Şafak Türküsü

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.311
Gösterim
Adı:
Şafak Türküsü
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753317214
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayıncılık
Baskılar:
Şafak Türküsü
Şafak Türküsü
Şafak Türküsü
(...)beni burada arama annekapıda adımı sormasaçlarına yıldız düşmüşkoparma anneağlamakırıldıysa düşevinin kapısıbütün kırık kapıların çağrılışıyımkızların yanaklarında çukurlaşanbiten başlayan aşkların ortasındayımher kavgada ölen benimbayrak tutan çarpışanher kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beniözlem benim kavga benim aşk benimbekle beni annebir sabah çıkagelirim(...)
Ve Şafak Türküsü
Yine babamın almış olduğu ve hiç okumadığı vitrin süsü kitaplardan biri daha.

1984 Şiir ödülü kazanmış ve kitaba 1986 diye tarih atılmış. Bense doksanlı yıllarda okumuşum daha doğrusu yarım bıraktığım belli oluyor altını çizdiğim dizelerden. Yaşım küçük olduğundan sıkıcı gelmiş belki bilemiyorum. İçinde kurumuş bir çiçeğim var yaklaşık 20 yıllık. Acıya, isyana ve ölüme çocuk aklımla mesaj göndermek istemişim belki de. Çocukken her şey ne kadarda güzeldi.

Yıllar sonra tekrar okudum. Şiirlerde genel olarak 3 kelime mevcut. İsyan, ölüm ve direniş. Ölüm için şafak sayan bir idam mahkumunun "ölümü özledim anne yaşamak isterken delice" gibi bir dize yazmasının ne acı bir isyan olduğunu tarif bile edilemez.

"Beni burada arama anne,
Kapıda adımı sorma,
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama" diyor.

Daha şiirin başında isyan ediyor aslında. Annesine direnmesini yıkılmamasını anlatıyor. Sadece kendi için değil tüm çevresindeki idam mahkumlarına inanıp direnmelerini anlatmak istiyor aslında.

Şiirin hikayesinden bahsedecek olursak. Dev-Sol davasında idam istemiyle yargılanırken bir süre Metris ceza evinde tutuklu kalır. Ardından Bayrampaşa ceza evinin hemen yanında siyasi tutuklar için yapılan ceza evine nakledilir. Şafak Türküsü, 1983’te Metris'te yazılır. Şiir yazılırken şair hem idamını bekler hemde 30 günlük açlık grevindedir. İşte böyle bir psikoloji ile yazılan, yürek yakan şiirler mevcut kitapta.
Delice yaşamak isterken acı ve telaş içinde ölümü bekleyen ve gün geçtikçe umutları azalan genç bir idam mahkumu şairin, henüz yaşayamadığı aşkları, içinde birikmiş özlemleri, çocuklara daha iyi bir dünya bırakma umudu ve yıllarca içinde biriktirdiği anne hasretinin yüreğinde oluşturduğu duygu patlamasını imgeyle birleştirince ortaya hüzün dolu görünse de aslında insanı yaşama daha sıkı sarılmaya davet eder nitelikte şiirler çıkmış..
Şair; annesini, ona kendi ölümünden kalacak acılar karşısında teselli eder gibi yazmış bazı şiirlerini..
Şairlerin acılarını, sayfalar dolusu yazsak da değişen bir şey olmayacak..
Her zaman olduğu gibi;
Şairler ''çırpınarak'' yazacak..
Bizler ''bir çırpıda'' okuyacağız..
  • Hasretinden Prangalar Eskittim
    9.3/10 (1.344 Oy)1.560 beğeni4.140 okunma1.224 alıntı24.405 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.943 Oy)19.877 beğeni45.527 okunma3.517 alıntı192.346 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.896 Oy)9.440 beğeni26.573 okunma1.806 alıntı135.658 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.110 Oy)13.935 beğeni36.104 okunma3.783 alıntı153.391 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.924 Oy)9.197 beğeni30.179 okunma923 alıntı146.387 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.236 Oy)9.229 beğeni27.545 okunma2.929 alıntı121.425 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.721 Oy)9.682 beğeni27.183 okunma2.009 alıntı125.826 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.726 Oy)8.188 beğeni22.278 okunma4.489 alıntı136.699 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.765 Oy)8.378 beğeni23.963 okunma954 alıntı95.543 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.613 Oy)4.097 beğeni13.633 okunma1.529 alıntı56.320 gösterim
12 Eylülün karanlık yüzünün bir kere daha ortaya çıktığı bir kitap. Şiirleri okurken Nejden Çelik üstadın karanlıklar içinde aydınlık yüreğini ve ona yansıyan umudunu görüyorsunuz.Hayatımda ilk defa bir kitap hakkında çok şey söyleyeceğimi düşünürken dilim tutuluyor.Bunları yazarken halen ne yazabilirim diye düşünmekteyim.Ama nafile aklıma hiç bir şey gelmiyor.Üstat söylenecek her şeyi yazmış.Şiddetle tavsiye ediyorum.Gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız.
Dillere destan olmuş bunca şarkının sözlerinin sahibi olan bir yazarın, şairin bu kadar az okunması yazık.
Ne yazık ki kıymet bilmiyoruz...

