Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2022 21:57
Fransız edebiyatının önemli isimlerinden ve güçlü kalemlerinden biri Maupassant. 43 yaşında hayata veda etmiş maalesef. Delilik ve dehalık arasında insanda hayranlık uyandıran bir çizgide aynı zamanda titizlikle ve duyarlılıkla yazmıştır hikayelerini. Hastalığı ile ilgili çok fazla söylence vardır o sebeple o konulara pek değinmiyorum. Kitap 18 ayrı öyküden oluşuyor. Kitabın başında ve sonunda Maupassant ile ilgili ilginç bilgiler yer alıyor. Kitapta; edebiyat çerçevesinde annesinin arkadaşı Flaubert'ten etkilendiği ve üslup bakımından ona benzediği, Emile Zola ile olan dostluğu, "Bir Yaşam" adlı eseriyle Tolstoy'un hayranlığını kazandığı, Henry James'in ondan övgüyle bahsettiği, Sartre'nin onun tekniği ile ilgili görüşlerini ve daha bir çok bilgiyi bulabilirsiniz. Maupassant'a göre; hayat sanattan, sanat da hayattan kopuk değildir. Hikayelerinin hemen hemen hepsini sevdim ama özellikle, le horla, madam tellier'in evi, yağ tulumu ve alexandre öne çıkan hikayelerdendi benim için. Maupassant kesinlikle okunması gereken bir yazar... Keyifli Okumalar!
Le HorlaGuy de Maupassant · Ayrıntı Yayınları · 2015237 okunma
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 18:15
Sus Barbatus'un ikinci cildinde Guy de Maupassant'ın Le Horla'sından bahsedilince okumak istedim. Kitapta 18 seçme öykü var. Bu öykülerin içinde "Madam Tellire'nin Evi" ve "Yağ Tulumu" en çok ilgimi çekenler oldu. Her iki öykünün kahramanları, sosyal statü bakımından iyi durumda olanlar ve olmayanlardan oluşuyordu. Özellikle "Yağ Tulumu" isimli öykü, savaş zamanı bir at arabasında seyahat etmek zorunda kalan, kalbur üstü yolcuların, mesleği nedeniyle hor gördükleri bir kadına muhtaç kalmaları üzerineydi ki, insanların ikiyüzlülüğü ve nankörlüğü çok güzel anlatılmıştı. Kitaba ya da öykülere denk gelirseniz okuyun derim. Bu vesileyle ilk kez Maupassant okumuş oldum. Üç yüzün üzerinde öykü yazmış olan yazar için öykünün ustası da deniyor. Kitabın ilk ve son sayfalarında Maupassant hakkında bana ilginç gelen bilgiler vardı. Flaubert'le olan ilgisini, Tolstoy'un onun hakkında beyan ettiği fikirleri öğrenmiş olmamda kitabın katkısı oldu. #okudumbitti ##maupassant #lehorla #ayrıntıyayınları #kitapönerisi #okumaönerisi #cevirmen #serdarrifatkırkoğlu
Edebiyat
Le HorlaGuy de Maupassant · Ayrıntı Yayınları · 2015237 okunma
kendime not.
Puan vermedi·288 syf.··
2026 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 09:56
Kitabın kendinden çok yazarının zihinsel yolculuğu benim dikkatimi çekti. Kendinin ruh halini bana da yansıtıyor,kitabı okurken hep karanlık, rutubetli, yalnız, korkunç bir ortamda yaşıyormuş gibi hissettim. Burnuma kötü koku bile geldi. Okurken satesinde şöyle bir ingiliz-fransız veya özellikle Alman- fransız savaşlarına bakayım derken Avrupa'nın yıllarla anılan uzun savaşlarına göz atma imkanım oldu.. Bi daha okur muyum? Pek sanmıyorum
Le HorlaGuy de Maupassant · Ayrıntı Yayınları · 2015237 okunma
7/10
·288 syf.··
2023 22. kitabı
Mupasaant en sevdiğim yazarlandandır, Le Horla kitabı da açık ara en favori kitaplarımdan olabilir. Özellikle Le Horla öyküsü gerçekten benim için çok değerlidir. Arada bir açar okurum :) Tanışma kitabı olarak güzel bir kitap olacağını düşünüyorum, kesinlikle tavsiye ederim.
