Hediye gelmişti bana. Resmen kitap beni buldu. Öyle bir kitap ki yalın, samimi, hüzünlü diliyle hem sizi kendine hayran bırakıyor hem de birçok konuda araştırma yapmanızı sağlıyor. Şairler, filmler, ülkeler, yaşam öyküleri... Nâzım Hikmet yerine "Barış Ödülü" alan büyük şair Pablo Neruda kitabın kahramanlarından biri. Köyün postacısı genç Mario yalnızca Neruda'ya mektup taşımakla yükümlüdür. Kitap sayesinde kitabın filmine [Postacı (film, 1994)] de ulaşmıştım. Biliyoruz ki yönetmenin hayal gücü ile sınırlanmış filmler biz okuyuculara pek keyif vermez. Bu film bu ön yargımızı da kırıyor. Genç Mario'ya hayat veren Massimo Troisi'nin bu filmi tamamlamak için önemli bir kalp ameliyatını ertelediğini ve filmi çektikten kısa süre sonra 41 yaşında hayata veda ettiğini öğrenmem beni çok üzdü. :(
Bir solukta okudum. Kurgu inanılmaz güzeldi. Ah Neruda sen ne güzel bir insansın. İlk Neruda şiiri okuduğumda içimde tarif edilemez bir his oluşmuştu. Şimdi böyle bir kitapla onu anmak gerçekten harika bir duyguyu.
Çok beğenerek okuduğum kitaplardan oldu. Duyguların okuyucuya geçmesinde, kitabın bu kadar canlı bir havası olmasında elbetteki çevirmenin (İnci Kut) payı büyük. Dünyaca ünlü şair Neruda'nın siyasal nedenlerle Şili kıyılarındaki bir adaya sürgün edilişi ve kasabanın genç postacısı Mario'nun ona mektup taşımakla görevlendirilmesi ile başlayan hikaye, postacının gençlik cesareti ve pervasızlığı ile Neruda'nin megaloman sınırlarını aşması, onunla yakın bir ilişki kurabilmesi üzerinedir. Mario'nun samimiyeti ve saflığı Neruda'nin ic dünyasına kapıları açar. Zamanlar aralarında samimi bir dostluk bile başlar. Anlatımı ve karakterleri ile hikayeyi okuyucuya capcanlı yaşatan bir kitap, mutlaka okunmalı.
Tek kelimeyle harika diyebilirim.Kurgusu mükemmel, anlatımı akıcı ,sıkmayan ,yormayan ,bir solukta okunuveren bir kitap.Neruda hem şiirleri hem şahsiyeti ile bu kitapta beni bir kez daha kendine hayran bıraktı.Ve Mario tabi ki...İnsanın hayatta verdiği anlık bir karar nasıl da tüm gidişatını değiştiriveriyor...
Dikkat spoiler içerir!
Beni duygularının içinde dans ettiren ya da o duygularla birlikte hüzünlendiren şairleri okumak hayatımdan kaçmanın yollarından sadece biri. Bu şairlerden biri de Pablo Neruda. Aslında bu kitabın ilk filmini izlemiştim. Kitapçıda dolaşırken kitabının da olduğunu görünce hiç düşünmeden aldım. Kitap, filmden daha çok etkiledi beni. Kitaplar zaten bu etkiyi yaratmaz mı? Sizin hayal gücünüzle birleşince o insanlar farklıyken; filmdeki yerler, oyuncular bir anda hayallerinizdeki gibi olması zaten olanaksız. Belki de bu yüzden "Film beklediğim gibi değildi." diyoruz.
Bu sımsıcak, samimi anlatımıyla sizi içine çeken kitap, Şili'nin Isla Negra (İspanyolcada Kara Ada anlamına gelmekle birlikte bir ada değildir) bölgesindeki küçük balıkçı kasabasında geçer. 17 yaşındaki içine kapanık, sıradan köylü Mario Jimenez, orada yaşayan bütün balıkçılar gibi yoksul bir insandır. Baba mesleği olan balıkçılıktan haz etmeyen Mario bir gün tesadüfen bir postacılık işi bulur ve bütün yaşamı değişir. Görevi o bölgede sürgünde bulunan ünlü şair Pablo Neruda'nın mektuplarını günü gününe kendisine iletmektir. Neruda'nın dış dünyayla bağlantısını sağlayan tek kişi olarak zamanla şair ve saf genç arasında sıcak bir dostluk gelişir. Mario nun sayesinde şiirle tanışır ve yaşama bakış açısı derinden etkilenir. Kendi duygularının da farkına varmaya başlayan postacı kendi şiirlerini de yazmaya başlar. Hatta aşık bile olur. Beatriz Gonzàlez'i Pablo Neruda'nın şiirleri ile kendine aşık eder.
Pablo Neruda, o sıralar Nobel Edebiyat
Ödülü kazanmayı beklemektedir. Devlet başkanlığına aday gösterilir ancak Salvador Allende seçilince o da Paris'e büyükelçi olarak atanır. Neruda, Paris'e gidince Mario da onu görmek için para biriktirmeye başlar. Fakat artık o evli bir adamdır ve oğlu ise
#antonioskarmeta - #nerudanınpostacısı Pablo Neruda’yı sevdiren, bir çırpıda okunup biten ama uzun süre akılda kalan duygu yüklü bir kitap. Kitabın bir filmi de çekilmiş.
