkarıyor okuru. 
(Tanıtım Yazısından)
204 syf.
·3 günde·9/10
Adli Bilimlerin neredeyse tarihine ışık tutan olay döngüleri anlatılan eserde; bu bilim dalının her geçen gün nasıl geliştiği ile ilgili çözülmüş ve çözümlenmiş davalar yer alıyor...

Yirmi yıl saklanılan bir kıl, bir insanın masumiyetine nasıl ön ayak oluyor? Haksız yere mahkum olan kurbanların adalet karşısında bundan yıllar önce ne kadar çaresiz oldukları yaşanmış olaylar ışığında gün yüzüne çıkıyor.

Tabi bu bilim gelişmeden önce yapılan analizler ile hüküm giyen insanlarda az değil. DNA verileri dışında sadece parmak izleri ile mahkum olan insanlar uzun süre mahkum olmalarına rağmen hala masumiyetlerini savunarak davalarının yeniden açılmasını istemekte hiçte haksız değiller...

Prof. Dr. Sevil Atasoy'un dünyanın en ünlü davalarında Adli Bilimlerin sağladığı kolaylıkları 2006 yılında kaleme aldığı bu eserinde ne kadar ilerleyebileceğini de ön görmüş. Bazı davalar oldukça şaşırtıcı ve günümüzde bile sırrını koruyor. Bu sırların bu kadar uzun yıllar çözülememesi, katilin zekasından mı yoksa bilimin o dönemlerde ki yetersizliğinden mi kaynakladığını eseri okuyunca anlayacaksınız...

Örneğin Marilyn Monroe'nin ölümü sırrını korurken, Kennedy kardeşlerinde ölümlerinin de aydınlatılamaması bir tesadüf mü?

Buna benzer bir çok dava Adli Bilimlerin gelişmesine sebep olurken, gizemini koruyan ve tekrar gündeme gelmek için bekleyen dosyaların bilim eşliğinde çözülmesi için tozlu raflarda sıralarını beklemeye devam edecek gibi görünüyor...

Eseri bu bilime ilgisi olan her okura tavsiye ederim....
204 syf.
·Beğendi·8/10
Adli bilimlere ilişkin ülkemizden ve dünyadan çok değişik olayların anlatıldığı, suçluların nasıl yakalandıklarını anlatan güzel bir eser.Olayların yaşanmış olması kendi adıma kitabı daha ilgi çekici yapıyor...

