Tuhaf Dergi - Sayı: 35 (Şubat 2020)

·
Okunma
·
Beğeni
·
90
Gösterim
Adı:
Tuhaf Dergi - Sayı: 35
Alt başlık:
Şubat 2020
Baskı tarihi:
4 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
46
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Periyodik Yayınlar
AYHAN SİCİMOĞLU: “HAYATINIZDAKİ ÇÖPLERE DERHAL SAVAŞ AÇIN!”
Türkiye’nin önde gelen edebiyatçı, müzisyen ve gazetecilerini bir araya getiren Tuhaf Dergi Şubat ayında ünlü müzisyen, gezgin, radyocu ve iş insanı Ayhan Sicimoğlu’nu konuk etti. ‘Sana da öyle gelmiyor mu?’ mottosuyla çıkan derginin Ayhan Sicimoğlu için hazırladığı dosyada Nurhak Kaya’nın Ayhan Sicimoğlu’yla gerçekleştirdiği geniş bir söyleşi yer alıyor.

Nurhak Kaya’nın gerçekleştirdiği söyleşide hayattan zevk almanın yollarına, tüketim kültürüne, sevgiye ve paylaşmaya, kısacası yaşama dair konuşan Sicimoğlu, “Kendimizi hayata bağlayan kancalar buldukça tüm zorluklar aşılır. Bu kancalar; küçük hobiler, zevkler, aşk ve elbette sevgidir. İnsanın hayattan zevk alması için içinin rahat olması gerekir. Bu rahatlık da en çok sevgiyle ikame edilir” açıklamasında bulundu.

Tüm Türkiye’de gazete ve dergi satan her yerde olan Tuhaf Dergi’nin Şubat sayısında birçok sürpriz de var. Ünlü yönetmen Werner Herzog’la Nando Salva’nın gerçekleştirdiği söyleşi, Herzog’a ve günümüze dair birçok ayrıntıya ışık tutacak. Uzun bir aradan sonra yeni şiir kitabı “Bin Aşık Yılı Uzakta” ile okurla buluşan Yılmaz Erdoğan’la Cansu Sıtacı’nın gerçekleştirdiği “Meramın Kısasını Yazmak Uzun Sürer” başlıklı söyleşide Erdoğan İTÜ’deki fizik defterine aldığı notlara başlayan yazma macerasını anlattı. Olimpos Sergileri’yle şimdi de küratörlükle adından söz ettiren Taner Ceylan, yeni projelerini ve yakın zamanda açmayı planladığı kişisel sergisinin detaylarının Ceren Kandemir’le paylaştı. Hakan Günday ve Ahmet Mümtaz Taylan’ın Tahin & Pekmez söyleşilerindeki konusuysa bu ay “Merak” oldu. Yanı sıra, Zülfü Livaneli, İlber Ortaylı, Tarık Tufan, Murat Uyurkulak gibi isimler de her zamanki gibi Şubat’ta da Tuhaf Dergi’deler.

Tuhaf Dergi Şubat sayısının tam yazar kadrosu ise şöyle:
Ayhan Sicimoğlu - Zülfü Livaneli - İlber Ortaylı - Yılmaz Erdoğan - Werner Herzog - Ahmet Mümtaz Taylan - Hakan Günday - Taner Ceylan - Tarık Tufan - Murat Uyurkulak - Barış Özcan - Gündüz Vassaf - Yüce Zerey - Nilay Örnek - Barış Pirhasan - Ceren Kumbasar - Yekta Kopan - Cansu Sıtacı - Ceren Kandemir - Cem Talu - Fethi Karaduman - Selen Özer Günday - Nando Salva - Nurhak Kaya
46 syf.
İSTER 25, İSTER 85 YAŞINDA OLSUN, İNSAN MERAK ETMEDİĞİ GÜN YAŞLANIR. HATTA O KADAR YAŞLANIR Kİ BİR ANLAMDA ÖLMÜŞ SAYILIR.

