Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
188
Basım Tarihi:
Nisan 2005
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
ISBN:
9789750800535
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2019 32. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2019 01:30
Aslında tamamen rastlantı eseri çıktı bu kitap karşıma. Kütüphanede kitapları incelerken gözüme bir isim takıldı: "Rabindranath Tagore" Düşündüm, daha önce sadece bir kez görmüştüm bu ismi. İlk kez söylediği bir sözle tanımıştım. "Kanatlarını altından yaparsan, kuş bir daha asla uçamaz." Gösterişin ve zenginliğin insana bir fayda sağlamadığını, aksine onu zincirlediğini anlatmak istemiş, diye düşünmüştüm. Benzetme tarzı hoşuma gitmişti. Sonra kitaba bir göz atmak için ödünç aldım ve bırakamadım. Ama sürükleyici olduğu için değil, sanatçının düşünme tarzı hoşuma gittiği için. Hayatı boyunca barışı, insanların huzur içinde yaşamasını arzulamış. Ama ne kadar çabalasa da halkının zulme uğrayıp sömürge altına alınmasına engel olamamış. İnsanlar onun isyancıların arasına katıldığını düşünmüşler, onun fikirlerini umursamamışlar. Fakat böyle bir adam nasıl olur da hayata karşı bu kadar umut dolu şiirler yazabilir diye merak da etmedim değil. Onun için hayat, çiçekler, kuşlar, çocuklardan ibaretmiş gibi. Güçlü bir ailede büyümüş ve çocuklarını da güçlü yetiştirmek için çabalamış. Bazı konularda benim düşünce tarzıma ters düşen eylemleri de vardı fakat onun büyüdüğü çevreyi bilmediğim için onun 'normallerini' anlamamam tuhaf kaçmaz herhalde. Herneyse, diğer eserlerinden önce bunu okuyarak, hayatını öğrenmem diğer eserlerini okurken anlamama yardımcı olur diye düşünüyorum. Herkese öneririm. Hayatınıza bir şeyler katacağını düşünüyorum.
Felsefe
ProfilRabindranath Tagore · Yapı Kredi Yayınları · 2005148 okunma
10/10
·200 syf.·
2026 45. kitabı
Rabindranath Tagore (1861-1941) isimli Hintli yazar-şairi daha önce okumuştum ancak hakkında tam bir fikir edinememiştim. Ülkü Tamer'in çevirisi ile yazar hakkında detaylı bilgilerin de bulunduğu bu kitabını çok beğendim. Tagore, aynı zamanda Asya kıtasının ilk Nobel ödüllü yazarı. "Sessizlikle Yıka İçini" adlı bu kitabında şairin yaşantısı, mektupları, düzyazı şiirleri ve öyküleri bulunuyor. Sonundaki "Satıcı" adlı öykü, finale yakışır dehşet güzellikteydi. Velhasıl Tagore'un bu kitabını çok beğendim. 10/10 puan vererek bitiriyorum. Okuyunuz...
Sessizlikle Yıka İçiniRabindranath Tagore · Sözcükler Yayınları · 2017148 okunma
9/10
·208 syf.··
2024 102. kitabı
En sevdiğim şair/yazarlardan biri olan Rabindranath Tagore'un, Ülkü Tamer tarafından çevrilip derlenen eseri. Gerçekten başarılı bir iş çıkarmış Ülkü bey. Etkileyici çevirisinin yanında, bir derleme eserde olması gereken her şey var. Tagore'u her geçen gün daha çok seviyorum. Kalemi o kadar güzel ki... Okumaya doyamıyorum. Mistik olmasından dolayı okurken, ruhani ve dingin yönünü hissetmemek imkansız. Eserde önce hayat hikayesi ardından şiirleri, aforizmaları ve son olarak iki öyküsü yer alıyor. Kalemini biraz Halil Cibran'a benzetiyorum ama kişisel fikrimi soracak olursanız Tagore çok daha iyi bir şair. Sırada büyük romanı "Gora" var. Sabırsızlıkla bekliyorum.
