Öncelikle bu kitabın aşkı, geçmişin izlerini ve insanın içsel çatışmalarını içeren duygusal bir roman olduğunu söyleyebilirim. Kitap özellikle Simru'nun başından geçenler ve Ali ile arkadaşlığı üzerine şekillenmiştir. Kahraman Tazeoğlu’nun şiirsel anlatımı sayesinde olayların,hissiyatların sade ve akıcı şekilde aktarıldığını düşünüyorum . Bu nedenle kitap, klasik bir olay romanından çok duygular üzerine kurulu bir eser gibi ele alınabilir. Bu yüzden okunması kolay olsa da içerdiği duygusal yoğunluk bazı bölümlerde beni düşünmeye itti. Özellikle duygusal, melankolik ve içsel anlatımı seven okuyucular için etkileyici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitaba puanım 8, yazarın kalemine sağlık.
Hiç kimsenin kalbini herhangi bir şey için zorla ikna edemeyiz, buna sevgimiz de dahildir ama inanmaya hazır bir kalbe her adım/her yol bir vesiledir. Birine inanmak ve güvenmek, onu kendinden bildiğin ve saydığın, kendinden ayrı görmediğinle de ilgilidir.
Hayat gerçekten Simru'nun başıan gelenler gibi mucizelerle dolu mudur? Kimimiz için evet kimimiz için hayır.Bana sorarsanız Simru için en iyi kişi Ali'ydi.Yüreğinin yangını söner diye belki de gitti itfaiyeci oldu.Her yere her şeye su serpmiş bi yüreğinin yangınını söndürememişti.Taaaaa kiii o geceki yangına kadar.Burada devam etmicem.Merak edenler okusun :)
Güzel,akıcı bir kitap,ama aşırı acıklı. Acıklı kitapları sevmiyorum, zaten hayatta olumsuz durum çok, filmlerde, kitaplarda da negatif olayların anlatilmasina, bunların çoğaltılmasına katlanamiyorum. Çünkü neyi çok anlatırsan o artıyor, tecrübeyle sabit.
SİMRU
Kahraman Tazeoğlu 'nun okuduğum ilk eseri olan Simru bir âşk romanı. Biraz Yeşilçam filmleri tadında biraz da yaz dizilerini anımsatan bir akışı var. Akıcı bir roman olmasını dileyerek aldım ki öyleydi ve bir çırpıda bitiverdi.İçinde birbirinden bağımsız iki hikâye buluyor.
Şahsen karakterleri ve kurgusunu biraz zayıf bulduğumu itiraf etmeliyim.
Sanırım ben roman hususunda da biraz müşkülpesendim.
Kendimce;
Romanın baş kahramanı Simru bir yerde "Birinin hem kanatlarını kıracaksın hem de ondan hâlâ melek olmasını bekleyeceksin." diye sitem ifade eden bir cümle kurdu. Etkileyici buldum...evet sevmek gerçekten çok güzel bir duygu ama güzel sevebilmek başlı başına özel ruhların başarabildiği oldukça zor bir keyfiyet. Bunları düşünürken sayın Kierkegaard 'ın "Bir kadının ruhuna düş gibi süzülüp girmek sanat. Çıkmak ise bir başyapıt." sözünü hatırlamadan olmazdı sanırım.
Evet bir kâlbe dokunabilmek, iyi şeyler hissettirebilmek gerçekten zor ama devamlılık sağlamak ve severken sevdiğini geliştirerek, büyüterek ve güzelleştirerek sevebilmek işte bu çok özel. Şahsen bu durumu belli bir cinsiyete indirgemeye de karşıyım.(Kierkegaard'a muhalefet etmeden olmazdı.:))...) Güzel sevmek bir kabiliyet ve potansiyel meselesi bence. Bir insanda bu kabiliyet varsa, insanı, hayvanı, tabiatı, hattâ eşyayı güzel sevebilmek mümkün olur. Vesselâm
Not..
Kitap okuma alışkanlığı kazanmak ve okurken çabuk sıkılıyorum diyenler için eseri önerebilirim.
Her sayfasını merakla çevirdiğim bir kitap oldu ve hemen hemen her sayfasında ince detaylar, mesajlar vardı.
Herşeyin
zennginlik ve güzellik olmayışı vurgulanmış gibi gözüksede aslında çaresizlik ve o çaresizliğin vermiş olduğu utanç vurgulanmış.Okurken beni en üzen olay bir babanın evlatlarının karşısındaki çaresizliğinin intahara sürüklenmesiydi. "En acısıda Ali nin bir daha hiç limon yemeyişi ve balığı çok sevmesi "
Başımıza gelen kötü şeyler bazen bizleri başımıza gelecek en iyi şeylere götürür.
Simru nun alevler arasında kalıp Ali ile karşılaşması gerçek aşkı bulması gibi
Zenginlikten ve güzellikten öte olan şeyler de vardı. "insanlık,samimiyet ve güven"
Güzel insanları zor imtihanlar yetiştirir..
Keyifle okuyacağınız,okumaya değer,akıcı bir kitap diyebilirim.
Kitabı beğendim mi, bilmiyorum. Kurgusu çok basit geldi ama yazarın anlatım dili güzeldi. Ali'nin Simru'ya söyledikleri, aşkı hoşuma gitti. Onun dışında yok, sarmadı.
Yaralı kitabını okumuştum yazarın, gerçekten enfesti. O kitaptan sonra bunu okuyunca biraz hayal kırıklığına uğradım.
Simru çıktı karşıma aklımdaki soruları cevaplayan bir kitap oldu ve herkes bir Zümrüdü Anka olduğunu bunu bilmeden yaşıyor olması bana farklı bir bakış açısı oldu, hayata dair herseyi kapsayan sohbet tadında bir kitap kitabın hepsini alıntılamak istedim kitapta kendimi buldum ve artık aynaya her baktığımda kendime Zümrüdü Anka olarak bakacam.. Ben keyifle okudum. Herkesin okumasını tavsiye ederim keyifli okumalar
SimruKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20174,081 okunma
Adına aldanıp aldığım ama zoraki bitirdiğim bir kitap oldu doğrusu. Eski yeşilçam filmleri gibi saçma tesadüflerin bolca olduğu ütopik bir roman olmuş.
SimruKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20174,081 okunma
Kahraman Tazeoğlu 1969 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul'da zor bir yaşam yaşamış büyük sıkıntılar geçirmiştir. 19 yaşında radyo programcılığı yapmaya başlamıştır.
Yaşamı boyunca farklı radyolarda programlar sunmuştur. Kadıköy FM'de yayın hayatına başlamış çalışmaktan en zevk aldığı Radyo 7 son radyo kanalı olmuştur. Burada hayran kitlesini iki katına çıkaran Tazeoğlu yazdığı kitapları bastırmaya başlamıştır.
Farklı mekan ve programlarda şiir dinletilerine katılmıştır. Kahraman Tazeoğlu günümüzde çok satan Bukre, Söz ve Kıyısızlar gibi kitapların yazarıdır.