alt dudağım titreyerek, "beni mutlu eden şeyler listeme seni eklemek için çok mu geç oldu? önemli değil, yine de seni ekliyorum," dedim. yanağında bir gamze belirdi ve bana bunu zaten biliyormuş gibi baktı. başıyla evini işaret ederek, "gel, bella," diye mırıldandı. eklemlerim kilitlenmeden önce tek bir adım attım, ayaklarım yere yapıştı ve hareket edemedim. benim hareket edemediğimi fark ettiğinde diğer yanağındaki gamzesi belirdi. eve bakarak, "komik olan ne?" diye mırıldandım. “evimize girmek için neden bu kadar gerginsin? benim gergin olmam gerekmez miydi?" "hayır," diye homurdandım. koltuk altlarımda ter birikmeye başlamıştı ve beynim bizim evimiz demesine takılmış ve orada sıkışıp kalmıştı. açıkçası, beni buraya en son getirdiğinde yaptıklarından dolayı hâlá çok utanıyordum. ve bu durumla ilgili daha da rahatsız edici olan şey, onunla kalmamı istemesiydi. çünkü kahrolası bir nedenden dolayı, enzo sevilmeye değer biri olduğuma karar vermişti. sanırım tekne kazası geçirdiğimizde o kadar sert kafasını vurmuştu ki aklını kaybetmişti ama ben onu bırakamayacak kadar bencildim. o gün ikimiz de bir parçamızı kaybetmiştik. ama o deniz fenerinde takılıp kaldığımız zaman diliminde geriye kalan dağınık parçalarımızı yavaş yavaş birleştirdik, ta ki birlikte olmamızın ayrı olmamızdan daha anlamlı olduğuna anlayana kadar. enzo'nun sevilmeye değer olduğuna şüphe yoktu ve bu beni korkutsa da artık ondan kaçmak istemiyordum. ön kapının önünde durup gözleri güneş ışığından parıldarken tamamen bana döndü. sıcaklıktan yoksun olsa da pat diye, "ne?" diye sordum. yüzünde bir sırıtış belirdi ve göğsüme çarpan eller dondu. kalbim ve vücudum gerçekten sinir bozucu olan bu basit hareketle felç oldu. "seni affettiğimi biliyorum, değil mi?" diye sordu. burnumu çektim. "bu
Sayfa 340·Kitabı okudu
Birinin ebeveyni olmanın en tuhaf yanı da bu...: Sizi siz yapan her şeye rağmen sevilmek. İnsanlar hayatlarının epey ileri bir evresinde bile ebeveynlerinin süper zeki, gerçekten komik ve ölümsüz olmayabileceğine inanmaktan aciz görünüyorlar. Belki de bunun biyolojik bir nedeni vardır; bir çocuğun belirli bir yaşa gelene kadar sizi koşulsuzca ve umutsuzca sevmesi tek bir nedene bağlıdır: Siz onlara aitsinizdir. Hakkını vermelisiniz ki bu da biyoloji adına epey zekice bir hamledir.
Sayfa 69 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
enzo çenesini devirip yavaş bir nefes aldı. artık tamamen kıkırdarken onun omuzları da neşeyle titriyordu. başını kaldırdığında, yüzüne en güzel gülümsemesi yayıldı ve gülümsemesi kalbimi masanın savrulduğu gibi savurup, çarpmış gibi hissettiriyordu. gülümsemesi tüm yüzünü aydınlatıyordu ve bana şefkatle bakarken ela gözleri parlıyordu. mutlu olduğunda ışık saçtığını görünce mest oldum ve merakla, "beni neden öptün?" diye sordum. yüzündeki gülümseme azalınca bakışlarındaki yoğunluk aydınlandı. etrafımda dönerek ellerini başımın iki yanına yerleştirip beni kafese kapattı. bu... bu içinde olmak istediğim tek kafesti. "okyanusta öyle derin bir yer var ki içinden tek bir ışık noktası geçmez. ve o kadar uzun süre orada hapsoldum ki nefes alamıyordum. seninle tanıştığımda beni o karanlıktan çıkardın ve ilk kez hava almak için yukarı çıktım. sen benim oksijenim oldun, bella ladra ve ben artık sensiz nefes alamam." kalbim göğsümden fırladığında sanki nefes alamıyormuşum gibi geldi. hiçbirinin beni sevmesini istemedim ama şimdi istiyordum. tanrım, beni sevmesini istiyordum. bana taktığı adın ne anlama geldiğini hatırlatarak, "güzel hırsız," diye mırıldandım. "artık ben o değilim." beni yakından inceleyip, bana yaklaşırken yüzünde hâlâ o şefkat vardı, gülümseyerek dudaklarını bir kez daha yukarı çekerken burnunu benimkine sürttü. "bir hırsızsın, bebeğim. adımı çaldın ve şimdi de kalbimi çaldın. benden başka ne istersen iste, vermeye hazırım." "ben bunu hak etmi..." çenemden tutunca yanaklarımı dişlerime bastırdı. "benim tarafımdan sevilmek cehennem gibi acıtacak. hak ettiğin her şey bu sevgi." sonra tutkuyla, "seni seviyorum ve sen de beni seveceksin," dedi. sanırım ölüyordum, yine de bu an şimdiye kadar sahip olduğum en mutlu andı. otomatiğe bağlanarak, "seni
Sayfa 285·Kitabı okudu
Akşamdan Kalma Maymunlar
Pek çok maymun çeşidi çay, kahve ve alkollü içeceklere düşkündür: Ayrıca tütün içmekten de keyif aldıklarını bizzat gözlemledim. Brehm'in anlattığına göre, Afrika'nın kuzeydoğusunda yaşayan yerliler yabanıl babunları kazanlara koydukları sert biralarla sarhoş ederek yakalamaktadır. Bu hayvanları kafeste besleyen ve bazılarının bu duruma düştüğünü gözlemleyen Brehm, onların davranışlarına ve tuhaf bir şekilde yüz ekşitmelerine ilişkin komik bir anısını aktarır. Ertesi sabah çok aksi ve kederli olduklarını; ağrıyan kafalarını ellerinin arasına alıp acıklı bir yüz ifadesine büründüklerini söyler: Kendilerine ikram edilen birayı veya şarabı tiksinerek geri çeviren babunlar, limon suyunu keyifle tüketmiştir. Amerika'ya özgü Ateles [Örümcek maymunul, brendiyle sarhoş olduktan sonra ona bir daha elini sürmemiş ve böylece bir insandan daha mantıklı davranmıştır.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Bilim
Gelişmemiş, kültürel ve zihinsel olarak olgunlaşmamış halk lar da hep böyledir. Onlar da İngilizlerin dış görünüşünü, genellikle komik ve hatta hastalıklı taraflarını alırlar. Onların kötü taraflarının kötü kopyaları gibidirler.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
“…büyük vurgun yapıp başarısını falan filancanın yazışma kursuna bağlayan gülümser yönetici. Benim gibi böyle şeylere hiç mi hiç heves etmeyenlerin bile bunları yutmuş olması komik. Çünkü ben ne öyle bir hırs küpüyüm, ne de umutsuz bir vaka; mizaç itibarıyla ikisi de olamam. Gelgelelim, çağın ruhu da buydu. Hadi! Ne duruyorsun! Biri düştüyse kalkmadan önce ona bir tekme de sen at.”
Sayfa 146·Kitabı okuyor
Alıntı