Her yerde insanlar bir kamu düzeninden bahsederken, aslında her bireyin sadece kendi menfaatini düşündüğü görülür. Özel mülkiyet olmayan Ütopya'da ise herkes kamunun iyiliği için uğraş verir.
Özel mülkiyet olmamasına karşın herkes zengindir.
Bir adam Ütopyada
ne çocuklarının yoksulluk çekmesinden korkar ne de kızlarının çeyizini nasıl düzeceğini düşünür.
Hem kendisi hem karısı hem çocukları ve torunları hem de düşlediği kadar kuşak ötesi, bolluk içerisinde ve mutlu yaşarlar; çünkü orada, vaktiyle çalışan ama artık çalışamaz halde olan kimseye ötekilerden daha az ilgi gösterilmez.
"Bu dünyada gerçek erkeklerin sayısı yalnızca üç, Emir," derdi. Parmaklarıyla sayardı: atak, kurtarıcı Amerika, Britanya ve İsrail. "Gerisi" -dini şöyle bir sallayıp püüf diye bir ses çıkartırdı- "onlar, dedikoducu kocakarılardan farksız."