Bilirsiniz çocukluk; astronotların geceleyin evinizin damına düşmesinden korktuğunuz, ayçöreklerinin ay ışığında pişirildiğini sandığınız, yiyeceklerle evlenip evlenemeyeceğinizi merak ettiğiniz, eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı olduğuna dair kafa yorduğunuz, ülkeler arasındaki çizgilerin kimler tarafından ve neye göre çizildiğini bulmaya çalıştığınız, göğe bulutları kimin ektiğini düşünürken cevabının "Allah" olduğunu öğrendiğinizde bunu, "Bu işte birisinin parmağı olduğunu biliyordum!" diye bilgelikle cevapladığınız dönemin ta kendisidir.
İnsanın çocukluğuna ait olan o kedersiz körpelik, o sevgiye duyulan açlık, o saf inanç gücü geri gelir mi acaba? En yüce iki erdem olan, iylikle dolu neşe ve seviye duyulan sonsuz özlemin hayatın en değerli kaynağı olduğu o çağlardan daha güzel bir yaşam çağı mümkün mü?