Bir kitabı okurken, beni kitaptan ayıran barikat duvarını bir parça yıkabilmek için elimden geleni yaparım; her zaman başarılı olamasam da. Dahil olmaya çalışırım.
Ancak bu konuda bir tercih yaparak gayret edenler, kitaptan gerçek manada istifade edecek olanlardır. Bu hidayetteki faydayı “huden lilmüttakîn” olan takvalı insanlar elde edecek.
Gerçekten ilerlemek isteyenler müttakîn olmalılar.
Büyüklerimiz derdi ki: " Bir kitap okudunuz ve aklınızda sadece iki cümle kaldı." Zaten maksat oydu. O kitabın okunmasındaki maksat, o iki cümlenin akılda kalmasıdır.
Bazı insanlar, okudukları kitaplardan cümle bile hatırlayamadıklarını söyler. O yazar da şöyle cevap verir: "Bir portakal yediğinizde içindeki vitamini hatırlıyor musunuz?" Aslında biz kitaptan, yolculuktan ya da insandan bir ruh bir öz alıyoruz. Onlar yavaş yavaş bizi şekillendiriyor.
Biri bana: "Âşıklık nedir?" diye sordu. Dedim ki: " Ben ol da bil. Sen âşıklığı nasıl bilebilirsin ki, o bilgileri kitaptan defterden öğrenilmez. Ateşi mangalda balı da kavanozda görmek bilmek değildir. Çünkü bu bilgi zevk bilgisidir; onu tatmayan bilmez. Bildim diyenin bilgisi sadece zandır. Madem öyle sen düşmeyi düşenden öğren, yanmayı pişmişten sor. Aşk kokusunu da aşığın yanık nefesinden kokla. Bu işaretlerden yola çık ve aşkı bilmek için aşık ol.