Çiftçi bir aileden çıkıp üniversiteye giden ve hayatını oraya adayan bir adamı anlatan bu kitap, adını da baş karakteri William Stoner'dan alıyor. Köyünden ayrılıp ziraat mühendisliği okumaya
Stoner, 20.yüzyılın başlarında, yoksul bir çiftçi ailesinin oğlu olan William Stoner’ın, babasının topraktan daha çok verim almasına yardımcı olabilmek için ziraat fakültesinde okumaya gönderilmesiyle başlıyor ve karakterin tüm bir hayat hikayesini anlatıyor. Edebiyata ilgi duymaya başlayan idealist bir genç oluyor Stoner ve bu noktada kitap bana biraz Martin Eden’ı anımsattı. Hatta ilk aşk deneyimini okurken de Martin Eden’a yazılmış alternatif bir son hikayesi gibi diye düşündüm. Kurgu aslında iddiasız ve sıradan fakat insan hayatına bütünsellikle yaklaşımı, idealist bir genç olmak, aşık olmak, evlenmek, ebeveyn olmak, kariyer yolunda yaşananlar gibi her şeyiyle hayatı anlatması ve insani duyguları yansıtışını çok sevdim. Hemen hepimizin aşina olduğu ama adlandıramadığı duygu ve durumları yalın ama vurucu bir şekilde teşhis edip aktarmış John Williams. Oldukça da akıcı ve sürükleyici bir kitap. Çok sevdim.
StonerJohn Williams · Yapı Kredi Yayınları · 20201,281 okunma
William Stoner bir çiftçi ailesinin tek çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve babasının topraktan daha fazla verim almasını sağlamak amacıyla ziraat okuması için üniversiteye başlamıştır. Fakat bu ziraat
“Edebiyat eseri önümüze derinliklerine inemediğimiz engin bir örtü fırlatır. Ve biz onun karşısında, etkisine karşı koyamayan adanmışlardan başka bir şey değiliz. O örtüyü kaldırmaya kim cüret
John Williams (1922-1994) Amerikalı yazar, akademisyen.
Konu olarak; çiftçi bir ailenin çocuğu olup ziraat öğrenmek için fakülteye giden Stoner burada edebiyata merak salıp hayatında farklı bir yola girer. Artık ailesi gibi çiftçi değil fakültede edebiyat hocası olacaktır. Bu değişen ortamında Stoner’ın arkadaşlıklarını, düşmanlıklarını, fakülte camiasındaki kayırmacılığı, sıkıntılı evlilik hayatını, 1.Dünya Savaşı, ekonomik buhran ve 2. Dünya Savaşı dönemlerinin sıkıntılı havası eşliğinde okuyorsunuz.
‘’Artık hayatlarını verdikleri toprağın içindeydiler; toprak onları yıldan yıla, azar azar alacaktı. Rutubet ve küf bedenlerini taşıyan çam mahfazaları ağır ağır istila edecek, toprak ağır ağır ulaşacaktı etlerine ve en sonunda varlıklarının son kalıntılarını da tüketecekti. Ve uzun zaman önce kendilerini adadıkları o inatçı toprağın anlamsız bir parçası olacaklardı. ‘’
Oldukça sıradan, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz bu yaşam öyküsünü güzel yapan yazarın edebi becerisi, kurduğu karakterlerin sağlamlığı diye düşünüyorum. Çok severek, merakla okudum. Tavsiye ederim.
Çiftçi bir ailenin çocuğu olan William Stoner, ziraat okumak için gittiği üniversitede edebiyatla tanışır; bu tanışma kısa sürede gönülden bir bağa dönüşür. Akademide kalıp öğretim üyesi olma isteğiyle aldığı bu karar, hayatındaki tüm kırılma noktalarını da beraberinde getirir.
Ah William Stoner…
Sen ne sabırlı bir adammışsın.
Stoner’ın hayat hikâyesini okurken kendimi sürekli bunu söylerken buldum. Gerçek anlamda bir sabır timsali. Hayata, insanlara ve kaderine karşı neredeyse sınırsız bir toleransı var. Ve ben böyle insanlara her zaman hayranlık duymuşumdur. Stoner da tam olarak böyle bir karakter: hayran olunası, sessiz ama unutulmaz.
Onun kendini tanıma, kabullenme ve özümseme yolculuğunu okumak benim için fazlasıyla keyifliydi. Stoner, okuduğum en gerçekçi ve samimi romanlardan biri. John Williams’ın kalemi öyle içten, öyle doğal ki; hepimizin gündelik hayatta bir yerinden tanıyabileceği sıradan bir yaşamı, kusursuz bir sadelikle son derece etkileyici hâle getirmiş.
Öyle büyük olaylar, dramatik patlamalar filan yok. Ama tam da bu yüzden oldukça derin.Kariyer, aşk, evlilik ve bireyin kendini bulma mücadelesini; abartmadan ama derinlemesine anlatan bir hikâye Stoner.Sayfalar ilerledikçe insanın içini usul usul acıtan türden birazda.
Gönülden tavsiyemdir.
StonerJohn Williams · Yapı Kredi Yayınları · 20201,281 okunma
Fakir bir çifti ailesinin oğlu olan William Stoner ailesinin gelecek umududur.Bu nedenle ziraat fakültesine yollanır.Ancak Stoner, edebiyata ilgisini keşfeder ve eğitimini bu yönde yapar.
Oldukça sade bir anlatıma sahip olan Stoner, çok büyük şeyler söylemeyen bir kitap.
Sadece üniversite ortamında yaşanan kayırmacı zihniyet rahatsız ediciydi.Bir de karısının kendi iç dünyasında yaşaması düşündürdü beni.
Çok çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim bir kitap Stoner.
StonerJohn Williams · Koton Kitap · 20131,281 okunma
Basit bir hayat ancak bu kadar güzel işlenebilir di; okul, kitaplar, dostluk, eş, çocuk, aşk.. insan daha ne isteyebilir ki!? Sahi bizi insanlardan ziyade kitaplara yakınlaştıran neydi?
StonerJohn Williams · Koton Kitap · 20131,281 okunma
Bu kitabı okurken o kadar çok etkilenmiştim ki bittiğine resmen üzüldum tekrar başlamayı düşünüyorum.
Kesinlikle ölmeden okunması gereken kitaplar arasında yer alıyor .
StonerJohn Williams · Koton Kitap · 20131,281 okunma
Yazarlık ve oyunculuk yeteneğine rağmen yerel bir yüksekokulda ilk yılında sınıfta kaldı. İkinci Dünya Savaşı’nda Hava Kuvvetleri’ne kaydoldu, ilk romanının taslağını ordudayken yazdı. Savaştan sonra romanını yayımlayacak küçük bir yayınevi bulan Williams, Denver Üniversitesi’ne kaydoldu, lisans ve yüksek lisans derecelerini buradan aldı. 1954 yılında Denver Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak döndü ve emekliliğine kadar üniversitenin yaratıcı yazarlık bölümünde ders verdi. Bu dönemde başka okullarda da misafir öğretim üyesi ve yazar olarak bulundu. John Williams, “Nothing But the Night, Stoner”, “Butcher’s Crossing” ve “Augustus” adlı romanlarının yanı sıra iki şiir kitabı ve bir Rönesans dönemi İngiliz şiiri antolojisi yayımladı.