Müellifin Önsözü
Müslümanlar için her hususta bilgi sahibi olmak bir vazifedir. Din hususunda bilgi ise "İlmihal" adını alarak en birinci vazifeyi teşkil eder. Her Müslüman için yapılması gerekli en büyük bir vazifedir ki, mensup olduğu mukaddes İslam dini hakkında kâfi derecede bilgi sahibi olsun, bu bilgisine göre dini vazifelerini yapsın, dini hayatını tanzim etsin. Zaten bütün insanlığın bir manevi ruhu mesabesinde olan dinden, din bilgisinden hiçbir kimse ihtiyaçsız kalamaz. En eski zamanlardan beri gerek ilkel kavimlerden ve gerek medeni ve ileri seviyedeki milletlerden hiçbiri yoktur ki dine bağlı bulunmuş olmasın. İnsanların hakiki rahatları, saadetleri ilahi bir din sayesinde gerçekleşip ortaya çıkar, düşünceli şahsiyetlerin ruhları, vicdanları ancak böyle bir din sayesinde huzursuzluktan kurtulur, sükunet bulur. Beşeriyetin yaratılışındaki yüksek gaye, ancak böyle bir dine sarılmakla meydana gelir. O halde uyanık bir ruha, temiz bir vicdana sahip olan hangi insandır ki, kendisini böyle hakiki bir dine ihtiyaçtan beri görebilsin? Kendi şahsiyetini, istikbalini, saadetini korumak isteyen hangi bir insandır ki, böyle yüce bir dinin itikada, temizliğe, ibadete, helal ve harama, ahlaka dair olan kutsal hükümleri hakkında muhtaç olduğu bilgileri elde etmek istemesin? O mübarek dinin ortaya çıkmasına, yükselmesine, her tarafa yayılmasına, kısacası feyizli tarihine åit bir şeyler öğrenip bellemek arzusunda bulunmasın? Hiç şüphe yok ki kendi varlıklarını kaybetmeyen uyanık fertler, cemiyetler öteden beri bu ihtiyacı, bu arzuyu kendi ruhlarında duymuş, dini eserleri aramaya, bunları bulup okumaya lüzum görmüşlerdir. İnsanların bu yaratılışlarındaki meyillerinden, bu ruhi ihtiyaçlarından dolayıdır ki, her asırda din alimleri tarafından binlerce dini eserler yazılmıştır. Ancak her
Kitap Alıntısı
İlk kez Kierkegaard okumak.
Kierkegaard bildiğim felsefeci ve ilk defa kitabını okuyorum ama hata yapmışım korku ve titreme ağır bir kitabıymış.Okurken bazı şeyleri anlıyorsun bazılarını anlamıyorsun çünkü yazarın dili çok felsefi ve dolaylı anlatıyor.Mutlaka bu kitabı 2.kez okuycam.Eğer Kierkegaard okuyacaksınız ilk kitabından başlayın yazarı anlamak için daha iyi olucaktır o yüzden bende bu kitaptan sonra ilk kitabını mutlaka alıcam.Kitabın konusu çok iyi ve yazar detaylı konuya değiniyor ve ilk kez okuyunca insan kitabı okurken ne demek istediğini anlamaya çalışıyor.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
TAVSİYE FALAN ETMİYORUM, İSTİYORUM!
Salih Mirzabeyoğlu ile yapılan röportajların yer aldığı kitaptan, bir bölüm: DEDİ: Bize ne tavsiye ediyorsunuz? **DEDİM: "Tavsiye filân etmiyorum, istiyorum!.. İslâm inkılâbı bir çeşit “aydınlar aristokrasisi”dir… Bu sınıfı temin, bunun önderliği, bu zemini teminin siyaseti… Gâye, esas, usûl, hedef buna nisbetle!.. Küfür yobazlarını, din yobazlarını tasfiye gâyesine bağlı bir hareket… Benden isteneni istiyorum: Muazzam bir kadro… Sizin en büyük rolünüz şu: Gençlik, toplumda maya tutturan dinamik kısımdır… Bunun çok büyük bir kısmını hayat yutar; sonra arkadan gelen gençliğin itici gücü… İşin ideali, pörsümeden hep genç kalmak, kalabilmek ve hayatını davasına nisbetle tanzim etmek… Çevreye şöyle bir bakın: Yaşı 30’u bulan adamların çoğunda dâva, hayat sofrasındaki tuzluk gibidir… Çilesiz, rizikosuz, çöpten tatminler!.. İmân, dünyalık telâşe sofrasının tuzluğu gibi değil ki!.. İmân için yaşamak lâzım!.. Bu nasıl bir mükellefiyettir?.. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden söyleyeyim: Şehitlik şuuru… Bu nimetten kaçınıcı bir tavırla imân dâvası olmaz… Dikkat edin: Herkesin gûya iyi niyetle, “o da çalışıyor, bu da çalışıyor!” diye birbirine avans vermesi, kendisini riziko getirecek bir tertibten sıyırmak içindir… Nemelâzımcı da, ahmâk da, bu başıbozukluk zeminine bayılır… Böyle bir zeminde tezahür eden heyecan da, futbol seyircisinin “bizim takım” ruhiyatından farklı değildir… “İslâm’a muhatab anlayış”ı temsil eden bir ideolocyaya bağlı, gerektiği yerde gerekeni yapacak insanlar; bu lâzım… Bizim, insanları rahatsız edici bir tarafımız var: Sahte dengeleri, çerezlik doyumları, ucuz tesellilerini yıkıyoruz… Çoğu, bizim haklı olduğumuzu bile bile kaçıyor; kaçışını mazur göstermek için de, muhalif olmak için mazeret tedariki gibi hâllere düşüyor… Bu tesbitler çerçevesinde siz,
ADIMLAR -1984 den 1996 ya -I- , 13 Mayıs 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Bir kaç perdelik bir oyun izlediğinizi hayal edin. Tek görevi arkanıza yaslanıp rahatlamak ve hikayenin gelişimini izlemek. Performansı yönlendirmek sizin işiniz değil, sahneye çıkıp anlatılan hikayeye müdahale etmeye başlamak da sizin işiniz değil. Mesele, ne olursa olsun tek işiniz oyunun gelişimini izlemek. Ancak bazen ertesi gün yapacaklarınızı düşünürsünüz ve bu noktada, sahnede olanlardan tamamen habersiz kalırsınız. Meditasyon yapmayı öğrenirken bu yaygın eğilimdir, bu yüzden kendinize fazla yüklenmeyin. Ayrıca zihninizin dağıldığını fark ettiğiniz anda hemen oyuna döner ve tekrar hikayeyi takip edersiniz. …( devamını kitaptan oku (kendime not))
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Sadece okumaya yarıyorsa kitaptan iyi afyon yok!
Sayfa 10·Kitabı okudu
*Gelecek=Hiçlik*
“Biz geleceği düşündükçe, hayatı dışlıyoruz. Einstein’ın dediği gibi, zaman içinde yaşadığımız bir durum değil, bizim düşünme biçimimiz. Benim bu kitaptan anladığım şey, gerçek olana odaklanmamız gerektiği çünkü zamanı bu şekilde yaratıyoruz. Durmadan gelecek denen o soyut hiçliği düşünerek değil.”
Sayfa 220·Kitabı okuyor
Alıntı