Le HorlaGuy de Maupassant · Ayrıntı Yayınları · 2015237 okunma
Kendime Notlar
9/10
·288 syf.·
2023 1. kitabı
Guy de Maupassant’ın hayatı kitaptaki öykülerine daha da merak duymamı sağladı. On bir yaşındayken annesi babası ayrılmış kardeşiyle birlikte annesiyle yaşamaya başlamış. 1877’de Frengiye yakalanmış ve hayatının geri kalanını hasta geçirmek zorunda kalmış. Acılarını dindirmek için, ona hayal dünyasının kapılarını aralayan eter, esrar, morfin gibi maddeler kullanmaya başlamış. Ancak hastalığı 1882’de ilerlemiş ve akıl sağlığını tehdit eder duruma gelmiş, sanrılar görmeye başlamış. 1887’de otoskopik sanrılar görmeye, yani benzerinin önünde belirdiğine inanmaya başlamış. 1890’dan sonra başka metin yayımlamamış; çünkü genel felç bütün hareketlerine ve düşüncelerine etki etmeye başlamış. Ölümüne kadar tamamıyla delirmiş, 1892’de intihara teşebbüs etmiş ve aynı yıl akıl hastanesine yatırılmış. Ertesi yıl aynı yerde ölmüş. 1868’de Etretat’yı ziyarete gelen İngiliz şair Swinburne’ü burada boğulmaktan kurtarmış ve bunun sonucunda şairle dostunun burada kirladıkları evlerine davet edilmiş. Söylenene göre evde bulunan psikiyatrik kitaplar, garip tablolar, iğrenç kokulu maymun beyni yemeği gibi korkunç ayrıntılarla karşılaşan genç Maupassant’a şair Swinburne, bir de ayrılırken kesik bir el hediye etmiş. Bu el Maupassant’ın Kesik El ve El öykülerine ilham kaynağı olmanın yanı sıra ayrıca yatak odasını da süslemiş. Fantastik kurguyu, daha doğrusu korkuyla harmanlanmış fantastiği bizzat kendi hayatından izlerle metinlerde toplayan Maupassant’ın “Han” öyküsüyle Stephen King’in Shining/ Medyum’una, “Marslı” öyküsüyle Ray Bradbury’ün Mars öykülerine ilham verdiğini düşünmemiz için çok sebebimiz var. Öyle olmasa Bradbury genç yazarlara kısa öykü konusunda Roald Dahl ile birlikte mutlaka okunması gereken isim olarak Maupassant’ı önerir miydi? Maupassant’ın öyküleri sadece korku
Horla ve Karanlık ÖykülerGuy de Maupassant · İthaki Yayınları · 2017237 okunma
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 23:12
Fransız yazar — olay öyküsüyle ismi özdeşleştirilmiş gibi duran — Maupassant'la tanışmak için okunabilecek güzel bir kitaptı. İçinde 26 adet öykü bulunuyor. Kitabın başında yazarın gerek kronolojik gerek düz metin olarak hayatına değinilmiş, güzel de olmuş. Kitabı okurken yazarı daha önce hiç merak etmediğimi fark ettim. Çehov'u okumuştum ama Maupassant'ı nedense hiç okumadım. Son sözde yazılanlara hak verdim; Maupassant bir ev ödevi değil, onu okumak için belli bir yaşı geçmek gerekiyor... Yazar 42 yıllık yaşamına 300'den fazla öykü sığdırmış. Frengi hastalığına yakalanmış, hayatının bir bölümünü felçli geçirmiş, intihar etmeye kalkışmış ve delirmiş. Öykülerinde bu yüzden belki de akıl sağlığı, ölüm konuları biraz saplantılı şekilde önplanda duruyordu. En baştaki öyküler diğerlerine göre daha hafif ama ilerledikçe öykülerdeki kasvet sanki artıyordu. Ölüm, aşk açısı, yalnızlık korkusu, ruh sağlığı, intihar, delilik, manyetizma, hipnoz gibi konular işlenmiş. Yazarın güçlü öykücülüğü hissediliyor. Anlatım yalın ve akıcıydı. "Le Horla" öyküsü ayrıca, "Cthulhu mitosuna" ilham olmuş. Horla dışarıda, dışarıdaki anlamına gelen yabancı bir kelimeymiş. Öykülerin psikolojik yönünü sevdim. Korkunun insandaki tasviri güzel işlenmişti. Bir öyküdeki çarpık zihin epey rahatsız ediciydi. Sondaki mezarlık öyküsü de ilgi çekiciydi...
