Vefa Apartmanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1817
Gösterim
Adı:
Vefa Apartmanı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051144351
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Vefa Apartmanı
Vefa Apartmanı
Vefa Apartmanı
‘Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal mülk, servet bırakmadım. Yalnız, size, şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.’ Tevfik İleri
24.9.1961, Kayseri Cezaevi

Ulaştırma, Milli Eğitim ve Bayındırlık Bakanı olarak yıllarca başarıyla çalışmış, Adnan Menderes’in yakınında bir devre tanıklık etmiş, Yassıada'da yargılanıp idama mahkûm edilmiş bir bürokrat… İdam cezası ömür boyu hapse çevrilen, kanserin pençesinde kısa sürede mum gibi eriyen Tevfik İleri… Ailesine yalnız şerefli, namuslu bir ad bırakan Hemşinli Tevfik…

Tevfik İleri’nin Hemşin’den Vefa Apartmanı’na uzanan hikâyesinde yalnız bir “adam”ın hayatı değil, bir ailenin, bir ülkenin tarihi gizleniyor satır aralarına. Çalışma hayatı boyunca tuttuğu günceler ile Yassıada ve Kayseri Cezaevi günlükleri, Tevfik İleri’nin şahsında bir dönemin tarihini anlatıyor.
320 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitabın varlığından bile bihaberdim.Dayanamayıp kitap almak yerine şöyle bir kitaplığınıza dönmek gerekiyormuş.
Okuyalı yaklaşık bir hafta oldu ama hala o sohbetin etkisindeyim.O mektupları...Tevfik İleri kimdi ? Tevfik ileri neden ömür boyu hapse mahkum edildi? Kişiliği?
Konusuna şöyle bir bakınca hiçte benlik bir kitap değilmiş dedim belki okuyan birçok gibi...
Ama o mektuplar ah o mektuplar... Düşünün elli kelimeyle sınırlandırılmış, babanıza ya da eşinize yazacağınız mektubu...
Tevfik İleri'nin karakterinin, ülkesi için, ailesi için yaptıklarının , mektuplarındaki cümlelerinin ve her sıkıntıya , cezaya karşı sarsılmayan imanının hayranı oldum. Şimdi bir fotoğrafa baktığımda bak bu Tevfik İleri bu eşi Vasfiye Hanım bunlarda çocukları; Cahide , Ayşe ve Cahit diyebiliyorum. Vefa Apartmanında Tevfik İleri'nin ailesiyle sohbet halindeymişiz gibi hissettim kitap boyunca. Çocuklarından , eşinden dinledim. Bir de eski mektupların, günlüklerin, kokusunu aldım. Eski fotoğraflar ... Eski kitaplar.... Eski olan herşeyin müptelası olan ben.... Aslında çok fazla alıntı yapmak istiyorum. Ama incelemeyi de uzatmiyim.
Kitapta geçen;
'Abi neredesin?'
'Vefa Apartmanında...'
'Anlamadım...'
"Görüşünce anlatırım..."
diyalogu kurabilirim kitap hakkında daha doğrusu ,Tevfik İleri hakkında, konuşabilmek için 'görüşünce anlatırım.'.. Ve mektuplarında ki unutmayacağım cümle ;
"Allah'ın lütfuna şükürden acizim." Veeee ; demiştim ya elli kelime ile sınırlandırılmış mektup... Son cümlesi ; "İsim saymayayım, kalbimde kimlerin olduğunu bilirsin.Cümlesine selam söyle."
320 syf.
·6 günde
Vatanını,milletine gönülden bağlı bir adamın hikayesi bu adını sıkça gördüğümüz ama kimdir nedir diye merak etmediğimiz biridir çoğumuza göre . Tevfik İleri hakkında bilgim vardı ama yeterli değildi o yüzden kitaba başlamadan önce hakkında biraz araştırma yaptım.

Araştırmalarda gözüme çarpan bir şey oldu Tevfik İleri'nin eşi olan Vasfiye Hanım şöyle diyor ; Biz Tevfik ile nişanlandığımzda bana dedi ki ” Benden büyük aşk bekleme çünkü benim aşkım vatanıma ,milletime ” dedi . Böyle diyor ama Vasfiye Hanımıda öyle bağlanmışki yazıdığı mektuplarında o sevgiyi hissediyorsunuz . Vatanına , dinini seven birisi zaten öyle güzel sevebilir ancak . Yazdığı mektuplarda bile ilk önceliği hep vatanı, milleti , dini yani davası oluyor sonra çocuklarına , eşine olan özlemini yer alıyor.