Ahmet Kaya - Şafak Türküsü

“Beni burada arama anne.
Kapı da adımı sorma.
Saçlarına yıldız düşmüş.
Koparma anne ağlama.”

Grup Alzaymır-Tutuşur Dizelerim

“Yiğidim yiğit olmasına ya,
Yanık türkülere vurmayın beni.
Tutuşur dizelerim sonra,
Her biri yıldız kendi halinde.”

Gözleriniz arıyorsa; bir ana hasretini, zındanı, ülke hasretini, çocukları o halde okuyun.
Okuyun ve şiirleriyle yargılayın, sorgulayın ve anlayın bir şaiiri...
Ki onlar, yorgun düştüğü vakitlerde dahi en güçlü yumruklarıyla ötelemiştir yaşadıklarını şiirleriyle.

Kim bilir, belki de böyledir bir şairin çırpınışı...
Mapusta, ana hasretinde veya çocuksu umutlarda.
Yahut bir ülkenin özleminde...
1987 basımını okudum kitabın; Can Yücel’den sunuş, çizimler, son sayfalara eklenmiş söyleşiler… Bir şiir kitabı hem böyle güzel hazırlanıp hem de bu kadar güzel şiirlere sahip olabilirdi ancak. Üslupla, şairin duygularıyla ilgili söyleyebileceğim çok şey var ama sanırım dile getiremiyorum; diyebileceğim tek şey, okumanızda ısrarcı oluşumdur. Çünkü bana kalırsa, kim ne derse desin, şiir budur.

"ölümü özledim anne
yaşamak isterken delice"

O günlerin bir mahkumuyla -ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkum- o günlere dönmek, o günleri anlamak yahut sadece hissetmek; nasıl anlayacağınız size kalmış fakat muhakkak bir dürtüyle tavsiyemi sunuyorum ben: Okuyun.

Dikkatli okumalar.
Benim okuduğum kitabı 1987 yılında basılmiş.İlk yayınlanma tarihi 1984 ki yayınlanma sebebi de Akademi Kitapevi Şiir Başarı Ödülünü almış olması.Nasıl bir burukluktur ki bir ödül alıyorsun ama onu sevdiklerinle bile paylaşamıyorsun.Elimdeki eserin en sonunda Şahap Balcıoğlu’nun binbir güçlükle iznini alabildiği bir mektup röportajı var.Belki de bir çok insanın bildiği bir şiirdir Şafak Türküsü.Bu röportajda Nevzat Çelik, Balcıoğlu’nun ‘’ İlk yapıtınıza neden Şafak Türküsü adını verdiniz?’’ sorusuna ‘’Bir yangın vardı çağ yangını.Herkese şu ya da bu oranda pay düşüyordu.Kıyısında köşesinde yananlar vardı.Bir de tam ortasında yananlar!Ben,yangının tam ortasında ,hem de hiç yakınmadan yananları,etiyle kanıyla,özlemleri,kavgaları ve umutlarıyla duyurmak istedim.’’diye cevap verir.Aslında her şeyin özü bu cevapta yatıyor.Henüz 19 yaşında hapishane havası solumaya başlayan bir gencin şiirle duygularını ifade etmesini sayfa sayfa okurken çok farklı diyarlara gittim.Nevzat Çelik’in şiirlerinde kabullenişle umut etmek arasında gidip geldiğini hissettim.Bir dizesinde şöyle yazmış:
‘’geçici bir ayrılık benimkisi
İlk yaz çiçeğine gebeyim.
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim ölmeyeceğim.’’ Aralık/1982
Şiirleri buram buram buram özlem kokuyor.Özellikle annesine.Bakın bunu da şöyle ifade etmiş:
‘’Acılardan söz etmezdim
Annem düşmeseydi aklıma
Yıl yıl üstüme bindi de öpemedim.
Elime benzeyen elini annemin’’ Şubat 1983
Acısını,özlemini,tedirginliğini,umudunu,umutsuzluğunu derinden hissettim.Şiirleriyle duygu alışverişini oldukça iyi yansıtıyor okura.
80 döneminde hapishane de yazılmış bir şiir kitabı aşkı , anneye özlemi çok iyi anlatıyor. Özgürlük hasreti sevgili hasreti işlenen konular arasında okurken sıkmayan sizi kitaba bağlayan bir sürükleyicilikte hakim.
iri sözlerim yoktu söyleyecek 
usulca baktım yüzlerine 
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak 
göçtü ayaklarının dibine

