Bachmann'in kitabını okurken çevrilmiş olmasına rağmen O'nun bir şaire olduğunu anlayabiliyorsunuz, en derinlerinizde.
Ben naçizane (öznel olarak) her biri farklı deneyimlerle yazılmış öykülerde altını çizdiğim cümlelerden paylaşacağım müsadenizle...
Mesela dünyamı sorgularken kendi içimde ,düşündüğüm hislerin dışa vurumu olarak şu cümleler:
"Düşüncelerin önüne durulamaz ve onları uzatacak bir araç da yoktur. Ayrıca evrenin sağında uçulmuş, solunda uçulmuş fark etmez çünkü her şey zaten uçmaktadır ve uçuş uçuş içinde olursa uçmalar ve dönmeler o kadar iyi olur, çünkü bilinir böylelikle ne çok dönüldüğünü ve hiç bir yanda tutunacak bir yer olmadığı, insanın tepesindeki yıldızlı gökte bir yer olmadığı....
Ama senin benliğinde, içeride, senin adeta yukarılara çıkamayarak uçmaya pek katılamadığın ,tutunacak bir yerlerin bulunmadığı ama uçmalar ve füze rampaları ile ilişkisiz eski sorulardan durgun ve koyu bir lapanın yer aldığı direksiyonu ancak kısa hamlelerle ve ancak belli belirsiz döndürebildiğin tarih içinde bir ahlâka rastlamadığından bir ahlâkın hazırlandığı, içinde ahlâkın ahlâkını aradığı ve hesabın doğru çıkmadığı yerde. Birinin bir çukur kazıp içine kendi düştüğü ,senin saplanıp kaldığın ve sağa sola dönüp durduğun, yine de içinden çıkamadığın ve bundan böyle kalakaldığın yerde. Çünkü kafanda bir ışık çakmaz( ve ışık hızı üzerinde bütün bilgileri bilmen neye yarar o zaman ?)dünyaya, sana ,bütün yaşamalara ve yaşamamalara ve ölümlere ilişkin bir ışık kafanda çakmaz o yerde. Çünkü o yerde yalnız işkence vardır. Çünkü sen kendi bayağı dilinde gereken sözcüğü bulup dünyayı çözüme kavuşturamazsın.
Ancak denklemi çözebilirsin ve dünya aynı zamanda bir denklemdir.
Dünya aynı zamanda bir denklemdir, çözülür denklem ve altın eşit altın, pislik eşit pisliktir
Ama senin