Hayatın boğuk gerçekleri altındaki insan. Bu gerçekler hayatın içinde o denli kalıplaşmış ki, insan silikleşmiş artık. Öyle ki, insan hayata müdahale etmeye çalışsa dahi bundan zararlı çıkan kendisi oluyor. İki tür insan vardır; belli müdahaleler ile hayatı değiştireceğine inananlar, müdahale etse dahi bunun hayatı değiştirmemekten başka bir şeye katkısı olamayacağının farkında olanlar. İşte bu "değiştirilememezlik" anlatılmış biraz da Ödeşmeler'de. Kitap, isminden de anlaşılacağı gibi iki kısımdan oluşmakta. İlk kısım bahsettiğim üzere hayatın değiştirilememezliği ve bunun insanlar üzerindeki etkilerini barındırıyor. Bu umutsuz gibi gözüken konuya rağmen öykülerin hiçbiri de karamsarlık barındırmıyor. Öyküyü bitirdikten sonra anlıyorsunuz bu "değiştirilememezliği". Tomris Uyar yalnızca anlatmış, okura karamsarlık aşılama yoluna gitmemiş. Olağan bir şekilde anlatarak yapmış bunu. Zaten hayatın kendisi de bir nebzede "değiştirilemez" olduğu için Tomris Uyar'ın olağan anlatımı bunu ifade etmeye ve okurun zihninde canlandırmaya yetmiş. Ayrıca bunu karamsarlığa tutulmayıp da anlatabilmek, okurun zihninde resmedebilmek ayrı bir ustalık tabii ki. İkinci kısım ise masalsı - destansı bir öykü. Şahmeran'ın Hikayesi. Tomris Uyar bu öykü türünde de kendini kanıtlamış. Okurken sanki bir rüyadaymış gibi kendinizi kaybediyorsunuz. Sayfalar akmaya başlıyor. Bir sonraki sayfayı tatlı bir hırsla çeviriyorsunuz. Sanki sayfaları siz çevirmiyorsunuz da sayfalar kendiliğinden çevriliveriyor. Çok sayıda öykü yazıp da kendini yinelemeyen usta bir yazarın bu türlü bir öyküyü de başarıyla göğüslediğini bizzat kendiniz cümlelerin arasında kaybolarak bir kez daha anlıyorsunuz. Kaybolduğumuz tek yerin cümleler olması dileğiyle...
On üç hikayeden oluşan kitap genellikle toplum katlarındaki ölümler ve endişelikler üzerinde duruluyor. Masalsı, hem bir o kadar gerçek insanoğlu hakkında.
“Bir ihanet sonucu gelmişsin ya buraya; yolun kötülükle beslenmiştir artık. Çünkü ihanet bir kere başlamaya görsün, kılık değiştirip sürer insanın hayatında.”
:
Tomris Uyar’ın ikinci öykü derlemesi
Ödeşmeler’deki bir çok kunt öykülerinde:
Toplumdan dışlanmış,yaşamdan uzaklaşmış bireylerin kendi iç sesleriyle hesaplaşması ve çevresindeki kişilerle ödeşmelerini ele alıyor.
Bu ödeşmeler intikam doğrultusunda değil,bir nevi kendileriyle hesaplaşması,
yüzleşmesi,tedirginlikleri arasına sıkışması diyebilirim.
“Şahmeran Hikayesi”Câmasbnâme’dir.
XV. yüzyıl şairi Mûsâ Abdi tarafından tercüme edilip nazım ve aruz vezniyle kaleme almıştır.İçerik bakımından masalsı anlatımları ve beyitlerden oluşmaktadır.
Tevrat kaynaklı olan ve sonradan İslami şekle sokulan,İran Mitolojisi ve Zerdüşt düşüncesinden kaynaklanan(mistik)
dini,ahlaki,tasavvurlardan oluşturmaktadır.
Câmasbnâme’nin hakim olduğu ana hikaye Binbir Gece Masallarında 355. gece ile 373 . gece arasında anlatılan “Yılanlar Kraliçesi-Yeraltı Sultanı Yemliha”nın öyküsü yarı yılan-yarı insan; bilginin, sırların, büyülü eşyaların sahibi ve yılanların sultanıdır.
Masalımız kadim bir ihanet öyküsüdür.
İhaneti yaşadığı halde insanlığa güvenmekten asla vazgeçmeyen,kaderine
teslim olan bir ruh anlatılır.
Tomris Uyar”Şahmeran Hikayesini”modern bir çerçevede kaleme alıp geleneksel karakterini büyük ölçüde koruyor.
Bizleri iç yolculuğumuza,sorgulamaya bırakıp insanoğlunun iyilik-kötülük,
ölümsüzlük ve güven arayışlarının kapılarını açık bırakıyor.