Horla ve Karanlık ÖykülerGuy de Maupassant · İthaki Yayınları · 2017237 okunma
10/10
·333 syf.··
2020 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2020 15:24
Hastalıklı bir düşünce, bedeni humma ya da veremden bile daha fazla bitirip tüketebilir." * 19. yy Fransız Edebiyatı' nın baş hikayecilerinden, edebi çevre şanslısı( Flaubert,Zola,Daudet), annesinden yadigar olan zihin sancısı sahibi, intihara bu yüzden hep meyletmiş olan Guy De Maupassant; burun önü karesinden bile yeni bir gezegen yaratabilecek denli, gerçekliği ve farklılığı rahatsız edecek zekaya, edebi yeteneğe sahip olduğundan yarattıkları bu güne değin tazeliğini koruyarak gelmiş ve halen de birçok yazarın da kendisinden etkilenerek, feyz aldığı bir yazar. * Bu kitabında düşüncenin karanlık kısımlarından ürettiği( Poe sonrası doğmuş olması kendisi için büyük nimet) okuyanı huzursuz edecek denli gergin tutan ama yine de belirsizliğiyle kendini cezbedici hikayeleri var Guy' ün. Hayatını okumadan kitabına dalmış biri olarak bu zihin sağlıklı bir zihin olamaz dediğimde haklı çıkacağımı da tahmin etmiştim ki sanat böylesi zihinlerin evladıdır. Çok sevdim. Çok hayran kaldım. 43 yıllık yaşamına sığdıklarına ulaşabildiğim için de şanslıydım.(belki hepsine değil) Bir de şu Eyfel Kulesi' ne ayar olup, onu göremediği tek yer olduğu için bünyesindeki restaurantta yemek yiyen adam da kendisidir. Bir diğer tuhaflık da annesinin, kendini saçlarıyla boğmaya çalışması, şahsen böylesi bir intihar çeşidini duymamıştım. Öyle Lütfen kendinizden geçirin bu eseri. #neokudum #guydemaupassant #horlavediğerfantastikhikayeler
Horla ve Diğer Fantastik HikayelerGuy de Maupassant · Oğlak Yayınları · 2003237 okunma
8/10
·288 syf.·
2020 105. kitabı
Maupassant'ın korkuyla harmanladığı öykülerine bayıldım.Kitapta yirmi altı öykü yer alıyor.1875'ten 1890'a kadar(25 yaşından 40 yaşına kadar)300'ün üzerinde öykü yazmış.Bu öyküler o dönemin en ünlü gazeteleri olan Gil Blass,Le Gaulois ve Le Figaro'da yayımlanmış.Maupassant, olay örgüsü'nü ön plana çıkaran yazarlardan.1877'de frengiye yakalanmasıyla zor zamanlar geçirmeye başlamış.Hastalığı yüzünden fiziksel rahatsızlıkların yanısıra sanrılar görmeye başlıyor. Öykülerinin çoğunu gazetelerde yayımlanan olaylardan etkilenerek yazmış(Hayalet,El ve Saçlar gibi).Ayrıca o dönemde oldukça yaygın olan delilik,sanrı görme,kişilik bozuklukları,manyetizma ve hipnoz gibi olaylar da öykülerine ilham kaynağı olmuş.Maupassant çevreden etkilendiği kadar kendi yaşadığı olaylardan da etkilenmiş.Özellikle gördüğü sanrılar.Öykülerinde ayrıca geçen mekanlar bizzat kendi yaşadığı ve gezdiği yerler(Etratat ve Seine nehri kıyısı gibi).Ve bir dipnot daha eklemem gerekirse 1868 yılında şair dostu Swinburne kendisine kesik bir el hediye ediyor ve bu hediye ona Kesik El ve El öykülerini yazmaya ilham oluyor. Öykülerin hepsi çok güzeldi fakat ben en çok Horla(yazarın paranoyaları,korkuları ve kabuslarının izlerini görmemiz açısından),Ölü(insanların aslında yaşarken ne kadar kötü ve çirkin olduklarını ve Maupassant'ın insanlara karşı güvensizliğini ve öfkesini ölülerin çürümüş dillerinde canlandırması çok başarılıydı.)ve Kesik El,El,Madam Hermet öykülerini beğendim ama dediğim gibi bütün öyküler çok güzeldi.Öyküleri çok beğenmeme sebep olan en önemli konu elbette çevirisiydi.Kitabı dilimize çeviren İpek hanıma da teşekkür etmek isterim. Maupassant 1892'de kitap açacağı ile boğazını keserek intihar girişiminde bulunmuş.Bir yıl sonra ise akıl hastanesinde 43 yaşındayken hayatını kaybetmiş.