Örneğin, "7 Eylül 1978 sabahı hava biraz kapalı, biraz yağmurluydu. Ünlü yazar Georgi İvanov Markov, yeşil Citroen’ini, Londra’nın Waterloo Köprüsü’nün güney ayağındaki park yerine bıraktı.
 Merdivenleri çıktı, durağa yürüdü ve kendisini karşı kıyıdaki, Bulgarca haber spikeri olarak çalıştığı BBC binasına götürecek, kırmızı, iki katlı otobüsü beklemeye başladı. Birden, sağ baldırında garip bir sızı hissetti. Etrafa bakındı. İri yarı, 40 yaşlarında, siyah pardösülü birinin, yerden şemsiyesini kaldırmakta olduğunu gördü. Adam, homurtulu bir sesle anlaşılmaz bir şeyler söyledi ve geçmekte olan bir taksiye binerek trafiğin içinde kayboldu. "Yabancı olsa gerek" diye düşündü Markov ve 4 gün sonra öldü. " (syf 116) gibi...Daha sonra bu olayın ayrıntılarına giriyor...
Bunun dışında adli bilimler hakkında birçok bilgi verebilen bir kitap.
Bu tarz konulara ilgi duyanlar için tavsiye ederim...
204 syf.
·Beğendi·10/10
Merakla ve heyecanla okudum
Bilimsel güzel bir tad bıraktı zihnimde
Diğer kitaplarını da okumak büyük bir zevk
Bilim kadını olmasına rağmen dili anlaşılır,kitap akıcı
Bazı ülkelerde, gömülmek ya da yakılmak dışında başka seçenekler de var. Örneğin İsveç firması Promessa Organic AB, mezar yeri sıkıntısının ve çevre kirliliğinin her geçen gün arttığı dünyamızda, kalıntıları ortadan kaldırmada işe yarayacak yeni bir yöntem geliştirmiş. Ceset önce donduruluyor, daha sonra sıvı azota daldırılarak, kırılgan hale getiriliyor. Ses dalgalarıyla organik bir toza dönüştürülen gövde, vakum altında kurutuluyor. “Hijyenik ve kokusuz” olduğu iddia edilen son ürün, mısır nişastasından yapılmış bir kaba aktarılıyor ve fazla derin olmayacak şekilde toprağa gömülüyor. En geç 6 ayda, iyi bir gübreye dönüşüyorsunuz. Firma, en sevdiğiniz ağacı üzerinize dikmeyi, böylelikle sizi hızla ekolojik döngüye katmayı öneriyor.
Sevil Atasoy
Sayfa 145 - Doğan Kitap (E-kitap)
Müslümanlara ve Yahudilere yasak olan kremasyon (yaklaşık 1 000-1 200 derece sıcaklıkta cesedin en az 70 dakika yakılması), Hıristiyanlar’ın büyük bir bölümü için mümkün, Hindu ve Budistler için, bazı istisnalar dışında, zorunlu bir sondur. Ingrid Bergman, Steve Mc Queen, Rock Hudson, Kurt Cobain, Walt Disney, Alfred Hitchcock, Albert Einstein (beyni çıkartıldıktan sonra), Prenses Margaret küle dönüşmeyi seçen ünlülerden sadece birkaçı. İnsan bedenindeki olağanüstü değerli moleküllerin doğal döngüye katılmasını ve yeni canlara yapıtaşı olmasını engelleyen bu işlemi daha “çevre dostu” bulanlar, ciddi bir yanılgı içindeler. Krematoryumların bacalarından gökyüzüne karışan sadece su buharı ve karbondioksit gazı olmayıp, aralarında azot oksit, kükürt dioksit, cıva (sadece İsveç’te, 1 yılda yakılanların diş dolgularından gökyüzüne yükselen cıva, iki tona yakın), hidrojen fluorür, hidrojen klorür, furan ve dioksin gibi, çevreyi kirleten pek çok bileşik yer alır. Geride kalan 2-3 kg külde (yaşa, cinsiyete, ağırlığa göre değişir) başlıca kalsiyum, çinko, demir, fosfor, potasyum, silis bulunur.
Sevil Atasoy
Sayfa 149 - Doğan Kitap (E-kitap)
Mozart, çapkın bir erkekti. Piyano dersleri verdiği, mason locasindan biraderi Franz Hofdemel'in 23 yaşındaki kansı Magdalena'yla aralarında bir aşk ilişkisi bulunduğu dedikoduları alıp yürümüştü. Bunu, bir de Ludwig van Beethoven'in diline dolaması bardağı taşıran son damla oldu. Mozart'ın cenazesinin ertesi günü, Hofdemellerin evine giden bir dostları, Magdalena'yı bir kan gölü içinde buldu. Yüzünde, kollarında ve boynunda bıçak yaraları vardı. Kocası Franz yan odadaydı ve bir usturayla boğazinı kesmişti. 5 aylık hamile Magdalena ölmedi. Doğurduğu erkek
çocuğa hem kocasının hem de Mozart'ın adını verince, çocuğun Mozart'tan olduğu dedikoduları yayıldı. Böylelikle, kıskanç kocanın önce âşığı zehirlediği, sonra karısını öldürmeye kalktığı, ardından intihar ettiği senaryosu ortaya çıktı.
Hangi yolla vücuda girerse girsin eroin, kimyasal adıyla diasetilmorfin, dakikalar içinde önce 6-asetilmorfine, daha sonra morfine dönüşür. Kodeinli ya da morfinli ilaçlar alındığında ya da çok miktarda haşhaş tohumu yendiğinde, 6-asetilmorfin oluşmaz. Bu nedenle, kanda ya da idrarda 6-asetilmorfin bulmak, eroin kullanıldığının en güvenilir delilidir.

