p

Programlama

1 üye
Takip
8/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2017 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2017 23:22
“Kitapları yazanlar her ne kadar anlasam da, anlamasam da çevremdeki herkesten başka ve daha güvenilir ve emindiler.” diyor, Şule Gürbüz son kitabı ”Öyle Miymiş?”de. Öyle miymiş? Öyleymiş. Mesela Şule Gürbüz’ün kitabını anlamadım ama ona dair, bende ciddi bir güven oluştuğunu söyleyebilirim. Acemi ve çırak bir kitap okuru olarak, Şule Gürbüz’ün “Öyle Miymiş?” kitabı ile yolum, Sabit Fikir Dergisinin, 2016 yılının en iyi romanları listesinde çakıştı. Kitap bu listede 4. sıradaydı. Sıralamada böyle bir yere sahip kitabı sipariş listeme eklememek büyük bir eksiklik olur diye düşündüm. Okuma sırası bu kitaba geldiğinde ve sayfaları birer ikişer atlamaya başladığımda, okuduğum kitabın bir roman olup olmadığını sorgulamaya başladım. Oldukça derin, uzun ve meşakkatli cümlelerin, nereden başlayıp nereye ulaşmaya çalıştığını anlamaya çalışmak da bir süre sonra zorlaştı. Cümlenin başında zihnimde oluşan algının, cümlenin sonuna doğru, başında oluşan algı ile bir alakası kalmadı. Hatta bu okumalar esnasında, zihnimizin de, elektronik ortamda metin yazarken, yazılımların bize otomatik kelime önermesi gibi, her bir cümleyi okurken, bazı otomatik algı oluşumlarına meylettiğini fark ettim. Ama Şule Gürbüz, tüm bu otomatik algı oluşumlarını paramparça eden bir yazı serüvenine soktu beni. Peki kitaptan ne anladım? Galiba anladığım tek şey, benim bir altı ay sonra bu kitabı tekrar okumam gerektiği idi. Hatta belki bire altı ay sonra bir kere daha. Tüm anlamamazlığıma karşın kitaptan kısaca bahsetmek istiyorum ama zannedersem yazarından bahsetmeden kitabın içeriğine girmek anlamsız. Şule Gürbüz, 1974 doğumlu, günümüzde orta yaş sınıfına giren, Cambridge Üniversitesinde felsefe eğitimi almış ama antika saatlerin tamiri üzerine uzmanlaşmış ve Dolmabahçe Sarayı içindeki Saat Müzesinde
Programlama
Öyle miymiş?Şule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20162,053 okunma
Neçayev Dönüyor
(...) “Peki ama hepimiz arasından neden özellikle ben?” diye soruyordu Silberberg yine. Zapata’nın sesi yumuşuyordu. “Marc Amerika’da” dedi, “ne zaman döner bilemiyorum... Serguet ise şu sıralarda Cenevre’ye gitmek üzere. Elimin altında yalnızca siz varsınız.” Tekrar kısa bir sessizlik oldu. “Özellikle, Elie” diye sürdürdü Zapata, “size şunu hatırlattığım için beni bağışlayın: Beşinizin arasında en az tanınmış olan sizsiniz... En az siz göze çarparsınız.” Silberberg sinirlenmeye başlıyordu. Bu ne demek oluyordu? Kimden gizlenmesi gerekecekti ki? “İşte bu nedenle listede yoksunuz” diye sözünü bağladı Zapata, donuk bir sesle. “Liste mi? Ne listesi?” Telefonun öte ucundan Zapata içini çekti, galiba sabrı taşmıştı. “Suikastlar listesi...” Elie Silberberg, telefonda bağırdı, berikinin neden söz ettiğini öğrenmek istedi. Fakat Luis Zapata hiçbir açıklamada bulunmadı. “Siz hele bir gelin, o zaman açıklarım” diye yineledi. Bir kez daha tam saatinde orada olmasını, tedbirli davranmasını hatırlattıktan sonra, allahaısmarladık diyerek ahizeyi kapatıverdi. Zapata haklıydı. Hepsinin üyesi oldukları aşırı solcu Proletarya Öncüsü grubunda toplumsal başarı gösterememiş olan tek kişi Elie Silberberg’di..
Sayfa 15 - Ayrıntı Yayınları - 1.Baskı 2016·Kitabı okudu
Programlama
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·544 syf.··
2017 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2017 21:30
2. Dünya Savaşı'nda;Almanya'nın Fransa'ya saldırdığı bir dönemde,eşi savaşa alınan Fransız bir kadın O.Kızı ve kızkardeşine tek başına sahip çıkmak zorunda kalan bir anne,abla.Öğrencilerinin,en azından akıl sınırlarını savaştan uzak tutmaya çalışan bir öğretmen.Viann. Ülkesinin bağımsızlığı ile kızının canı arasında,bir Alman subaya teslim olmakla kızının aç kalmaması arasında kalan bir annenin cehennemi.Bağımsızlığı ömrüne tercih eden kızkardeş Isabel'in soyadları olan,kitaba da adını veren "Bülbül" kod adıyla savaşın seyrini değiştirmesi.İşkence,zulüm,açlık,tutsaklık.Savaşın dini ve milleti olmayacağının vurucu bir örneği daha. Kristin HANNAH;kitabının tanıtımında,"Bülbül,yazmamak için çok direndiğim,ama yazdıktan sonra yazdığım bütün kitaplarıma bedel dediğim kitaptır" demişti.Çok yoğun,çok sarsıcı bir kitaptı;yorumum ne yazarsam eksik kalacaktı ama okuduğum HANNAH kitaplarının en güzellerindendi.Tavsiye ederim.
Programlama
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
Artık her an internete bağlıyız. Çalışırken, araba kullanırken, hatta kitap okurken veya üç boyutlu ekranı izlerken. Yaşamlarımız kısmen sanal, dijital alanda sürüyor. Bu büyük dengeleyici: siyah veya beyaz, erkek veya dişi, normal veya anormal, İnsanların sabah uyanır uyanmaz yaptıkları ilk şey _ dişlerini bile fırçalamadan önce_ tabletlerini ellerine almak . Dünyayı değiştirmek mi istiyorsunuz ? Politikayı unutun. Kod yazmayı öğrenin.
Sayfa 326 - Martı yayınları·Kitabı okudu
Programlama