50 kelimelik mektup yazma hakki var . Bu mektup sadece 50 kelime olacak . Ben kendimi düsündümde ne özlemimi , ne sevgimi o 50 kelime içinde analatmam ama Tevfik İleri öyle güzel anlatmışki okuyunca o hasreti , özlemi siz hissedebiliyorsunuz .

Ceza evinde yatarken kansere yakalanıyor ama doktorlar bir şey yoktur diye bakmıyorlar bile . Gün güne kötüye giderken hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor . Mektuplarında hiç bir şekilde durumundan dolayı şikayetini dile getirmiyor her şey yolunda diyor. Bunu sadece o değil Vasfiye hanımda yansıtmıyor onlarda evdeki sorunları yansıtmadan özlemini , hasretini yansıtacak mektuplar yazıyor .

Aslında çok yazılacak şey var ama kısa keseyim yoksa uzun bir inceleme olacak .

Kitabı tavsiye üzerine başlamıştım sıra bende artık okudum , beğendim ve size tavsiye ediyorum .
320 syf.
Vefa Apartmanı, tarihe damga vuran önemli bir şahsiyetin ideallerini ve yaşantısını merkeze alan anı-roman olmasıyla birlikte aslında bizim gizli yüzlerimizi gösteren bir adına da değerlidir. Belki kimseye ifade edemediğimiz ruhsal durumumuz yaşadıklarımız ama belli etmediklerimiz. Anılarımız ve acılarımız. Bu vesile ile Tevfik İleri'yi de rahmetle anıyorum.
320 syf.
·Beğendi
Altmışlı yılların karanlık günlerine ışık düşüren bir ismin, hizmet bilinciyle kendini milletine adamasının göstergesidir, Sadık Yalsızuçanlar’ın kaleme aldığı bu eser. Hemşinli Tevfik’in yüreğinde filizlenen memleket sevdasının, Kayseri cezaevinde kurutulmaya çalışıldığı günlerin an an resmedilmesidir.

Yaşımızın yetmediği yıllar... Tevfik İleri’nin Yassı ada günlüklerinin açıldığı, eşi ve çocuklarıyla bir edebiyat şaheseri yaratırcasına mektuplaştığı zamanların, şimdiki zamana tanıklık etmesiyle açılan sayfalarda, bu sefer cümlelerle tanıklık edeceğimiz bir dönem seriliyor önümüze.

Hemşinli Tevfik’ten Ulaştırma, Milli Eğitim ve Bayındırlık bakanlığına uzanan, ömrünü milletine ve devletine hizmet etmeye vakfetmiş bir insanın hüzün dolu, imrendirici hayat hikâyesi...

Sadık Yalsızuçanlar’ın anı roman şeklinde kaleme aldığı bu kitabın roman kısmına vakıf olamamış olsam da anı kısmı fazlasıyla çekti içine beni. Okurken ezilip büzüldüğüm yerler oldu mesela. Kendimden, yaşadığım toplumdan ve idarecilerimden iğreti olduğum vakitler... Kaçımız okul formasını, bilmem kaç yıl giyinmek üzere birkaç beden bol alıyor ya da etek boyunu uzun tutuyor mesela? Çok azımız! İnanın çok azımız böylesi yaşıyor artık. Hız ve haz toplumunda, tüketici konumunda olan insan, sadece bugününü kurtarma derdinde o kadar! Kaçımız sadece şerefimiz ve milletimiz uğruna yaşıyor Hemşinli Tevfik gibi? Toplum daha çok kazanmanın derdine düştüğünden, manevi değerlerin bozdurulup maddiyat kapısından zorla sokulduğundan beridir, hayat madde kısmını tamamlayıp mana kısmına erişemiyor ne yazık ki! Devlet idarecilerinden tutun, sokak arasındaki hamallara kadar herkes cebini az çok doldurmanın derdinde. Kimse memleket sevdasının, vatan bilincinin manasına vakıf olabilmiş değil sanki! Bana dokunmayan yılan bin yaşasın sözüyle kardeş halinde yaşıyoruz adeta! Sözlerim, söz meclisinin içinde kendini hissedenlere tabii ki!