“Benim için kitaplar, kendimi yitirdiğim ve yitirmeyi sürdürdüğüm orman yaşantısının ta kendisiydi. Göz kamaştırıcı güzellikteki çiçeklerdi; simsiyah yüksek dallardı, gizemli sessizliklerdi, göksel seslerdi; ama aynı zamanda dağların, eğreltiotlarının ve yağmurların ötesindeki insanların yaşamıydı”
Neruda.. ilk işim bir şiir kitabını alıp her bir şiirini defalarca okumak olacak. Kitaba bayıldım. Kısacık ama sanki her saniye içindesiniz olayların. Öyle samimi öyle güzel. Antonio Skarmeta önsözde bir miktar beceriksizliğinden bahsetmiş ama kitap aksini bağırıyor. İnsanlar bazen güzel şeyler yapmak için belli zamanları bekliyordur belki. Bu dünyaya böyle güzel sıcacık bir hikaye bıraktığın için teşekkürler Antonio. Mario ile postacılık yaptım, aşık oldum, şairin rehberliğinde öğrendim, öğrettim. Harika bir kitaptı. Şiddetle öneriyorum dostlar. Sadece zaman zaman sıkıcı bulduğum kısımlar oldu ama kitapla alakalı değil muhtemelen ruh halimle alakalı bu yüzden çok da bahsetmeye gerek yok. (: keyifli okumalar.
Kitap dostluğun sıcaklığını ve dostluk arasında rütbe ve sınıf farkının olmayacağı kanıtı gibiydi ... Kitap da Şair Neruda'nin postacisi ile arasında geçenler anlatılıyor... çok sıcak bir öykü.. neden 9 puan derseniz o da kitapta geçen siyasi olayların bana vermiş olduğu sıkıcılık (tamamen siyaset sevmemeden kaynaklıdır)
Neruda'nın Postacısı adlı kitabın yalın bir dili vardır ve çabucak okunacak bir kitaptır. Yazar Şili'li şair Pablo Neruda ile tanışan Don Cosme adlı kişinin hikayesini anlatmıştır. Kitap yüzeysel bir şekilde yazılmış olup sanatsal yönden zayıftır. Kitap beni etkilemedi ve hikayenin içine çekmedi. Kısacası kitabı beğenmedim ve bana bir şey katmadı.
7 kasım 1940'ta Şili'de doğdu. Şili Üniversitesi ve New York- Columbia Üniversitesi'nde felsefe ve edebiyat eğitimi aldı. Washington Üniversitesi tarafından "Latin Dilleri ve Edebiyatları Fahri Profesörü" unvanına layık görüldü. Roman, deneme ve öykü yazarıdır. Eserlerinin büyük bölümü 20 dile tercüme edilmiştir. Başlıca eserleri "El entusiasmo", "Desnudo en el tejado", "Tiro libre", "No pasa nada", "La insurreccian", "Ateşli Sabır", "Soñé que la nieve ardia" ve "Match Ball"dur. Ayrıca edebiyat, sürgün, tiyatro ve kültürel politika üzerine birçok deneme ve makale yazmıştır. 1973'ten 1989'a kadar Avrupa'da yaşamış, birçok başarılı filmin senaryosuna imza atmıştır. Şili'de ve uluslararası platformda birçok ödül ve unvana layık görülmüştür. İtalya tarafından "Sanat Kumandanı", Fransa tarafından da "Sanat ve Edebiyat Şövalyesi" unvanlarıyla onurlandırılmıştır. Ayrıca yazarın Şili televizyonunda yayınlanan "El Show de los Libros" adlı bir TV programı vardır."Ateşli Sabır", adlı romanı Michael Radford'ın yönetmenliğinde "Postacı" ismiyle beyazperdeye aktarılmış ve Oscar almıştır. Yazar "Victoria'nın Dansı" adlı romanıyla da 2003 yılında Planeta Ödülü'nün de sahibi olmuştur.
2004 Gustav-Heinemann Ödülü (La composician)
2003 Planeta Ödülü (Victoria'nın Dansı)
2002 Elsa Morante Ödülü (La chica del tromban)
2002 José Maria Arguedeas Ödülü (La chica del tromban)
2001 Las Americas Yılın En İyi Romanı Ödülü (La composican )
2001 Medicis Yılın En İyi Yabancı Roman Ödülü ((La boda del poeta)
2000 Altazor Yılın En İyi Romanı Ödülü (La boda del poeta)
2000 Barcelona Libreter Ödülü (La composican )
2000 Grinzane Cavour Yılın En İyi Yabancı Romanı Ödülü (La boda del poeta)
1986 Fransa Kültür Bakanlığı'nca "Sanat ve Edebiyat Şövalyeliği"
1969 Casa de las Americas Ödülü (Desnudo en el tejedo)