Ömer Seyfettin’e ait kısa, öz ve güzel hikayelerinden seçilerek oluşturulmuş bir kitap. Hikayeler genel itibariyle savaşlar, askerler üzerine ve hüzün, acı ön planda kurgulanmış. Her hikayenin kendine has insanın içine işleyen bir duygusu var. Ama eserde çok fazla eski Türkçe kelimeler olduğu için bazen okurken zorluk çektim.
Bir birinden eşsiz güzel hikayelerden oluşan kitabımız gerçekten harikaydı, yazarın mizah ve zekayla bir arada tuttuğu okuma örgüsü okurun beyninden uzunca vakit yer edip ufkunu açıyor. #ömerseyfettin #secmeler
Kraliçenin evinde öyküsüyle güzellik konusunda aforizmalar;Açık Hava Otelinde işsizler,mekansizlarin yaşantısı;Eftalyusun Kahvesinde hikaye yazarlığına dair ipuclari;Sinağrit Babada bir balığın oykusunu okuduk.Ve unutulmayan bir vecize haline gelen; "yazmasaydım delirecektim"; sözünü Haritada Bir Nokta hikayesinde beyninize çiviyle çaktı Ömer Seyfettin.Öner Seyfettinsiz bir Türk edebiyatı hiç düşünülür mü?
Beyaz Lale, Bomba, Ferman, Kütük, Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit, Topuz, Diyet, Nadan, Forsa, Harem, Kaşağı, And, Falaka, Perili Köşk kitabın içindeki hikayeler. Çok fazla eski Türkçe terim var. Başka hir baskıdan yeniden okuyacağım.
Ömer Seyfettin’i ilk defa okuyorum. Kısa hikayelerden oluşan bu kitabi oldukça akıcı, anlaşılır ve merak uyandırıcı bir dilde yazılmış. Zevkle okudum. Tavsiye ederim.
HikayelerÖmer Seyfettin · Tilki Kitap · 20144,643 okunma
"Milli Edebiyat" döneminin usta yazarı Ömer Seyfettin, gerek tarihten ve yaşamdan, gerekse kendi anıları ve gözlemlerinden yararlanarak işlediği konularla, halk dilini temel alan öykü diliyle, öykücülüğümüzde ve öykü dilinin gelişmesinde en büyük atılımları yapan yazarlarımızdandır.
Bu kitapta, Ömer Seyfettin'in değişik öykü dönemlerini temsil eden seçme öykülerini, merakla ve eğlenerek okuyacaksınız.
Seçme hikayeler adlı kitabını büyük bir zevkle okudum. Gerek anlatımı gerek hikayeleri olsun hepsi de teker teker çok güzellerdi. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
Okumaya başladığım ilk kitap...Ne desem veya nasıl anlatsam bilemiyorum.Beni okuma alışkanlığına ve de ilk defa gerçek dünyadan koparıp,hayal gücümün içinde gezdiren bir eserdi.Dili sade,anlaşılır ve olayların kurgusu çok iyidir.İçindeki her hikaye bende derin izler bırakmıştır.8 sene önce okuduğum sayfalar hala gözümün önüne gelebiliyor.
Öğrencilerime derste okuyup anlama ve algılama kapasitelerini arttırmayı amaçladığım kitap. Ömer Seyfettin hikayeleri hem zekice kurgulanmış hem de çocuklarının ilgisini çeken ilginç olaylardan oluşuyor. Doğal olarak da çocuklar dinleme çalışmalarında bu hikayeleri rahatlıkla anlıyorlar. Bu kitabı da onlara günlük birer ikişer tane okuyarak bitirdim.
İçindeki hikayeler:
Pembe İncilli Kaftan
Perili Köşk
Türkçe Reçete
Rüşvet
Kurbağa Duası
Forsa
Ant
Falaka
Gizli Mabet
Mermer Tezgah
Yüz Akı
Kaşağı
Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.
1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Beyle, Fatma Hanımın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Beyin görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanîye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesine kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsine devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.
Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordunun İzmir Redif Tümenine bağlı Kuşadası Redif Taburuna tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okuluna öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçüden ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.
Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Orduda görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncunun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemlere çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdunda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.
Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşanın organize ettiği Babıali Baskınına katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisinde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.
1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Beyin kızı Calibe Hanımla evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.
Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Martta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi.
En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.
Detaylı bilgi ve kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Ömer_Seyf...