"İnsanın bildiği her şeyi anlatması gerekmez. Bir hanımefendiye yakışmaz. Hem insanlar başkalarının kendilerinden daha bilgili olmasından hoşlanmaz. Buna sinir olurlar. Düzgün konuşarak onları değiştiremezsin, bunu onların öğrenmesi gerekir. Öğrenmek istemediklerinde de çeneni kapalı tutmaktan ya da onların anlayacağı dilde konuşmaktan çaren kalmaz."
"Dünya renk, ışık ve ısıdan oluşur, diye karşılık verdi Hasan. Algılarımızın besinleridir bunlar. Bir tek ışık huzmesi bize her şeyi bambaşka gösterir. Algılarımız duygularımızı, duygularımız da ruh halimizi etkiler. Hayatın kendi kendini yineleme mucizesi de bu değil mi zaten?"
Tüketicilik akımı da, bize mutlu olmamız için mümkün olduğunca çok mal ve hizmet tüketmemiz gerektiğini söyler. Bir şeyin eksikliğini hissettiğimizde veya bir şey doğru gelmediğinde, muhtemelen yeni bir ürün (araba, yeni kıyafetler, organik gıda) veya bir hizmet (ev temizliği, çift terapisi, yoga dersi) almamız gerekir. Her bir televizyon reklamı, yeni bir ürün ya da hizmet tüketmenin yaşamımızı daha iyi yapacağını anlatan küçük bir efsanedir.
Bak yanına ben oturdum. Bildiğim için sana tıp ve ilaç dünyasını yüzde birini anlattım. Yanına oturan hemşerin gümrükçü olsaydı, gümrüklerdeki pisliği anlatacaktı.
Milletvekili olsa devlet yönetimindeki, hakim olsa hukuktaki, iş adamı olsa iş hayatındaki, sporcu olsa spordaki, subay olsa ordudaki, öğretmen olsa eğitimdeki, gazeteci olsa basındakini... Sen hepsini böyle gözlerin fal taşı gibi dinleyecektin.
Bugünü karalayıp geçmişi hayranlıkla anmak insan doğasına derin kök salmış bir özellik ve en derin muhakeme gücüne ve en kapsamlı bilgi birikimine sahip kişileri bile etkiliyor.