Kan ve idrar analizleriyle kişinin eroin kullanımı hakkında en fazla bir gün geriye gidilebilir. Buna karşılık saç ve vücuttaki diğer kılların içerdiği bilgi, idrar ya da kanın çok ötesindedir. Saçın keratin matriksinde “ksenobiyotik” olarak adlandırdığımız, organizmaya yabancı maddelerin pek çoğu, bu arada uyuşturucular, kalıcı biçimde yerleşir. Yıkamayla, boyatmayla yok olmazlar. Üstelik tıpkı bir teyp bandı gibi okunabilir ve kökten uca doğru her bir santimi, yaşanan yaklaşık bir aya denk gelecek biçimde, hangi maddenin ya da maddelerin kullanıldığını gösterir. Özetle, 5 santim saç, 5 aylık geçmiş hakkında bilgi verir. Kafanız kelse, saçlarınızı kazıtmışsanız ya da ektirdiyseniz, vücudunuzun başka yerlerindeki kıllar da işe yarar.
Sevil Atasoy
Sayfa 29 - E-kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Labirent
Alt başlık:
Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası
Baskı tarihi:
Ekim 2006
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051118871
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü, öldürüldü mü?

Öldükten sonra pırlanta bir yüzük olup eşinizin parmağında takılı kalmaya ne dersiniz? 

Napolyon'un komutasındaki 690.000 Fransız askerinin donarak öldüğü sanılıyordu. Peki DNA sayesinde ortaya çıkan asıl sebep neydi?

Kurbanını bir internet sitesine "30'larında, kızartılabilecek zayıf erkek" ilanı vererek bulan katilden haberiniz var mı?

Marilyn Monroe'nun katili CIA, FBI, mafya ya da başka bir örgüt mü?

Olay yeri incelemenin, adli tıbbın her geçen gün gelişmesinin nedeni suçlular mı?
Katiller işi bilince bilimde gelişir mi?

Tüm soruların ve daha nicelerinin yanıtları Labirent'te.
(Arka Kapak)

Napolyon'un Rusya seferine katılan 690 000 Fransız askerinin yalnızca 3 000'i geri dönebildi. Tarih onların, dondurucu soğuk, açlık, dizanteri ve yüksekateşten öldüklerini yazdı. Ama?.. Marilyn Monroe'nun ölümünün arkasında Mafya, CIA veya FBI gibi örgütlerden biri olmasın sakın?.. Wolfgang Amadeus Mozart öldü mü,öldürüldü mü? Kıskanç bir kocanın mı kurbanı, yoksa yeteneğini kıskananların mı? 2006 yılında doğumunun 250. yılı kutlanan Mozart'ın ölümünün ardındaki sır perdesi, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi aralanıyor. DNA'yla belki de tarih yeniden yazılıyor. Günümüzün "suç" dünyasındaki ençapraşık olaylarda bile suçlunun ve suç aletlerinin saptanmasında, çok farklı ve kesin sonuçlara varılmasında bilimsel ve teknolojik gelişmeler önemli rol oynuyor artık. Adli tıp alanında uluslararası bir üne sahip Prof. Dr. Sevil Atasoy, Labirent'te suçların ve suçluların ortaya çıkarılmasında geliştirilen yöntemleri bilimin ışığında ve örneklerle gözler önüne seriyor. Dünyanın dört bir yanında, olay yeri inceleme birimlerinde ve kriminal laboratuvarlarda çalışanların labirentlerde dolaşarak suçu nasıl aydınlattıklarını, suçluyu, suçsuzdan nasıl ayırdıklarını anlatıyor. Ve gerçeğe, sadece gerçeğe ulaşmaya çalışan delil avcılarının, zor ama bir o kadar gizemli ve çekici dünyasında yolculuğa çıkarıyor okuru. 
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 154 okur

  • Nesin
  • Zeynep Yılmaz
  • Emre Ayhan
  • Huzursuz Kitap
  • Beatle
  • Büşş
  • Hatice SOYTÜRK
  • ahmet kaplan
  • yasin yeter
  • Rabia

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%46.2
25-34 Yaş
%23.1
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%7.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.7
Erkek
%23.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.9 (13)
9
%31.1 (14)
8
%22.2 (10)
7
%11.1 (5)
6
%4.4 (2)
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0