“Proust'un o ünlü "En beğendiğiniz askeri harekât hangisi?" anketine şu cevabı vermiştim: "Ricat." Hayat boyu çok savaştım. Sıramı savdım. Yenisini istemiyorum.”
İşte bu yüzden, eserimi tamamlayacak vakti bulabilirsem, her şeyden önce insanları, birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa, mekânda kapladıkları kısıtlı yere karşılık, Zaman içinde çok büyük, ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle, çünkü insanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları, sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler.
3.5/5
Kayıp Zamanın İzinde serisinin tadı damağımda kalınca ve serinin çok katmanlı izlenimlerini daha ayrıntılı anlamak amacıyla başladım bu kitaba.
Öncelikle dili ağır, biraz fazla felsefi terim içeriyor ve mitolojiye de ara ara atıflarda bulunmuş (çevirmen notu olarak mitolojik hikayelerle ilgili kısa bir özet düşülmüş). Dolayısıyla eğer felsefe ve mitoloji alt yapınız yoksa biraz zorlanabilirsiniz. Kitap zaman, bellek ve alışkanlık kavramları üzerinde durmuş. Bu kavramların ele alınışını ve açıklanmalarını sevdim.
Beklentilerimi çok karşılamadı ama okuduğuma için pişman değilim. İlk defa Beckett okudum ve bu da Proust vasıtasıyla oldu. Belki de kitaptan ziyade yazarın dili benim için ağırdır.
Daha genç ya da daha güzel olmasını istemezdim, bunu derinden hissediyordum. Proust'un "güzel kadınlar hayal gücünden yoksun erkeklerin olsun" sözlerini hatırlıyordum.