Tevfik İleri’nin zarif kişiliği gözünüze çarpıyor ilkin mektuplarını okuduğunuzda. Öyle zarif ki, eşine ve çocuklarına sınırlı kelime sayısıyla yazdığı kısacık mektuplarında bile bu özelliğinin farkına varabiliyorsunuz. Ailesine cümleleriyle sunduğu ve son nefesine kadar sürdürdüğü büyük aşksa imrenilecek nitelikte doğrusu. Babalarına “Sevgilim” diye hitap eden kızları ve mektuplarda sürekli üzeri çizilen bu hitap kelimesi, bu aşkın karşılıklı olduğunu da gösteriyor okuyucuya.

“Tek Varlığımız Milletimize Duyduğumuz Aşktır.”

Vatan ve Millet aşkı dediğimiz şey, insanın benliğini bir kere sarınca, tutku haline geliyormuş meğer. Tevfik İleri’nin milletine duyduğu bu sonsuz aşkın harf harf yazılışı, kitap da dinleyici konumunda olan Sadık Yalsızuçanlar’ı da derinden etkilemiş. Bunu, dinledikleri karşısında kısa kısa da olsa kitapta yer verdiği anlık tutumlarından anlamak mümkün. Ama iddia edebilirim ki kitabı okuyan herkes bu aşkın büyüklüğü karşısında hem şaşıracak hem de hayranlık duyacak. Öyle bir aşk ki, Tevfik İleri Yassı ada’daki duruşmada hâkim kendisi hakkında kararı verecekken, savunması alındığında şu sözleri sarf ediyor: “Ölüm belki de kurtuluştur. Memleketin huzuru, benim ölümüme veya hapishanelerde çürümeme bağlıysa kararınızı böyle verin. Memleketimin hayrı için buna da razıyım(...)” Bu sözleri söyleten vatana ve millete duyulan aşk değil de nedir?

Tevfik İleri’nin hayattan razı oluşu, milletinden de razı oluşuyla eş değer miydi acaba? Milleti aynı vefayı o ve onun gibilere gösterebilmiş miydi? Sorular, sorular... Hüzünle karışık yağan cümle güzellemeleri, zaman zaman gülümsediğiniz en çok da imrendiğiniz bir hayat hikâyesi. Memleket sevdasına bir dip not niteliğinde Vefa Apartmanı. Kitapta Vasfiye Hanım’ın (Tefik İleri’nin eşi) bir mektubunda şöyle deniyor: “ Allah sevgisi ve Memleket sevgisi, bu sevgilerin tadını bilmiyorlar, insanlar nelerden mahrum olduğunun farkında değil” ve bu halk için yorulmalarını eşi gibi helal ediyor Vasfiye Hanım da. Tevfik ileri Memleket sevdasını son demine kadar eşine ve çocuklarına da, aşılıyor.

Verilen her yeni görevle birlikte gittiği her ile sevgi ve şefkat götürme derdinde bir devlet memuru O. Cebinden çok gönlünü doldurma derdinde. En önemli özelliklerinden biriyse davasının adamı olduğudur kesinlikle. Bu uğurda çektiği tüm güçlükler kitapta açık seçik yer alıyor zaten. Kızı Cahide Hanım neredeyse hiçbir ayrıntıyı atlamadan her şeyi anlatıyor yazara.

Hizmetten İbadet Ahlakı Çıkarmak

Hizmetini ibadet ahlakıyla ahlaklandıran ve bunu özveriyle yapan bir insandan kime ne kötülük gelebilir? Hiç, hiç kimseye hem de! Ve çalışırken O ve O’nun gibiler “Yalnız insanlar değil kurdun kuşun, dikenin otun da hakkını görüp gözetenlerdendir” Her an ve vaziyette öncelikle kendini değil hizmet ettiği zümrenin hakkını koruyabilmek erdemi Mevlâ’nın herkese verdiği bir meziyet değildir. Her âdemin içinde bu davranış durumu konulsa da seçilmeksizin, pek azımız içimize konulan cevherin farkındayızdır. Ve ancak farkına varabildiğimiz kısmını kullanırız. Tevfik İleri içine konulan cevherin farkında olan bir Devlet Adamıydı. Ve ben okuduklarımdan eminim ki bu cevheri sonuna kadar da her hal ve durumda kullandı.