Horla ve Karanlık ÖykülerGuy de Maupassant · İthaki Yayınları · 2017237 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2021 23. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2021 21:54
Maupassant okumaya,Faruk Duman okuduktan sonra karar verdim çünkü kitabında bolca Horla öyküsünün ismi geçmekteydi.Benim gibi gerilim türü seven bir insanın şimdiye kadar okumamış olması da benim adıma büyük bir ayıp gerçekten.Edgar Allen Poe da aklıma geldi ama mesela onu sevemedim bir türlü ben.Ama Maupassant sadece korku yazmıyor ki,günlük olayları değerlendirmesi, toplumsal konulara değinmesi,arada esprili bir dil kullanması ve güya korku öyküleri olmasına rağmen altını çizdiğim birçok söz ki korku-gerilim kitaplarında sık rastlanan bir durum değildir,kitabı sevmemdeki etkenlerden birkaçı. Bazı öykülerini okurken bana tanıdık gelen durumların,kitabın sonunda Doğu Yücel tarafından yazılan sonsözde karşıma çıkması ve evet ben doğru düşünmüşüm demem de ayrı bir güzellik çünkü Han öyküsünü okurken ilk aklıma gelen en sevdiğim kitabı Medyumla Stephen King oldu ve onun da bu öyküden esinlendiğini bu sayede fark etmiş oldum.Yine bilim kurgu yazarlarından Ray Bradbury'den Ömer Seyfettin'e kadar ondan esinlenen isimler olduğunu okumak da ayrıca hoşuma gitti diyebilirim. Bu kitapta yirmi altı karanlık öykü vardı ve elbette bazıları açık ara öne çıktı ama ben genel olarak hepsini sevdim.Horla başta olmak üzere,Manyetizma,Uyutucu,Marslı gibi öykülerle,evrende insan dışında varlıkların da olabileceği düşüncesi ve paranormal olaylara değinmesi(çok sevdiğim X Files dizisini de hatırlatmakta bana),yine korku öykülerini kabuslar olarak vermesi,kesik eller,evde gezinen siluetler, intiharlar üzerine yapılan değerlendirmeler derken son zamanlarda okuduğum öykü kitapları içinde ön plana çıktı diyebilirim.Bir de Ölü öyküsü var ki o gerilimin ardına gizlenen bakış açısı bence çok çok iyiydi. Gerilim ve öykü sevenler için çifte lezzet sunan bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Horla ve Karanlık ÖykülerGuy de Maupassant · İthaki Yayınları · 2017237 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2019 262. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2019 18:33
Kim dedi ki Maupassant sadece ders kitaplarında geçen önemli olmayan bir yazardır, olay örgüsü, klasik vb diye? Fantastik ve korkuyu ustaca kullanan, bazen Dostoyevski ve Tolstoy kadar insan ruhuna ustaca temas eden bir yazar var karşımızda. Bir Delinin Hatıra Defteri ile yarışabilecek "deli hikayeleri" tadından yenmez mesela. Poe ve Lovecraft tarzı tekinsiz hikayelerine ne demeli? Artık Maupassant en iyi yazarlarım arasına girdi. Tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Horla ve Karanlık ÖykülerGuy de Maupassant · İthaki Yayınları · 2017237 okunma

Yazar Hakkında

Guy de MaupassantYazar · 56 kitap
Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı. 1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.  Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi. 1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı. Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (Ölüm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890). Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı. Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu. Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, delilik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.