Gözlerimizi aynı sabaha açıyoruz. Aynı güneşe açıyoruz. Bir günün seyrini değiştiren şey bizim içsel dünyamız oluyor. Hayatta kalma mücadelemiz, arzularımızı ve gayelerimizi kurutuyor. " İsmimiz söylendiğinde kimse başını uzatmıyor yüreğimizden; kafamızı çevirmemiz, bakmamız, yememiz, gülmemiz, okumamız, oturmamız…Herşey prosedür gereği.Kendi yarattığımız yaşamda kaybolduk.Hasta değiliz, deli değiliz; sadece kim olduğumuzu bilmiyoruz artık. " Uyuyan AdamGeorges Perec
Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan başlama makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.
Uyuyan Adam
Yirmi beş yaşındasın ve yirmi dokuz dişin, üç gömleğin, sekiz çorabın, artık okumadığın birkaç kitabın, artık dinlemediğin birkaç plağın var. Başka şeyleri hatırlamayı canın hiç çekmiyor: ne aileni, ne öğrenimini, ne aşklarını, ne dostlarını, ne tatillerini, ne de tasarılarını. Yolculuklara çıktın ve dönüşte yanında hiçbir şey getirmedin. Oturuyor ve beklemek istiyorsun sadece, bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek: Gece olsun, saatler vursun, günler geçip gitsin, anılar silikleşsin.
Uyuyan AdamGeorges Perec