Gerçekten okuması zor bir kitaptı. Dorian Grayı'ı okuyan bilir sürekli Lord Henry'iye maruz kalmak çok sinir bozucu oluyor. Yanlış olarak nitelendirdiğin şeylerin baş tacı yapılması katlanılmaz. Bi de bunu en bilgili insan, bilgisine erişilemeyecek birisi yapınca can sıkıcılık katlanıyor(Bence Oscar Wilde egoist ve karakterleri de hep öyle oluyor.). Yalanın güzelliklerini göz önüne sererken eğitimsizliğin övülmesi, dürüstlüğü, doğruluğu aşağılaması… Bir yerde ters psikoloji yapıyor, bazı yerde yapıyor mu acaba diyorsun. Maskeleri, maskenin arkası gerçekten daha çok sevmesi bana çok bencilce geldi. Zaten onun amacı da bu insandaki kötü niyeti ortaya koymak. Sanırsam bu da beni bu adamı izlemeye sevk ediyor. Freud’u seviyorum; Oscar Wilde’ı, Otomatik Portakalı, Sinekler Tanrısını… sevmememi sağlayan şeyde bu sanırsam. İnsanın doğasındaki ama hep şeytana atfedilen kötülüğün olduğunu gösterdikleri için. Kötü olduğumu kabul etmek için değil bunu bilip de iyiye yönelmek için seviyorum. Savaşmamız gerek şeyi gösterdikleri için seviyorum. Kitapta bunu şöyle yorumluyor; her insan günaha meyillidir. Bunu bir kez kendine itiraf ettiğinde daha fazla günahın arkalara saklandığını görecek ve pişman olacaktır. İnsanın içindeki kötülüğe o kadar güzel tasvir ediyor ki anlatamam. Zaten çok iyi anladığımda söyleyemem çoğu şeyi kaçırdım. Yunan mitolojisini defalarca okumama rağmen buradaki her kişiye nerdeyse yabancı kaldım. Tarif edilmez bir entelektüelin kitabı. Sanat tarihi bilgisi istiyor, yunan mitoloji bilgisi istiyor, İngiliz edebiyatı bilgisi istiyor. Bu yüzden çoğu güzel tasvirin içine dalamadım, buğlu cam arkasından seyretmekle yetindim. Gerçekten bu kitabın içine girmek istiyorsanız sanat, edebiyat , yunan mitolojisi geçmişini bilmelisiniz.
Sanat, sanat için midir? Sanat,