Tevfik; Allah’ın yardımının kula erişmesi demek. Kim bilir isminin muhtevasında kaç gönüle girdi Tevfik İleri? Kaç insanın gönlünde taht edindi kendine? Çalışırken hizmet ahlakını ve kendine has prensiplerinden hiçbir vakit taviz vermediğini gösteren sözlerden biri de kitapta şöyle yer alıyor: “ Bizim zihniyetimizde şark, garp tefriki yoktur. Bizim ölçümüzde imkan ve ihtiyaç vardır. Nerde ihtiyaç varsa, mevcut imkânlarla, mutlak o ihtiyacı karşılamak prensibimizdir. Vatanın dört bucağında, ne yaptıysak hep bu prensibe dayanarak yaptık...” Kendisine edilen zulüm derecesinde Allah’a yaklaştığına inanıyor hapishane günlerinde.

Onu rahatlatan tek şeyse üzerine aldığı tüm görev ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirdiği inancıdır. Çünkü gerçek adalet yalnızca Yaratıcının huzurundadır. Ve Tefik İleri buna sorgusuz sualsiz inanmaktadır.

“Vaktin de Eceli Gelir”

Yarım yüzyıla sığdırılmış bir hayat hikâyesi, hizmetle geçen bir ömür ve hak etmediği bir sonla sonuçlanan yaşam süreci... Otuz bir Aralık bin dokuz yüz altmış bir günü, hakkıyla yaşanmış bir ömre nefesini son kez verişi... Hakkını alacağı ebedi âlemde Tefik İleri’de birçoğu gibi mahşer vaktini beklemektedir belki kim bilir...

Ve geride kalan şu cümlelerden ibarettir;

“Size mal mülk, servet bırakmadım. Bütün hayatım boyunca bir tekadüye maaşı bırakmaya çalıştım. Tecelli eden Adalet onu da kuşa çevirdi. Ne yapayım. Kader böyle imiş. Yalnız, size şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim. Siz de bununla iftihar edeceksiniz.”

Bu sözler, bir babanın evlatlarına bırakacağı en değerli şeylerin bile üstündedir.

***

İmrenilecek bir yaşam hikâyesi okumak istiyorsanız, tam da yerindesiniz. Vefa Apartmanın önünde duramasanız bile, sayfaları çevirmek elinizde. Kesinlikle okunması ve kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap olduğu inancındayım ben. Sadık Yalsızuçanlar’a da bu değerli çalışması için teşekkürler.

Vefa Apartmanı
Sadık Yalsızuçanlar
301 Sayfa
320 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Hani derler ya hayatımın en kıymetli kitabı diye, sanırım benim için bu kitap olabilir :)

Kıymetlim ʙüşʀᴀ~ 'nin hediye si öncelikle (çoook kalp annecim :))

Sonra, yazarımız Sadık beyle tanışma ve sohbet etme şansına nail oldum. Nasıl beyefendi, nasıl güzel bir sohbeti var heybemde bunu anlatabilecek kelime yok...

Ve başka bir kıymetli dostumla ortak kitabımızdı beraber keyifle okuduk :) Mehmet Emin VARLIKLI

3 yapraklı yonca misali daha ne olsun:))

Gelelim kitaba, keşke kitabın konusuda eğlenceli olabilseydi.
Tevfik İleri bey on yıl bakanlık yaptıktan sonra 27 Mayıs 1960 ihtilalinde tutuklanarak Yassıada'da kurulan Yuksek Adalet Divani'nda yargılanır ve idam cezasına mahkum edilir. Sonra cezası hükümet tarfindan müebbet hapse mahkum edilerek Yassıada'dan Kayseri Cezaevi'ne nakledilir. Burada kanser olur. Hastanede bir müddet yattıktan sonra burada vefat eder. Adnan Menderes'in idam edilmesi de aynı döneme aittir.
Tevfik beyin eşi Vasfiye hanım ve 3 çocuğuyla yapılan röportaj (sohbet) , Tevfik beyin eşine ve çocuklarına yazdığı mektuplar ve o dönemde ki Kayseri ve Yassiada günlüklerinden oluşanlarla harmanlanmış bir kitap aslında. Ailesiyle olan sevgi bağlarıyla, diyaloglarıyla ve lekesiz hayat duruşuyla örnek bir insan , örnek bir eş ve örnek bir babaya şahit oluyoruz aslında.

