3. Psikolojide "Velâ Yehuddu alâ Taâmi'l-Miskin" Sırrı
"İşte o, yetimi itip kakan; yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir!"
Mâûn Sûresi'nin üçüncü ayetindeki "taâmi'l-miskîn" ifadesi, çoğu zaman "yoksulu doyurmamak" şeklinde çevrilir fakat Arapça köken ve Kur'an'daki bağlam dikkate alındığında bu kelimenin anlamı bundan çok daha geniştir. "Miskin", "se-ke-ne" kökünden gelir ve bu kök; hareketin durması, güçsüzleşme, yerinde kalakalma, çökmüşlük, çaresizce donup kalma gibi anlamlar taşır. Bu bağlamda "miskin", yalnızca maddi yoksunluk yaşayan kişi değildir; hayatın ağırlığı altında hareket kabiliyeti kırılmış, "bir adım daha atacak gücü kalmamış" her insandır.
Zaten tam da bu yönüyle "miskin", fakirden farklıdır. Fakir, imkânı az olandır fakat miskin, imkânı arayacak hâli dahi kalmamış olandır. Fakir kapı çalabilir, miskin kapıya gidecek derman bulamaz. Fakir çare arar, miskin ses çıkaracak kudreti kaybetmiştir. Kur'an'ın kullandığı bu kelime, insanın maddi ve ruhsal çöküşünü aynı anda ifade eden bir genişlik arz eder.
Tarihin belli bir dönemini iktidarın "nokta-i nazar"ından yorumladığı için resmi tarih elbette eleştirilebilir. Ama bize kendi "gayriresmi" tarih yorumlarını önerenlerin yorumsal dürtüleri "resmi tarih"e karşı olmaktan çok başka nedenlere dayanmaktadır: Etnik köken, ailevi ve kişisel intikam duyguları, maddi ve manevi çıkarlar, siyasal ihtiras...
Etnik köken de bir rol oynar. Batıda yaşayan Afrika-Karayip kökenli kişilerde hipertansiyon beyazlardakinden daha yaygındır. Büyük olasılıkla bu Afrika-Karayip kökenlilerin vücutta su tutma mekanizmalarının farklı olmasıdır.