Hakan Günday: Buyurunuz, celseyi açalım. Kavrayabilirsek eğer, bu ayki kavramımız: Merak.
Ahmet Mümtaz Taylan: Albert Einstein “Çok yetenekli biri değilim ama tutkulu bir merakım var. Oradan yırttım!” diyor.
Hakan Günday: Anlaşılan, sır heveskâr olmakta. Şöyle düşünelim; Ateş hasbelkader bulunmuş. İnsanlar etrafında oturuyor. Işık bir yere kadar yetiyor. Sonrası karanlık. O karanlıktan, gündüz ortaya çıkmayan sesler gelmeye başlıyor. Ve tutkulu bir merak sahibi olanlar bütün korkularına rağmen karanlığa yürüyüp seslerin kaynağını araştırırken, diğerleri de zerre merak etmeden oturmaya devam ediyor. Belki onlar da merak ediyor ama korku ağır basıyor. Ya da “Öğreneceğim de ne olacak?” diyorlar.

Ahmet Mümtaz Taylan: O da en kötüsü. Bunu da kimden öğrendim, biliyor
musun? Annemden. Bazen bir şeylerle
ilgilenmediğimizi görür ve kızardı. “Yavrum, sizin de hiçbir şeye merakınız yok!” derdi. Evde çorapsız dolaşmamıza bu kadar kızdığını hatırlamıyorum. Yani ben annemden şunu öğrendim: İnsan çorapsız kalabilir ama meraksız kalmamalı.
Hakan Günday: Demek ki meraksız kalanın aklı öyle bir çıplak kalıyor ki o çıplak akıl çıplak ayaklardan daha çok üşüyor. Peki buna rağmen, nasıl oluyor da bazılarımız merakını bastırabiliyor? Bunu nasıl yapabiliyor? Aslında şunu merak ediyorum: İster doğru ister yanlış olsun, öğrenilmiş bir X bilgisi Y bilgisini öğrenmemizin önünde bir engel midir? Örneğin, insanlara dünyanın düz olduğu öğretilmişse...
Ahmet Mümtaz Taylan: “Fazla soru sorup dünyanın düzünü bozma!” denmiştir.
Hakan Günday: Dünyayı kırıştırma!
Ahmet Mümtaz Taylan: Çünkü merak seni sürüden ayırır. Hatta sürüden seni alıkoyar. Çünkü sürü içinde rahatlık meraksızlıktan geçer. Fakat meraksız da dertli. İster 25, ister 85 yaşında olsun, merak etmediği gün yaşlanır insan. Hatta o kadar yaşlanır ki bir anlamda yitmiş de sayılır. “Başınız sağ olsun. Hasta mıydı?” “Yok efendim, merakı bitti.”
Hakan Günday: Her şeyi bildiğini zannetti ve öldü!
Ahmet Mümtaz Taylan: Onun için meraksız yaşamaya yaşamak denebilir mi bilmiyorum. Çocukluğumda üstünde yattığım ansiklopedi fasiküllerini
hatırlıyorum. En yakın arkadaşlarımdı. Hala pek bir şey değişmedi. Şimdi de belgesellerin içinde yüzüyorum. Geceleri, ancak vampirlerin ayakta olduğu saatlerde belgesel seyrediyorum. Tıpa nasıl takılır? Ya da bisküvi nasıl kutulanır? Uçak kaza raporlarında neler yazıyor, delice merak ediyorum. 55 yaşındayım. Merak nerede duracak?
Hakan Günday: Galiba şüphenin bittiği yerde duracak. Çünkü sanki merakla şüphe kardeş gibi...
Ahmet Mümtaz Taylan: Bilimsel şüphenin de tanımı bu değil mi? Kuşkulanmazsan merak etmezsin. Araştırmaz, anlamaz ve geliştirmezsin. Merakın başka bir kardeşi daha var: Korku.
Hakan Günday: Düşman kardeşi belki de... Ne de olsa merak, korkunun üzerine gitmekle ilgili.