Edebiyat
Sessizlikle Yıka İçiniRabindranath Tagore · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2021148 okunma

Yazar Hakkında

Rabindranath TagoreYazar · 32 kitap
Hayatta kalan 13 çocuğun en küçüğü olan Tagore ("Rabi" lakaplı) 7 Mayıs 1861'de Kalküta'daki Jorasanko malikanesinde, Debendranath Tagore (1817–1905) ve Sarada Devi'nin (1830–1875) oğlu olarak dünyaya geldi. Tagore çoğunlukla hizmetkarlar tarafından büyütüldü; annesi erken çocukluk döneminde ölmüştü ve babası çok seyahat ederdi. Atalarının kökü 11. yüzyıla dayanır. Bu soyun kurucusu Kanaj'lı bir Brahman'dı. Babası Maharshi Devendranath Tagore, varlıklı bir din adamıydı. Rabindranath, özel öğretmenlerden ders alarak orta öğrenimini yaptıktan sonra 17 yaşında Londra'ya gönderildi. Londra'da hukuk okudu. Burada edebiyat kültürünü geliştirdi. En çok etkisinde kaldığı edebiyatçı, doğaya yapıtlarında geniş yer veren İngiliz şair William Wordsworth'tür. Rabindranath Tagore'un yaşam ve sanat görüşlerinin gelişmesinde en büyük rolü, 19. yüzyılın başlarında Bengalli Raca Rammahun Roy oynamıştır. Onun ve babasının etkileri altında şairin dünya görüşü Hindin geleneksel kast sınırlarını aşarak, panteist bir dünya inanışının yanı sıra, Hindu dininin tekelci ve çok gelenekçi çemberini kıran bir olgunluğa kavuşmuştur. Öğretmeni Roy; Hindistan'da dinin oynadığı büyük rolü bildiği için, her şeyden önce bu alanda reform yapmak zorunluluğu duymuştu. Kendisi Hindu olduğu için Hind dininin bozulmasına üzülüyordu, fakat sosyal gerçekleri görecek kadar ileri görüşlü bir insan olduğundan reform yoluna gitmedi. 1930'da Hindistan'da yeni bir mezhep olan Brahmoizmin temelini attı. Brahmo Samaj adı altında tanınan bu hareket Hinduluk, Müslümanlık ve Hristiyanlığın ortaklaşa değerlerini bir çatı altında toplamaktaydı. Bu yeni din, mucize ve kerameti bir yana iter, her şeye egemen mutlak ve yanılmaz bir kuvvet yerine, bilgelik ve aşkın esin kaynağı olan insan ve dünyayı kavrayan, yücelten bir varlığa inanır. Bu Tanrı Upanishad'lardan alınan bir cümleyle tamamlanır: "Tektir ve biçimi yoktur, ama binbir amaçla, binbir şekle girer.." Brahmo Samaj'ın belli başlı sosyal ülküleri kardeşlik, ahlaklılık, insanseverlik, kadınlığın yükseltilmesi, kastların kaldırılmasıdır. Bu noktalarda klasik Hinduizmin karşısındadır. Rammahun Roy tarafından kurulan Brahmo Samaj; Rabindranath Tagore'un babası ile Keshup Shandrasen tarafından geliştirildi. Tagore'un bu yeni oluşturulan mezhepten etkilenmesi; 22 yaşında yazmaya başladığı yıllara denk gelir. Bu yıllarda daha sonradan ilinti kuracağı Avrupa kültürüne pek rastlanmaz. O yıllarda Bengal Hindistan'ın her bakımdan canlı ve ileri bölgesiydi. Din, edebiyat, politika alanlarında yeni görüşler beliriyordu. Kendisinden önce edebiyatta yenilik yapmış olanlar olmasına rağmen, kendisini tutuculuktan kurtaran ilk şair ve yazar olarak bilinir. İlk yazdığı "Sabah Şarkısı" adlı şiiri yüzünden şiddetli eleştirilere maruz kalmıştır. Doğa ve insan sevgisinin yoğun olduğu Kitan Jali'nin ünü dünyaya yayılmıştır. Eserlerinde ince bir lirizmle, mistisizm harmanlanır. Hindistan'ın İngiliz Emperyalizminin boyunduruğundan kurtulması için büyük çabalar sarfetmiş ve bunu ılımlı bir üslupla yapmıştır. Edebiyat alanında ki başkaldırısını yeterli bulmayıp gençliğin milliyetçi bir eğitimle yetiştirilmesi amacıyla 1901'de Kalküta yakınlarında ki Balpur'da Sükun Barınağı anlamına gelen Santiniketan adını verdiği bir okul kurdu. Bundan başka Bangadorshan adıyla edebiyat dergisinin başyazarı oldu. 1924'de Batı ve Hint geleneklerini kaynaştıran Vishna-Bharati Üniversitesi'nin oluşumuna yol açtı. Bengali dilinde yazdığı yapıtlarınının, hemen hemen hepsini kendisi ingilizceye çevirdiği için, dünyanın onu hızlı tanıması kaçınılmaz oldu. 1913'te Romain Rolland'ın çok övdüğü Gora adlı romanıyla Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Kitapta Gora adlı bir gencin hayatından kesit sunulur. 1915 yılında İngiltere "Sir" unvanını verdi. 1919, Hindistan tarihinde bir dönüm noktasıdır. Amritsar Kıyımı, Gandi'nin ulusal önder olarak belirmesi bu yıl içinde olmuştur. Gandi ve Tagore iki yakın dosttur. 21 Mart 1919'da çıkarılan bir yasayla, yönetimin savaş döneminde kullanabildiği özel yetkileri barış döneminde de elinde tutması sağlanıyordu. Irkçılık temellerine dayanılarak çıkarılmış bir yasaydı. Gandi pasif direnişi gündeme getirdi. Kısa süre sonra, 13 Nisan'da Amritsar'da halktan 400 kişi öldürüldü, 2 bin kişi de yaralandı. Altın Tapınak'a girilip Sihler'in üzerine ateş açıldı. Pencap'ta sıkıyönetim ilan edildi. Tagore bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyordu. Genel Vali Lord Chelmsford'a bir mektup yazarak Sir unvanını geri verip, Gandi'ye destek oldu. 67 yaşında resim yapmaya başlamasıyla, kast ve emperyalist sistemlere karşıtlığı ve üstün yeteneğiyle dünyanın sayılı şairleri arasına girmiştir. 7 Ağustos 1941'de doğduğu şehir Kalküta'da ölür.