Sabah Yıldızı. Kızıl İsyan serisinin üçüncü kitabı. Seride benim en sevdiğim kitap hiç kuşkusuz bu. Şoktan şoka girdim kitabı okurken. Altın Oğul'un sonunda öyle bir şoka girmiştim ki beni daha başka hiçbir şey şaşırtamaz demiştim. Ama yazarın kalemini unuttum. Bu kitapta daha çok şaşırdım.
Altın Oğul'un sonunda Darrow en yakını tarafından ihanete uğramış ve kazandığı savaşı kaybetmişti. Esir düşen Darrow ve Victra 9 ay süren işkence sonrası kurtarılır. Yeni Ares tarafından. Yani Sevro. Sevro, babasının bıraktığı yerden koltuğu devralır ve Darrow ile Victra'yı kurtarır.
Çakal, madenlerde soykırım yaparken Sevro kızılları kurtarıp gizli şehrine saklar. Yeni güçler, yeni anlaşmalar ve yeni savaşlar... Darrow'u öldü sanan Virginia, uydu halkıyla birlikte uzun süredir Hükümdar Octavia'ya karşı direnmektedir. Sonunda Darrow'un ölmediğini öğrenir ve savaş hız kesmeden devam eder.
Bu kitaba detaylı bir inceleme yapamam. Çünkü kitap savaş, ihanet, savaş, ihanet döngüsünde sürüyor. Ne yazsam heyecanı kaçacak. Mükemmel bir kitap. Bitti dediğiniz yerde tekrar başlıyor. Kitabın sonunda ise Virginia'nın Darrow'a minik bir sürprizi var...
Benim en sevdiğim kitap bu oldu. Dostluklar, savaşlar ve kayıplar...
Ancak bu kitapta Darrow'un da yavaş yavaş yozlaştığını, eski ideallerini kaybettiğini, savaşın hırsına kapılıp kendince doğru olanı yapmaya çalıştığını görüyoruz. Kesinlikle Darrow'dan soğumama sebep oldu. Yapması gerekeni yaptığını düşünerek binlerce insanı ölüme gönderdi, müttefiklerine ihanet etti.
Darrow'un sonunu da bu getirecek bence. En büyük hatası bu oldu. Kendi müttefiklerine ihanet ederek onların limanlarını bombalarken bir şeyi unuttu.
Hiçbir sır sonsuza kadar gizli kalmaz ve üç kişinin bildiği şey sır değildir.
Bir taraftaki Kızılları ve adirenkleri