Ahmet Mümtaz Taylan: James Stephens “Merakı fethedecek olan cesarettir,” diyor. Merakının peşinden koşacaksan cesur olacaksın.
Hakan Günday: Ya da güvenlik ihtiyacın ağır basacak ve merakına sağır kesileceksin.
Ahmet Mümtaz Taylan: Esasen meraksızlar kaygan bir zeminde yaşıyor.
Hakan Günday: Kesinlikle. Çünkü merak yoksa sorgulama yoktur. Ve sorgulamanın olmadığı yerde de kalıcı
bir güvenlik halinden söz etmek mümkün değil. Sürekli gizlenen ve asla sorgulanmayan aksaklıklar elbet bir gün dünyanı parçalar. Aslında merakı askıya alınmış zihin zinciri atmış bir bisiklete benziyor. İstediğin kadar çevir pedalı. Nereye gideceksin?
Ahmet Mümtaz Taylan: Meraksızlık yürüme bandında yürümek gibi. Gidiyorsun ama bir yere varamıyorsun.
Hakan Günday: Oysa varılacak o kadar çok yer var ki! En başta da insan kendini merak etmezse nasıl varabilir kendine?
Ahmet Mümtaz Taylan: Peki, “Otur oturduğun yerde, başımıza icat çıkarma!” diye haşlanan bütün o çocuklardan nasıl bekleyeceğiz meraklı olmalarını?
Hakan Günday: Bence dokunmasak yeter. Çünkü o çocukta merak istemediğin kadar var. Nasıl çalıştığını anlamak için evdeki radyoyu parçalamıyor muydu o çocuk?
Ahmet Mümtaz Taylan: Kuşun peşinden diğer mahalleye gitmiyor muydu?
Hakan Günday: Demek ki yolda ölüyor o çocuğun merakı. Nasıl bir eğitim alıyorsa artık ailede ve okulda, bir gün geliyor ve hiçbir şeyi merak etmiyor.
Oturup düşüneceğiz. Her şeyi baştan temiz kafayla temiz kalple düşüneceğiz. Kime ne yafta yapıştırdıysak hepsini önce bir güzel sökeceğiz. Ve bu defa birbirimize don biçmeyeceğiz, sadece birbirimizi merak edeceğiz. Bir yerden başlamak lazım... AHMET MÜMTAZ TAYLAN
Kadim masalların, büyük hikâyelerin çoğu bir kapıyla başlıyor. Bir karakterin o kapının ardını merak etmesiyle ve kapıyı açmasıyla başlıyor. Bu da demektir ki bir insan olarak, bir kedi kadar merakın yoksa bir hikâyen de olmuyor.
"Her şeyi baştan düşüneceğiz. Bunun için de kime hangi yaftayı yapıştırdıysak hepsini önce bir güzel sökeceğiz. Ve bu defa birbirimize kimlik biçmeyeceğiz. Önce birbirimizi merak edeceğiz, sonra da tanışacağız. İnsan gibi..."
Günaydın. Geçe her ânın bir şeyleri değiştirdiğini kabul edemiyoruz bazen. Hakan Günday, "Hiçbir şey yerinde durmuyor bu hayatta. Hiçbiri memnun değil yerinden. Belki de hiçbir şeyin yeri yok aslında." derken bundan bahsediyor belki de. Bazen, değişime direnmemek gerek sevgili okur. Var olun.
Merak yoksa sorgulama yoktur. Ve sorgulamanın olmadığı yerde de kalıcı bir güvenlik halinden söz etmek mümkün değil. Sürekli gizlenen ve asla sorgulanmayan aksaklıklar elbet bir gün dünyanı parçalar. Aslında merakı askıya alınmış zihin zinciri atmış bir bisiklete benziyor. İstediğin kadar çevir pedalı. Nereye gideceksin?

Hakan Günday
Tuhaf Dergi
Sayfa 15 - Tuhaf Yayıncılık
Demek ki meraksız kalanın aklı öyle bir çıplak kalıyor ki o çıplak akıl çıplak ayaklardan daha çok üşüyor.