Benim Sadık hocayla tanışmama , Tevfik beyin hayatını okumama vesile olduğun için çok ama çok teşekkür ederim canım dostum kıymetlim ʙüşʀᴀ~
288 syf.
·Puan vermedi
Vefa apartmanı...
Bu kitaptan önce Tevfik İleri hakkinda hiçbir bilgim yoktu. Bende bir vefalı dost sayesinde bu kitabı okumuş Tevfik İleri'yi tanımış mektuplarina şahit olmuş oldum. Azmi gayreti davasından dönmeyişi bunlara şahit oldum.
Ve ölümü ... Gencecik kırk dokuz yaşında..
Ayrıca yazarın Sadık Yalsızuçanlar'in dili araştırması ailesiyle iletişime geçip bu kitabı olusturmasi gerçekten takdire şayan.
" İyi insanlar olacağız. İyi işler yapmaya çalışacağız . Her gittiğimiz yerde muhabbet ve hürmet bulacağız. Her gittiğimiz yere sevgi ve şefkat götüreceğiz. Sevgi ve muhabbet toplayarak bütün Anadolu'yu dolaşacağız ... "
320 syf.
·Beğendi·10/10
Yaklaşık bir senedir varlığından ve hizmetlerinden haberdar olduğum, kendime örnek aldığım müthiş insan Tevfik İleri....
Beni Tevfik İleri ile tanıştıran, her derste onu anmadan geçmeyen kıymetli hocam Sadık Yalsızuçanlar....
Derste bize anlattıklarının uzun haliydi kitap...
Eşsiz bir anlatım ve eşsiz bir konu!
Kesinlikle bir biyografi değil, yeni bir tür Sadık Hocamınki...Her hayat böyle güzel anlatılsa da okumayan kalmasa... Daha önce biyografisini okumuş ve yetersiz bulmuştum o güzel insanın hakkında yazılanlar...
Vefa Apartmanı ise dört dörtlük!
Ailesinden dinliyoruz Tevfik beyi...
Mektuplarını okuyoruz aynı zamanda...
Gözlerimiz doluyor ve hayran kalıyoruz her sayfada...
Bitince kitap, vizyonumuz güçleniyor.
Türk Gençliğinin örnek alacağı bir şahsiyetten daha haberdar oluyoruz !
Kalpten söylüyorum; “Okumayan çok şey kaybeder....”
320 syf.
·10/10
Okurken duygulanmamak elde değil. 1960 darbesinin acımasız yüzüyle tanışmak ve namazda tekmelenen, aşağılanan ve her türlü çirkinliğe maruz bırakılan merhum Tevfik İleri'yi tanımak için bu kitap biçilmez kaftan.
“Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor… Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal mülk, servet bırakmadım. Ama şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.”
Allah var. Büyük Allah var. Herşeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal, mülk, servet bırakmadım. Yalniz, size şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hicbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.
Tevfik Ileri
Kayseri Cezaevi, 24.9.1961
Sadık Yalsızuçanlar
Sayfa 7 - Profil Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vefa Apartmanı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051144351
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Vefa Apartmanı
Vefa Apartmanı
Vefa Apartmanı
‘Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal mülk, servet bırakmadım. Yalnız, size, şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.’ Tevfik İleri
24.9.1961, Kayseri Cezaevi

Ulaştırma, Milli Eğitim ve Bayındırlık Bakanı olarak yıllarca başarıyla çalışmış, Adnan Menderes’in yakınında bir devre tanıklık etmiş, Yassıada'da yargılanıp idama mahkûm edilmiş bir bürokrat… İdam cezası ömür boyu hapse çevrilen, kanserin pençesinde kısa sürede mum gibi eriyen Tevfik İleri… Ailesine yalnız şerefli, namuslu bir ad bırakan Hemşinli Tevfik…

Tevfik İleri’nin Hemşin’den Vefa Apartmanı’na uzanan hikâyesinde yalnız bir “adam”ın hayatı değil, bir ailenin, bir ülkenin tarihi gizleniyor satır aralarına. Çalışma hayatı boyunca tuttuğu günceler ile Yassıada ve Kayseri Cezaevi günlükleri, Tevfik İleri’nin şahsında bir dönemin tarihini anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 133 okur

  • Okur & Okur
  • Zemher-i âdem
  • Öznur

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0