Programlama Konusuna Benzer öneriler

Tarih4.083 üye · 249 yeni gönderi
Takip
Müzik22,9bin üye · 836 yeni gönderi
Takip
Din14,9bin üye · 824 yeni gönderi
Takip
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2017 03:20
1984 Ne demeli şimdi? Kitaplar bu yüzden sevilir aziz dostum. Azınlık tarafından benimsenmesi, bir kuble "yarardan" değildir. İnsanın bedenine vuran aydınlığın, karanlıkla buluşan ekinoks çizgisinde saklıdır cevheri. Ve bu cevher ki her zihinde aynı etkiyi yaratmaz. "Ya beyazsındır ya da kara." Öyle bir şey yok aziz dostum! İnsan gridir. Kimisi karaya yakın kimisi beyaza. 1984... Kitabın içeriğine dair inceleme yapmayı , insanların merakını gidermekten öteye geçmediğini farkettiğimden beri, daha çok kitabın üzerimde yarattığı etkiyi dile getirmeyi daha doğru buluyorum fakat burda ufak bir atıfta bulunup "senztez" in buharından faydalanarak küçük bir istisna yapmak istiyorum. Açıkçası, klasik olarak evreni simülasyondan ibaret olarak düşünmek ya da yapay boyut dedğimiz adeta bilgisayar yazılımı gibi kurgulamak fikri birçok "cesur yeni insan" tarafından düşüncesinde dile getirilmiştir. 1984' ün bana en büyük getirisi, en çokta da bu noktada geçmişin ne derece değiştirilebileceği düşüncesi olmuştur. Ve tabi ki yeni bir dil yaratmanın sıfır zihin üzerine ne derece etki edebileceği... Düşünün bi, üç beş bilim insanı bir araya geliyor ve kısıtlı bir dil yaratıyor. Kişiler 100 kelime hazinesiyle düşünebiliyorlar. Ve bu 100 kelimenin 80' i itaat, boyun eğmek, saygı göstermek, söyleneni yapmak, kurallara uymak, gelmek, gitmek v.s. Kısıtlı düşünen insanın davranışları da kısıtlı olmaz mıydı? Hoşgörü, sevgi, mutluluk, iyi, güzel, yakışıklı, saadet gibi duyguların tanımlaması olmadan kişiler ne kadar özgür düşünebilirdi? Benlikleri kendileri tarafından ne derece günümüz insanları gibi biliçli bir şekilde kabul görürdü? Benlik kişinin kendisine özgü düşünceleri değil midir? Acı... Bir insanı seviyorsunuz... Anne gibi, kardeş gibi, sevgili gibi, eş gibi, hayvan sevgisi
Programlama
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,5bin okunma