Geleneksel şahmeran hikâyesini bir çok yazarımız kaleme almıştır.ilk aklıma gelenlerin başında,hayran olduğum
Murathan Mungan‘ın Cenk Hikayeleri kitabı’nda, kurgusuyla bütünleştiren Şahmeran’ın Bacakları.
Ardından şiirleri ve yazılarıyla Nazım Hikmet,Yaşar Kemal,Aziz Nesin,Hasan Ali Toptaş
Pırıl pırıl harika dilimizi bize gösteriyor yazar. O ayrıntılı kişi tahlillerini okumak çok güzel. Şahmeran hikayesiyse kensini çok daha fazla bağlıyor bir an önce bitiyor..
Merhaba kitapseverler, Okumayı çok sevenler,
Şahmeran hikayesini bilenler, bilmeyenler. Şöyle bir duyup merak edenler. Tomris Uyar'ın anlatımı ile "Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi" okuma vakti geldi mi?
“Gerçek sevdanın yolu yokuştur, unutma!”
"Aramızda sevgi bağı yoktu ki beni ele versin, diye güldü Şahmeran. İhanet, sevgi söz konusu olduğu zaman vardır."
"Verdiğin sözün ağırlığı yalnızken ezer yüreğini."
Öyle içe dokunan, öyle acıtan bir tarafı var ki Şahmeran hikayesinin sonunu bilsenizde içinizde vicdanınıza tercüman olan bir ses hep şöyle seslenir "Hayır! Ne olursa olsun yerini söylemeyecek." Her hikaye de mutlu sonla bitmez ya... Mutsuz sonlarda buluşup içine doğru ezilirken, hatta bir parça boğazına dururken anlatılanlar, bir yanında çağlayan bir coşku ile hiç bitmesin dercesine okursun bazen. Öyle birşey işte. Bu kadarcık.
Haa unutmadan insanın da fıtratında var galiba ihanet...
Bu kitap için söyleyebileceğim en net şey, "kopuk" olması sanırım. Her şey birbirinden ve kendi içinde kopuk bu eserde.
Tomris Uyar'ın ikinci öykü kitabı Ödeşmeler, o amatör yazarın toy kurgusunda bir miktar boğulmuş. Normal mi, normal. Bu yazın serüvemini takip etmek güzel mi? Çok güzel. Ben memnunum. Her zaman mükemmeli okumak zorunda değiliz. Tomris Uyar gibi bir kalemin gelişimini takip etmek de özel bir şey.
Şahmeran hikayesi kitabın temposu, fikri le çok alakasız ve dışarıda duruyor. Fena değildi yine de.
Ödeşmeler başlığı altındaki öyküler ise belirsiz finallerinde hep bir ödeşme teması işliyordu.
Tomris Uyar okumalarım devam edecek. En iyilerinden biri değildi evet ama okunur yine de.
Özlem duyduğumuz eski yıllarda, bir mahallede yaşayan sıradan insanların gündelik öykülerinden oluşuyor başlangıcı.. her bir öykü birbirinden bağımsız ve bir anda son buluyor.. devamı sizin hayal dünyanıza bırakılmış gibi bir anda boşluğa bakıyorsunuz her bitişte.. Asıl öykü Şahmeran sona saklanmış. Efsane’yi daha önce okumamıştım. Edebiyatımızda böyle keyifli efsaneler olduğu için kültürümüzle ne kadar gurur duysak az..
Aşkın ve aşıkların vazgeçilmez tutkusu haline gelen kadın Tomris aşka dönüşmüş bir halde anlatır Şahmeran’ı. Her yerde her zaman dinledim şahmeranı ve duvarlarımızın en güzel süsüydü ama aslında bütün bu saygı insanoğlunun ihanetini göz önünde tutmak içinmiş. İhanet, sevgi varsa vardır demiş Şahmeran ama yine de sevmiş insanoğlunun sonunu bile bile...
Şahmeran' ın hikayesini okumak istiyordum ve bunu Tomris Uyar gibi müthiş bir kalemden okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kelimeleri o kadar naif kullanmış, betimleri o kadar ustalıkla kaleme almış ki sanki okumadım düş dünyamda izledim. Şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.
Tomris Uyar, Türk öykü yazarı ve çevirmendi. İngiliz Kız Ortaokulunda, Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinde eğitim gördü (1961). İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine bağlı Gazetecilik Enstitüsünü bitirdi (1963). Papirüs dergisi kurucularından olan Uyar’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları Yeni Dergi, Soyut, Varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979, Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. Yürekte Bukağı ve Yaza Yolculuk öykü kitapları ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı. Tomris Uyar, şair Turgut Uyar ile evlidir ve Hayri Turgut Uyar isimli, İTÜde öğretim görevlisi bir oğulları vardır. 2003 yılında kanser nedeniyle vefat eden yazarın kabri Zincirlikuyu Mezarlığındadır.