Hakan Günday
Tuhaf Dergi
Sayfa 14 - Tuhaf Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tuhaf Dergi - Sayı: 35
Alt başlık:
Şubat 2020
Baskı tarihi:
4 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
46
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Periyodik Yayınlar
AYHAN SİCİMOĞLU: “HAYATINIZDAKİ ÇÖPLERE DERHAL SAVAŞ AÇIN!”
Türkiye’nin önde gelen edebiyatçı, müzisyen ve gazetecilerini bir araya getiren Tuhaf Dergi Şubat ayında ünlü müzisyen, gezgin, radyocu ve iş insanı Ayhan Sicimoğlu’nu konuk etti. ‘Sana da öyle gelmiyor mu?’ mottosuyla çıkan derginin Ayhan Sicimoğlu için hazırladığı dosyada Nurhak Kaya’nın Ayhan Sicimoğlu’yla gerçekleştirdiği geniş bir söyleşi yer alıyor.

Nurhak Kaya’nın gerçekleştirdiği söyleşide hayattan zevk almanın yollarına, tüketim kültürüne, sevgiye ve paylaşmaya, kısacası yaşama dair konuşan Sicimoğlu, “Kendimizi hayata bağlayan kancalar buldukça tüm zorluklar aşılır. Bu kancalar; küçük hobiler, zevkler, aşk ve elbette sevgidir. İnsanın hayattan zevk alması için içinin rahat olması gerekir. Bu rahatlık da en çok sevgiyle ikame edilir” açıklamasında bulundu.

Tüm Türkiye’de gazete ve dergi satan her yerde olan Tuhaf Dergi’nin Şubat sayısında birçok sürpriz de var. Ünlü yönetmen Werner Herzog’la Nando Salva’nın gerçekleştirdiği söyleşi, Herzog’a ve günümüze dair birçok ayrıntıya ışık tutacak. Uzun bir aradan sonra yeni şiir kitabı “Bin Aşık Yılı Uzakta” ile okurla buluşan Yılmaz Erdoğan’la Cansu Sıtacı’nın gerçekleştirdiği “Meramın Kısasını Yazmak Uzun Sürer” başlıklı söyleşide Erdoğan İTÜ’deki fizik defterine aldığı notlara başlayan yazma macerasını anlattı. Olimpos Sergileri’yle şimdi de küratörlükle adından söz ettiren Taner Ceylan, yeni projelerini ve yakın zamanda açmayı planladığı kişisel sergisinin detaylarının Ceren Kandemir’le paylaştı. Hakan Günday ve Ahmet Mümtaz Taylan’ın Tahin & Pekmez söyleşilerindeki konusuysa bu ay “Merak” oldu. Yanı sıra, Zülfü Livaneli, İlber Ortaylı, Tarık Tufan, Murat Uyurkulak gibi isimler de her zamanki gibi Şubat’ta da Tuhaf Dergi’deler.

Tuhaf Dergi Şubat sayısının tam yazar kadrosu ise şöyle:
Ayhan Sicimoğlu - Zülfü Livaneli - İlber Ortaylı - Yılmaz Erdoğan - Werner Herzog - Ahmet Mümtaz Taylan - Hakan Günday - Taner Ceylan - Tarık Tufan - Murat Uyurkulak - Barış Özcan - Gündüz Vassaf - Yüce Zerey - Nilay Örnek - Barış Pirhasan - Ceren Kumbasar - Yekta Kopan - Cansu Sıtacı - Ceren Kandemir - Cem Talu - Fethi Karaduman - Selen Özer Günday - Nando Salva - Nurhak Kaya

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Cemre
  • Halil ibrahim önen
  • BETÜL GKDMR
  • Roza Roza
  • Temren
  • Burak Işık
  • Ünal Doğan
  • Berna
  • Deniz Keskin
  • Onur Okan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.3 (1)
9
%25 (3)
8
%33.3 (4)
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%8.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0