korkutamadılar beni anne 
avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran 
darağacı 
hoş geldin ölüm
buyur otur
saklımız kalmadı
dök eteklerinden taşları

ben bir rüzgarım
özgürlük rüzgarı
bir yürekten bir yüreğe
taşırım umutları

ben bir dağ seliyim
yıkarım duvarları
yükselir kentten
çorba kokuları

ben bir denizim
hırçın dalgalı
ölüm nedir bilmeden
döverim kıyıları
geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim
Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama

Kaç zamandır yüzüm traşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice
Ah.... verebilseydim keşke
Yüreği avucunda koşan
Her bir anneye
Tepeden tırnağa oğula
Ve kıza kesmiş
Bir ülkeyi armağan
Düşlerimle sınırsız
Diretmişliğimle genç
Şaşkınlığımla çocuk devrederken sırdaşıma
Usulca açıverdi yanağımda tomurcuk
Pir Sultanı düşün anne, Şeyh Bedrettin'i
Börklüce'yi Torlak Kemal'i insanları düşün anne
Düşün ki yüreğin sallansın
Düşin ki o an güneşli güzel günlere inanan
Mutlu bir Yusuf'cuk havalansın

Beni burada arama
Arama anne
Kapıda adımı
Adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne ağlama

Yani benim güzel annem
Ala şafağın da ülkemin yıldız uçurmak varken
Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
Ne garip duygu şu ölmek
Öptüğüm kızlar geliyor aklıma
Bir açıklaması vardır elbet
Giderken dar ağacına
Geride masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
Bağışla beni güzel annem
Oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
Elleri değsin istemedim
Gözleri değsin istemedim
Ağlayıp koklayacaktın
Belki bir ömür taşıyacaktın koynunda
Yaşamak ağrısı asıldı boynumda
Oysa türkü tadında yaşamak isterdim

Ölmek ne garip şey anne
Bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
Sedef kakmalı bir kutu içinde
Vermek isterdim çocukların eline
Sonra benim güzel annem
Damdan düşer gibi vurulmak isterdim bir kıza
Gecenin kıyısında durmuşum
Kefenin cebi yok koynuma yıldız doldurmuşum
Koşun çocuklar koşun
Sabah üstüme üstüme geliyor

Kısacası güzel annem
Bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
Gülmek, umut etmek, özlemek
Ya da mektup beklemek
Gözleri yatırıp ıraklara
Ölmek ne garip şey anne
Artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
Şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
Baba olamayacağım örneğin
Toprak olmak ne garip şey anne

Uçurumlar ki sende büyür
Dağdır ki sende göçer
Ben bayrak derim çiçek derim
Çam diplerine açmış kanatlarını kozalak derim
Gül yanaklı çocuğa benzer
Yine de oğlunu yitirmek
Ne garip şey anne

Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan her kadın
Toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim, kavga benim, aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıka gelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçekler içinde bir ülke getirirler...

Şafak Türküsü (Ahmet Kaya)
https://www.youtube.com/watch?v=E4x8-eRbEvo
Bir an içinde en güzel düşlerimi gözlerimle yakabilirim
Ve ciğerlerimi patlatırcasına son bir kere soluklanıp
Oltaya takılan balıklar gibi parmaklıklarda çırpınarak ölebilirim..
Nevzat Çelik
Sayfa 93 - Alan Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şafak Türküsü
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753317214
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayıncılık
Baskılar:
Şafak Türküsü
Şafak Türküsü
Şafak Türküsü
(...)beni burada arama annekapıda adımı sormasaçlarına yıldız düşmüşkoparma anneağlamakırıldıysa düşevinin kapısıbütün kırık kapıların çağrılışıyımkızların yanaklarında çukurlaşanbiten başlayan aşkların ortasındayımher kavgada ölen benimbayrak tutan çarpışanher kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beniözlem benim kavga benim aşk benimbekle beni annebir sabah çıkagelirim(...)

Kitabı okuyanlar 99 okur

  • Mehmet Yılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%2.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0