Cinayet, korku, polisiye, gerilim... Hiçbirini sevmem, okumam, izlemem. Bana hitap etmiyor. Ama bazı eserler istisnadır. Bu kitap onlardan biri.
Hannibal Lecter için okuyorsanız,bu yamyam doktorla tanışma kitabı değil karşılaşma kitabı. Duyduklarıma dayanarak kitapların kronolojik sırayla okunmasını öneririm. Bu ilk kitap olduğu için mecburen okudum. Hannibal’ın ince düşünülmüş, sinsice ve etkili yönetim şeklini, ister istemez akıl hastanesindeki ufak tefek yamyam doktorun kuklası olan diğer katili, polisleri, sıradışı dedektifi ve dedektifin özel hayatını okuyor olacaksınız. "Acaba katil kim?" sorusunun peşine düşmeden mikroskop altında katilin incelendiği bir kitaptı. Maalesef bizimi millette genel anlamda "öldürmüş ama sor bir neden öldürmüş" yaklaşımı yaygın olduğu için öyle alışılagelmişin dışında bir yaklaşım sunmuyor. Katilin çocukluğuna kadar iniyor. Klişe gibi görünse de yazıldığı zaman için marjinal bir yaklaşım olduğu söyleniyor. Bu türe dair bilgi birikimim yok ben de başkalarının yalancısıyım.
Yine de beklentinizi düşürmeyin. Sürükleyici bir kitaptı. Bir sonraki bölümü merak ederek kitap okumayı seviyorsanız sizi tatmin edecektir. Katille empati kurmak bana sağlıklı gelmiyor. Kurban suçlayıcılığı besleyen bir bakış açısı bu. Ancak yazar yazdığı tüm karakterlere karşı mesafeli. Öyle mesafeli ki hepsini mikroskop altında inceliyor. Dolayısıyla katille empati kurmaktan ziyade ayrıntıların anlamlarını keşfe çıkıyoruz kitapta.
Kitabı bulabilirseniz keyifli okumalar diliyorum. Maalesef yeni baskısı yok. Sahaflarda da ikinci el bir kitaba göre pahalı satılıyor. Bir zamanlar kağıt fabrikamız vardı, yayın evleri çer çöp değil sadece gerçek kitap basardı. Masal gibi gelse de bir zamanlar gerçekti. Huzurla, güvenle, sağlıkla, ağız tadıyla kitap okuduğumuz günlere