"Çünkü bağlılıkla saplantı, korkaklıkla kendini koruma arasında ince bir çizgi olduğunu biliyorum ve söz konusu sen olduğunda ben hep bu çizgide yürüyorum."
Alıntı
ABD'de seçime katılma oranları hep %50 civarındadır. %50'nin %51'ini alan başkan seçiliyor. Yani başkan Amerikan halkının %25'inin oyuyla Beyaz Saray'a yerleşiyor. Ama bu başkan Irak ve Afganistan'ı işgal edebilir ve dünyanın her yerinde "Amerikan çıkarlarını koruma" yeminine bağlı olarak her türlü pis oyunun içinde olabilir.
Tarih ve Siyaset
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fâtih zamanından beri İstanbul'da ve büyük şehirlerde yeniçerilerden kolluk veya yasakcı adı altında polis teşkilâtı meydana getirilmiştir. Büyük şehirlerde bu yeniçeriler, kale içinde hisarda oturur; bey, kadı gibi yerel otoritelere bağımlı değildir, başlıca görevleri Hıristiyanları ve Yahudileri yağmaya karşı korumaktır. Görevlerinden biri de, tahsildârların yanında yasakcı adıyla kanûndan çok vergi alınmasını önlemekti. Şehirlerde ayaktakımı, Hıristiyan, Yahudi mahallelerine ve ibadethanelerine saldırır, yangın çıkarır, yangını söndürme bahanesiyle yağmaya girişirdi. Şehirde güvenliği sağlamak için İstanbul'da mevcut dört kolluk zamanla artırılmıştır. Kumkapı'dakiler dörtten 13'e, Balat'takiler üçten 13'e çıkarılmıştır. Korucu yüksek ulûfe (25 akça) alır. Bunlardan ticaret yapanlar vardır. Kollukcuların rüşvet almalarını Kavânîn-i Yeniçeriyân yazarı eleştirir. Bu iş çok kazançlı olmalı ki, kargaşa döneminde kolluk için 30, 40 altın rüşvet verilirmiş. Aşırı vergi toplayanlardan veya eşkıyadan korumak için bir köy, yasakcı yeniçeri isteyebilir. Kollukcular, görevlerini kötüye kullanmasın diye adları özel bir defterde saklı tutulur. Günümüzdeki karakol terimi, karada âsâyişi koruyan yeniçeri kolluklarından çıkmıştır; denizde ve kıyılarda koruma, polis hizmeti bostancıbaşının kontrolü altında idi. Bostancıbaşı, Boğaziçi, Adalar ve Anadolu yakası sahillerini denizden kontrol eder, Bostancı Köprüsü'nde İstanbul'a yerleşmek için gelen Türk, Kürd, Arnavut vb. göçmenleri yasakla durdurmaya çalışırdı. Kıyılarda yalı yapmak isteyen, ondan ruhsat almak zorundaydı. Bostancılar da devşirme-oğlanlarından seçilirdi.
Sayfa 146 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
ABBASÎ HALİFELİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ • 21 ​Nesâ'da 70.000'in üzerinde insanı katlettiler. Debdebesinin doruğunda olan Merv, İbnu'l-Esîr'e göre 700.000 insanını kaybetti, fakat Cuveynî, geri çekilirken sakladıkları cesetler hariç, bu rakamın 1.300.000 olduğunu söyler. Belh'teki gibi, burada da sağ kalanlar acımasızca öldürüldüler. Şehirler galaksisinde parlak Venüs gibi duran Nîşâpûr¹¹ tamamen harap edildi. Askerî zaferin korkunç bir göstergesi olarak kafataslarından piramitler oluşturuldu. Mirhvând'a göre belirsiz sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra, 1.047.000 erkek kesilip biçildi.¹² ​Bununla beraber, kırk usta ve sanatkârın koruma altına alındığını ve Moğolistan'a götürüldüğünü de söyler. Bu barbar istilâcılar, Herat'ta 1.600.000 insanı kılıçtan geçirerek yeni bir rekor kırdılar. ​Bu rakamlar, Matthew Paris'in deyişiyle "yaş, cins, durum ayırt etmeyen"¹³ istilâcıların vicdansız ve duygusuz vahşeti hakkında bir fikir verir. Cuveynî, Horasan'daki hayatın yok oluşuna, aşağıdaki sözlerle şöyle matem tutar: "Nüfusun binde biri kurtulamadı... Eğer bugünden itibaren kıyamet gününe kadar Horasan ve Acem Irakı'nda nüfusun çoğalmasını engelleyen hiçbir şey olmasa, yine de önce olduğu rakamın onda birine bile ulaşamaz." ​Önemli pek çok şehrin tahribiyle birlikte, paha biçilmez sanat ve edebiyat hazineleri de yok edildi. İbn Hallikân'ın (608/1211-681/1282) Merv'den ayrıldıktan sonra Musul'dan, Halep kralının veziri Kadı el-Ekrem Cemâlüddîn Ebu'l-Hasan Ali'ye yazdığı mektup, Moğol tufanını acıklı bir şekilde dile getirir. 617/1220'de yazılan bu mektupta, yazan kişi, ona; yakınlarını, evini, ülkesini unutturan Merv'in kütüphanelerine ve kendisine göre "tek kelimeyle, mübalağasız, cennetin bir kopyası" olan Horasan'daki ileri medeniyete son borcunu öder. Bu bölgedeki yazarların erdemlerini,
Hatırlama eylemi , anlatıcının o depodan , hayatında en çok iz bırakan materyalleri seçip size sunması gibidir.
Evet. Zamanın başlangıcından bu yana, İnsanoğlu denencek her şeyi denemiştir. Burada, bu anakarada bile bu önlenememiştir. Bu topraklardan gelip geçmiş olan bazı aborijin grupların kralları, bazılarının da kadın hükümdarları olmuştur; kimi aborjin kabile bir başka kabileden insan kaçırmış, kimisi de insan eti yemeyi denemiştir. Mutantlar insanları öldürür, cesedi yerde çürümeye bırakıp giderler. Yamyamlarsa öldürür ve ölünün etiyle kendi canlarını beslerler. Her iki tarafın yaptığının anlaşılır bir yanı yoktur elbette. Kendini koruma, öç alma, çıkar ya da beslenme uğruna bir insan oğlunu öldürmek tamamıyla yanlıştır. Gerçek İnsanlar Kabilesini, mutasyona uğramış insanlardan ayıran tek ayrım asla cana kıymamasıdır zaten.
Sayfa 103 - Dharma Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı