Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·408 syf.·
2020 18. kitabı
Fatma Aliye Hanım'ın muhteşem eseri. İlk sayfalarından itibaren kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz. Yalın, akıcı anlayış tarzı ile bir solukta okunulacak bir eser. Ara ara ufak molalar vererek okuyordum. Çünkü hikayenin içinde ben de vardım. Ve sinirlerim biraz yatıştıktan sonra okumaya devam ediyordum :) Ahhh, mutlu sonlara ne çok ihtiyacım varmış. Keyifle okudum. Keyifle okumanız dileğiyle
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2020 12. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2020 18:48
Kitabı okumadan önce kelime anlamını araştırmak istedim. Karşıma "edebi, dini, kültürel bilgilerin aktarıldığı tür." olarak çıktı. Ayrıca iki alimin topluluk önünde karşılıklı sohbet ve münakaşalarının kitaplaştırılması. Fatma Aliye hanım edebiyatımızda ilk kadın romancı, kitapta dönemin Osmanlı hayatı, kültürü akıcı bir şekilde anlatılmış. Aşk-ı memnu olay çerçevesi hissediliyor. Ama romanın ondan önce yazılması, nispeten ben de bir nevi genel dönem benzerlikleri olabileceğini düşündürdü. Okuması zevkli akıcı bir şekilde okudum.
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
9/10
·408 syf.··
2020 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2020 00:00
İlk kadın romancı unvanını alan Fatma Aliye Hanım bu eserini ilk olarak 1892 yılında yayımlamıştır. Dili sade ve açık olan, anlatımı ise akıcı ve sürükleyici olan romanda; İstanbul’dan Beyrut’a uzanan Fazıl’anın hayat hikayesi anlatılır. Aşkların, ihtirasların, hasletlerin ve fedakarlıkların bolca işlendiği, Osmanlı toplumunun aile yaşantısının da anlatıldığı bu romanı okumanız dileğiyle…
1000Kitap
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2020 14:16
Osmanlı döneminde ıyi eğitim almış bir kadının kendi hayatından da.esinlenerek yazmış olduğu edebiyat tarzı ama içinde kişisel gelişim de barındıran harika bir eser. Eski kadınların gösterişe düşkünlüğü teknoloji olmamasına rağmen binbir düzenle insanların arkalarından kazılan kuyular. Benim en çok aldığım ise Fazıla nin ahlakından terbiyesinden ve saygısından asla.taviz vermemesi. O kadar takdir edilesi o kadar imrenilesi ki.... Her türlü arkasından oynanan oyunlara rağmen zekası ve merhametiyle sadce kendi hayatına değil, sevdiklerinin hayatını da şekillendirmiş yön vermiş. Kendisi için hastalanıp yataklara düşmüş adamı babasına olan saygısından ve Allah a olan inancından sevdasını kalbine gömmüş olan Fazıla.. Yıllar sonra tam kavuşacak derken yeniden sevdasını kalbine gömüp en uygun olanı yapmasıyla tekrar takdir edilesi. Ne kadar da bencillik döneminde yaşıyoruz.. kitabın çok eski zamanlarda yazıldığını düşündüğümde, içinde bulunduğumuz zamanda ne kadar bencil ve nankör yaşadığımızı çıkarlarımız uğruna kimleri yok saydigimizi.. Saygıdan yoksun herşeye nefretle baktığımızı ve bir-türlu doyumsayamadigimizin ne oldugnu anlamaya çalışıyorum?????
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
Muhaderat
7/10
·408 syf.··
2020 371. kitabı
Kitap, Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı olan Fatma Aliye Hanım'ın yazdığı bir aşk romanı. 1892 yılında yazılmış. Yazar aralarda bizimle konuşup, iyiyi yüceltip kötüyü yeren tarzda cümleler serpiştirmiş romanına. O tarihlerdeki dünya görüşünü, o zamanki yaşayışı bir kadın yazardan öğrenmek açısından kitap okunabilir. İleride belki 'Aşk-ı Memnu' tarzında dizisi de çekilirse şaşırmam.
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2019 7. kitabı
Kitaba başlayasaya kadar çok fazla ayak diredim..İsmi ürküttü başta ağır ağdalı bir dili olduğunu düşündüm..Fakat başlayınca elimden bırakamadım su gibi akıp geçti..Gerçekten çok güzel bir romandı..
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
7/10
·408 syf.··
2023 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2023 11:12
Yazar Fatma Aliye Hanim bence Ahmed Mithad çizgisinde yazmis.Bana cok benzer geldi.Erken dönem Türk romanciliginin ilk örneklerinden.O yuzden tarzi biraz insana garip gelebilir.Yer yer insana olaylar arasinda baglanti kopmus gibi geliyor ama genelinde akici bir roman diyebilirim.Konusu Fazila'nin Mukaddem Bey'le arasinda aşk hikayesi.iyi okumalar
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Halk Kitabevi · 2016514 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 33. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okunduğu anda bitmez; kapatıldıktan sonra başlar. Muhadarat benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfalar ilerledikçe bir hikâye değil, tanıdık bir suskunluk okudum. Adını koymadığım, belki de özellikle koymaktan kaçındığım bir hâlin edebiyata bürünmüş şekliydi bu. Bu roman bana aşkı anlatmadı; aşktan vazgeçmenin vakarını anlattı. Çünkü herkes sevebilir, herkes arzu edebilir, herkes ister. Ama çok az insan, sevdiği halde geri durabilir. Muhadarat, işte bu geri duruşun kitabıdır. Ne yüksek sesle bir isyan vardır içinde ne de ucuz bir mağduriyet. Burada acı, kendini acındırmaz; onurla taşınır. Erkeklik bu romanda güç gösterisi değildir. Yumruğunu masaya vuran, kaderine küfreden bir erkek yoktur. Aksine; içine kapanan, susmayı seçen, duygusunu kontrol altına almayı bir erdem sayan bir duruş vardır. Bu yüzden Muhadarat, bağırarak sevenlerin değil, sessizce yananların kitabıdır. Ben bu kitabı okurken şunu fark ettim: Bazı erkekler aşkı yaşamak için değil, kendini kaybetmemek için geri çekilir. Bu bir korkaklık değildir. Bu, ahlâkın ve karakterin ağır bastığı noktadır. Sevdiği kadına yaklaşmamak, onu incitmemek içindir. Kendini geri çekmek, başkasının hayatını bozmayacak kadar vicdanlı olmaktır. Bu roman bana şunu öğretti: Aşk, her zaman kavuşmak değildir. Bazen aşk, dokunmamayı bilmektir. Bazen aşk, kendi kalbini susturup karşısındakinin huzurunu seçmektir. Muhadarat’ta acı vardır ama teşhir edilmez. Gözyaşı vardır ama silinir. Kalp kırılır ama yerden toplanmaz; olduğu yerde taşınır. Çünkü bu romanda kırılmak, insanı küçültmez. Aksine, insanı derinleştirir. Bu kitabı okurken şunu düşündüm: Eğer bir kadın bu satırları okursa ve satır aralarında bir erkeğin sustuğu yerleri hissederse, işte o zaman sarsılır. Çünkü kadınlar çoğu zaman erkeklerin
Muhadarat (Fazıla)Fatma Aliye Hanım · Bilge Kültür Sanat · 2015514 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
Türk Edebiyatı'nın ilk kadın yazarı olarak bildiğimiz Fatma Aliye'nin, kitabın önsözünde de bahsedildiği gibi yazı makinesi Ahmet Mithat Efendi'nin birkaç eklemesi ile tamamlanmış olan romantik eseri, Muhadarat, Fatma Aliye'nin baş karakter Fazıla ile kendi hayat hikayesini bağdaştırdığı, ilk defa imzasını kullandığı başarılı bir Tanzimat dönemi eserlerindendir. Fazıla, dönemin güçlü kadın karakterlerindendir. İyi kalpli, sevgi dolu, küçük yaşta annesini kaybetmiş, üvey anne nezareti altında kardeşini büyütmeye çalışan iffetli bir genç kızdır. Roman boyunca Fazıla'nın karşılaştığı güçlükleri ve onun ilişki durumunu, karakter gelişimini görürüz. Karşısına çıkan erkeklerin genellikle güçsüz karakterler olduğu, Fazıla'nın ise dimdik bir duruş sergilediğini görürüz. Öyle ki en umutsuz anında intiharı düşünürken küçük kardeşinin hayatta tamamen yalnız kalacak olmasına gönlü razı gelmeyip hayatını devam ettirmeye karar verir. Okumaktan asla pişman olunmayacak, gayet akıcı, giriş ve gelişme bölümü uzun tutulmuş, sonuç bölümü yavaş ama aniden gerçekleşen bir roman.
1000Kitap
Muhadarat (Fazıla)Fatma Aliye Hanım · Bilge Kültür Sanat · 2015514 okunma
9/10
·396 syf.··
2021 59. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2021 23:12
İlk kadın yazarımız olduğunu öğrendiğim Fatma Aliye nin bu eserini severek okudum. Akıcı sade bir dili var. Başlar biraz sıkıcı gibi dursada sakın bırakmayın sonrası hiç beklemediğim bir kurguyla geldi. Ayrıca kitap dönemin kadınlarının rolllerini yaşantı şekillerini görmemi sağladı. Hikayede aşk ihanet, intikam... ne ararsanız var. Öyle bir hikaye ki Senaristler bu eserden ikinci bir aşkı memnu dizisi çıkarır
Edebiyat
MuhaderatFatma Aliye Hanım · Turna Yayınları · 2009514 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Fatma Aliye HanımYazar · 14 kitap
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar. Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu. İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur. Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı. Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü. Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir. Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir. 2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır. ESERLERİ: ROMAN: - Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891) - Muhâdarât (1891) - Ref’et (1897) - Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi) - Enin (1912) ÇEVİRİ: - Meram (Roman, 1889) ANI-İNCELEME-MEKTUP: - Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891) - Levayih-i Hayat (1897-1898) - Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899) - Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901) - Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913) TARİH:  - Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913) FELSEFE: - Teracim-i Felasife (1899-1900)