Yumuşak lüks yatakta geri çekilip bedenimi benden uzaklaşmaya bıraktım.Hâlâ genç ve erdemliydi;geri çekilecek kadar güçlü,karşı koyabilecek kadar iradeliydi.Adamın yaşamının nice yılıyla ağırlaşmış terden sırılsıklam bedeninin göğsüme abandığını hissettim.Yıllar boyu gereksinmelerinin ötesinde,açgözlülüğünü doyurmak için yemekten şişmanlamıştı. Her hareketinde aynı aptal soruyu yineliyordu:
"Zevk alıyor musun?"
Gözlerimi kapayıp, "Evet," diyordum.Her seferinde mutlu olup aptal gibi seviniyor, kısık sesle aynı soruyu yöneliyordu;ben de her seferinde aynı yanıtı veriyordum:
"Evet."
Giderek aptallığı,buna bağlı olarak da zevk aldığıma olan inancı arttı.Ne zaman evet desem aptal gibi seviniyordu,bir an sonra bedenini daha büyük bir ağırlıkla üstümde hissediyordum.Artık dayanamadım,tam sorusunu yinelemek üzereyken öfkeyle bağırdım:
"Hayır!"
Parayı uzattığında müthiş kızgındım.Paraları kaptığım gibi görülmemiş öfkeyle paramparça ettim.Prens bütün paraları parçalandığımı görünce,gözleri fal taşı gibi açıldı.
"Sen cidden bir prensesmişsin.Nasıl oldu da baştan inanmadım?"dediğini işittim.
Öfkeyle,"Ben prenses değilim."dedim.
"Başta fahişe olduğunu sanmıştım."
"Ben fahişe değilim.Ama çocukluğumdan beri babam,amcam,kocam,hepsi bana bir fahişe olarak büyümeyi öğrettiler."
"Yaşam sana öldürmeyi öğretti mi?"
"Elbette."
"Şimdiye kadar kimseyi öldürdün mü?"
"Evet."
Bir an yüzüme bakıp güldü: "Senin gibi birinin adam öldürebileceğine inanamam," dedi.
"Neden?"
"Çünkü çok yumuşaksın."
"Kim demiş yumuşak insanlar adam öldüremez diye?"
Yeniden gözlerime bakıp güldü ve, "Senin bir sineği bile öldürebileceğine inanmam," dedi.
"Sinek değil ama, adam öldürebilirim."
Bana bir kez daha, bu sefer kaçamak bir bakışla baktı ve, "Buna inanamam," dedi.
"Doğruyu söylediğime seni nasıl