Bir aşçı düşünün. Bütün malzemelerini bir araya getire­rek hayatınızda yediğiniz en lezzetli salatayı hazırlıyor. Hat­ta sanatçı yanını kullanıp, son dokunuş olarak bir salatalığı bıçağı ile oyup minik bir heykelcik haline getiriyor. Tadından parmaklarınızı yiyeceğiniz bu salata kimin yaratımı? Aşçı olmadan hıyar sadece hıyardır. Yaratım gücü verilen kadına, yaratımı taşıma, koruma ve besleme gücü verilmiş olan kadına, elbette yaratıma saygı ve sevgi duyma yetisi de verildi. Her birine tek tek hem de. Hiç ayrım yapılmadan.
Alıntı
Vatan yer yer düşman tarafından işgal edilmis. İstanbul'da vatanı düşmana satan hainler ve bu hainlerin kışkırttığı isyancılar. Anadolu isyan içinde. Bolu isyanı, Konya isyanı, Yozgat isyanı ve Anzavur ordusu... Ankara'nın ortasında bir avuç insan, Büyük Millet Meclisi açılmış, isyancıların tüfek sesleri milletvekillerini ürkütüyor. Kendisini koruyacak bir muhafız eri bile olmayan Atatürk iç ve dış düşmanlara karşı vatanı koruma çarelerini arıyor.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Belli başlı tüm sosyalleştirici etkilerin temelinde, sözcükleri kullanarak güç kazanma ve gücü koruma arzusu yatar.
Sayfa 277
İnsan, özniteliği gereği "en az çaba" ilkesine uyar. Bu yüzden çok eleştiri deneyimi yoksa, en yakın çevresinden çok çabuk etkilenir. Yakın çevresindeki kültürü, dili, inanç sistemini hemen benimseyiverir. Ve insan kabullenmese de ürkek kurbağaya çok benzer. Hep tanıdık, bildik çevreye gereksinim duyar. O çevrenin dışındakiler yabancıdır, hatta düşman olabilir. Doğa; canlıları, savunma mekanizmasıyla savunma içgüdüsüyle donatır. Ama kendi varlığını koruma; kendine aşırı güvenen, yürekli, kahraman kişilerde, empati duygusu aşırı gelişmiş kişilerde ters bir görünüm sunabilir. Ne var ki bu tür kişiler her toplumda oldukça azınlıktadırlar.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Edebiyat
Nisâ:32
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup sizde olmayanı bir eziklik duyarak) arzulamayın, erkeklere kendi kazandıklarından bir pay olduğu gibi, kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. (Çalışarak) Allah'ın lütfundan isteyin. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. Âyet-i kerîmede görüldüğü gibi erkek ve kadınlara, kazandıklarında ferdî mülkiyet hakkı ve kazançta eşitlik ilkesi getirilmiştir. Bu sebeple İslâm dini kadını, cahiliye devirlerinde olduğu gibi bir tutsak/bir köle gözüyle görme veya bir süs, zevk ve sömürü malzemesi olmaktan kurtarıp ilk soyadını koruma, ipotek, hibe, vasiyet, her türlü sözleşme, iffetini koruma ve 'haramdan sakınmak kaydı ile alışveriş hakkını, onların hak arama mücadelelerine gerek kalmadan, altıncı asırda vermiştir.
Ama yazarın belleğinden aşırdığım bilgilere göre insanın içindeki tatmin olma ve isteklerini doyurma arzusu, o "zavallıları koruma ve kollama güdüsü"nden katbekat bü­yük.
Sayfa 107 - Can Yayınları, Haziran 2014 Basım·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam