Şimdi dikkatinizi çekerim: en önemli İnsan Hakları belgesi olan ve hatta insan haklarını icat eden Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesine bir noktadan daha bakalım. Adında bile rahatsızlık edici bir tanı var demiştim: İnsan ve Yurttaş Hakları... Yani yurttaş olanlar ve yabancılar (insan olarak büyük özneden ne kadar samimi bir şekilde bahsedildiğini anlamak için o dönemdeki tartışmalarına bakmak yeterlidir). İşte ilk defa bu belge yabancı kavramını yaratan belgedir. Kişi ya yurttaş olacaktır ya da yabancı, başkası mümkün değil. Ama yabancı yine de bir toprağa bağlıdır ve asgari düzeyde tehlikelidir. Peki ya mülteci?
Bir baktım, herkes bir tarafta, bağıran bağırana.... Adam gelmiş çölden, ne bilsin yüzmeyi! Böyle bir görünüyorlar, sonra yok! Taş gibi batıyor hepsi! Boğulup gidiyorlar.
Türkiye'nin ruhu mu kaldı?
Sattı Türkiye ruhunu! Hem de yıllar önce sattı. Hem de bir pezevenk gibi sattı! Anlayacağın, bir orospu parasına gitti memleketin ruhu!
" Volkanlar taşları, devrimler insanları fırlatır. Böylece aileler uzak mesafeler kat etmek zorunda kalır, kaderler altüst olur, gruplar dağılır, paramparça olur; neye uğradıklarını şaşıranlardan bazısı Almanya'ya, bazıları İngiltere'ye, bazıları Amerika'ya göçer. Gittikleri ülkelerde yaşayanları şaşırtırlar. Şu yabancılar da nereden geliyordur? Onları şurada tüten yanardağ kusmuştur. Bu göktaşları, ülkelerinden göçmüş, mahvolmuş, kader tarafından dışlanmış bu bireylere kimi isimler takılır: göçmenler, sığınmacılar, maceracılar. Kalırlarsa katlanılır, giderlerlerse sevinilir."
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Memleketimde yabancılar bile yerleşip keyiflerine bakarlarken beni böyle durmadan diyar diyar dolaşmaya iten ne? Nedir istediğim? Neyin peşinden koşuyorum?