Akla göre akılsızlık ne ise, aşkın gözünde akıl da öyledir.Akıl insanları uçsuz bir denizin kenarına kadar götürüyor. Eğer insanda aşk denizine açılacak güç bulunmazsa, aklın onu bıraktığı kıyılarda çarpan fırtına ile helâk olacaktır.Hayat dediğimiz, işte bu kıyıların fırtınasıdır...
Ben iğdenin gümüş aydınlığında
duruyorum çoktandır bir yanım karanlık.
Biraz uzaktan bakınca:
İki baca, sanki kurum bağlamış
Uzansa da birbirine, alevi değmiyor artık
Bu, paylaştığım üçüncü, okuduğum beşinci Birhan Keskin kitabı. Sevgi gününe denk gelsin diye uğraşmadım aslında ama etraftaki sevgisiz sevgilileri, cinsellik kokan ilişkileri, hızla tükenen toplumun birbirini aynı hızla tüketen çiftlerini gördükçe (ki malûm bugün her zamankinden daha fazlaca sevgiliydi insanlar) Birhan Keskin'in kalemindeki karşılıksız aşka bir kez daha saygı duydum.
Saygı duydum hiçbir karşılık beklemeden, içerisinde hiçbir hesabı barındırmadan, sadece ve sadece aşkla beslenen; ulaşamadıkça devleşen, dokunamadıkça heyecan veren ve küçük bir tebessümle mutluluk ırmağına dönüşen aşka. Saygı duydum coşkusu kadar karamsarlığı, mutluluğu kadar çaresizliği, umudu kadar hayal kırıklığını aynı anda, beraberce içerisinde yaşatan aşka.
Henüz tanımıyorum seni ama yüreğine ve kalemine sağlık Birhan Keskin. Umarım bir gün kısa da olsa sohbet etme şansımız olur
Onu görmeden önce bir hayatım vardı, onu tanıdıktan sonra başka bir hayatım oldu.
Sanki, çevremdeki her şey, bütün eşyalar, yataklar, insanlar, lambalar, küllükler, sokaklar, bulutlar, bacalar bir anda renk ve biçim değiştirdiler de ben bu yepyeni dünyayı hayranlıkla tanımaya koyuldum