Absürt ama belki klasik de denebilecek bir tiyatro metni okumuş gibi hissediyorum, karakterlerin abartılı nezaketleri, erdem patlamaları, Tanrı'ya ve güç sahibi kişilere içten boyun eğmeler, kaderci bakış açıları, iki dudak arasından çıkacak sözlere tabii olmalar.. Kitabın yazıldığı döneme bakacak olursak şayet, 1700lerde yazılmış yani 18.yy ürünü bir yapıt, aslında oldukça iyi bir şekilde dönemin hakim bakış açısını yansıttığını söyleyebiliriz, çünkü mevzu bahis kişiler soylu kişiler, derebeyi olduğunu düşündüğüm bu kişiler, zaptettikleri yerlerde kutsal kitap emirlerine karşı gelerek istedikleri şekilde at koştururlarken Allah'ın sopası da tepelerinde bitiveriyor pek tabi. Kesinlikle bir tiyatro seyrencesi olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum bu kitabı. Dönemin hakim din anlayışının insanların yaşamlarına nüfuzunu da görüyoruz, burada din adamı kişi bilinenin aksine mantıklı düşünen, erdemli ahlaklı olarak kaleme alınmış.
Okurken eğlendiğim kısımlar oldu, ama buna rağmen 6 puan verdim çünkü konuşmalardaki nezaket içimi adeta baydı '... Böyle bir günahı işlemek, görgü kuralları çerçevesinin dışına çıkmak beni affedebileceğinize dair duygularıma ket vuruyor...' minvalli cümlelerin hemen her karakterin ağzından çıktığını düşünün, dayanmak biraz zor iş. Öte yandan da kadınlarda devamlı bir teslimiyetçi bakış hakim, bunun yanı sıra sıradan halktan olarak nitelenebilecek erkeklerde de var bu teslimiyetçilik. Şimdi sadece cinsiyete dayalılık yok ama kadınlara verilen teslimiyetçi, boyun eğici, çilekeşlik rolü daha bir baskın gibi sanki ne bileyim, sürekli ebeveyn arzunu tatmin etme çabası, özellikle de kızlardan beklenen, ebeveynin arzu nesni olma, kendini onlara feda etme, kendliğinden vazgeçme falan. Bir Murat Soner sıfatı almadı değil surat halimi.
Velhasılı kelam