Spoiler içerir
Puan vermedi·210 syf.·
2026 18. kitabı
Dokunaklı, etkileyici bir romandı. Ama karakter Fugui çapkın, kumar bağımlısı bir mirasyedi. Ailenin yüz karası ve tüm servetlerini kumar masasında kaybeden bir adam. Bu kayıptan sonra tüm hayatı baştan sona değişen tarlalarda çalışarak küçük bir kulübede yaşamak zorunda kalıyor. Karısı Jiazhen o zamanda sonra da kocasının yanından ayrılmıyor. En sonda kemik erimesinden ölüyor. Oğlu Youqing da etkileyici bir karakterdi. Çocuk çok iyi koşucu. Sırf o okula gidebilsin diye ablası Fengxia'yı evlatlık veriyorlar. Fakat kız sonra ailesinin yanına yeniden geliyor. Çok zor bir hayatları oluyor, o dönemde savaş var. Hatta bir ara Fugui karısı ya da kızı hastayken (kim olduğunu tam hatırlayamadım) şehre doktor bulmaya gidiyor. Bu esnada zorla askere alınıyor. Cepheye götürülüyor. Savaş sahneleri sarsıcıydı. Bir çok ölüme şahit oluyor. Sonra bir şekilde ailesinin yanına dönüyor. O arada maalesef Fengxia ateşli hastalık geçirip işitme yetisini kaybediyor. Artık duyamıyorum ve konuşamıyor ama masum gülüşü hâlâ aynı. Youqing valinin karısı doğum yaparken kan ihtiyacı oluşunca kan vermek istiyor. Uyunca kanını alıyorlar ama iş bilmez görevli o kadar çok kan alıyor ki zavallı çocuğun ölümüne sebep oluyor. Fugui yıkılıyor, onu tek başına gömüyor. Daha sonra Fengxia'yı yamuk kafalı damat (kitapta böyle geçiyor) Erxi ile evlendiriyorlar. Çok mutlu bir çift oluyorlar. Fakat kız doğum yaparken ölüyor. Ellerinde sadece bebek kalıyor. Bir zaman sonra da Erxi iş kazası geçirip ölüyor. Yedi sekiz yaşına kadar torunu Kugen'i büyüten ana karakter torununun da öldüğünü görüyor. Yapayalnız kalıyor. Bir öküz alıyor, Kugenle de bunu hayal ediyorlardı. Yaşlı bir öküz. Fugui'ye arkadaş oluyor. Nereden bilebilirdi ki bu kadar yaşayacağını. Tüm bunları köye gelen bir adama anlatıyor. Çok beğendim
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,3bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 47. kitabı
SOYGUN/ İSKENDER PALA Osmanlı'nın Çalkantılı Döneminde Bir Soygun Hikayesi Yıl 1826... Sultan II. Mahmut dönemi... Osmanlı İmparatorluğu'nun en kritik, en çalkantılı yılları... Yeniçeri Ocağı'nın kapatılmasıyla başlayan modernleşme süreci, hem askeri hem de idari yapıda büyük değişimleri beraberinde getirir. Ancak bu değişim, aynı zamanda kanlı bir iç savaşa ve tasfiyelere de sahne olur. Tarihe "Vaka-i Hayriye" olarak geçse de, bu olay, imparatorluğun içten içe kanadığı, padişahın yorgun, halkın ise gergin olduğu bir dönemin başlangıcıdır. Mora İsyanı, Yunanların ayaklanması, Navarin Faciası... Tarihin tozlu sayfalarında yer alan bu gerçekler, romanın kurgusunda ustaca harmanlanmış. Hikaye, yıllarca hırsızlıktan uzak kalmış ancak mesleğinde usta üç kişinin yollarının yeniden kesişmesiyle başlar. Bir müderris, bir mücellit, bir sarraf... Ortak hedefleri, sarayın en değerli hazinesi olan Kaşıkçı Elması'nı çalmaktır. Ancak yaşları ilerlemiş olan bu üçlünün eski çevikliği kalmamıştır. Bu nedenle, onlara yardım edecek bir koşucu ve bir de hırsız gerekir. Saraydan mücevher çalmak hiç de kolay değildir; sağlam bir plana ve disipline ihtiyaç vardır. Planı yapan ekip lideri, her birine aslan, tavşan, ceylan, tûtî, porsuk, bukalemun, çakal gibi takma isimler verir. En şaşırtıcı olan ise bu işi veren kişinin, sadrazam olmasıdır! Bu tehlikeli görevin sonu nereye varacaktır? Görevi yerine getiremezlerse başları derde girecek, yakalanırlarsa daha büyük bir bela bekliyor onları. Tam bir "yukarı tükürsen sakal, aşağı tükürsen bıyık" durumu! Tarih, polisiye ve edebi dilin ustaca harmanlandığı bu roman, okuru tarihin tozlu sayfalarında yolculuğa çıkarırken, bir yandan da heyecan verici bir soygun hikayesine ortak ediyor. İnsan doğası, hırs, ahlaki değerler gibi konuları da
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,286 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ne macera ama! Buralar alev aldı!
10/10
·582 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 20:53
16.yy... Fransa yanıyor... Katoliklerle Protestanlar arasındaki savaş haddini aşarak bütün Fransa'yı, özellikle Paris'i esir almış durumda... Sokaklar öyle bir durumda ki birini gösterip ''işte bir prostestan'' diye bağırsanız, o kişi katoliklerin ölümcül saldırılarına maruz kalıyor. Böyle bir atmosferin merkezinde elbette 'güç' var. Ve olmazsa olmazımız, 'krala sadakat' bahanesi altındaki bencillikten doğan çıkar ilişkileri. Şimdi bu atmosfere kral, kraliçe, kral adayı, kont, mareşal, aşık, dost unvanlarına uygun bir sürü karakterin dahil olduğunu düşünün. Ve bunların dışında bir unvanımız daha var ki, bu kusursuz maceranın en önemli sahnelerinde boy gösteriyor, Şövalye... Şövalye dendiği zaman aklıma gelen ilk isim elbette Dumas'nın d'Artagnan'ı. Üç Silahşor romanı zihnimin en güzel odalarından birinde senelerdir yaşıyor. Şimdi ise zihnimdeki o odanın yanına başka bir roman daha taşındı: Pardayanlar... Ve bu iki roman daha şimdiden öyle iyi arkadaş oldular ki, aralarındaki uyum muazzam. Pardayanlar'ı okurken sık sık Dumas'yı andım ve yaptığım araştırmalardan sonra Pardayanlar'ın yazarı Michel Zevaco'nun ciddi bir Alexandre Dumas hayranı olduğunu öğrendim. Kitaptaki karakterlerin işlenişinden biraz bahsedecek olursak; Zevaco, gerçekten her karakteri detaylıca veriyor bize. Yoldan geçen bir karaktere, sakın yoldan geçen herhangi bir kişi olarak bakmayın. Zira sayfalar sonra o karakter bambaşka bir olayın kilit ismi olabilir. Genç şövalyemiz Jean Pardaillan ve babası Honore Pardaillan’ın aralarındaki uyuma bayıldım. Düşünce olarak sık sık çatışsalar, hatta farklı kişilerin yanında olsalar bile, birbirlerine olan bağlılıkları, son ana kadar el ele yürek yüreğe savaşmaları çok etkileyiciydi. Genç şövalyemizin ruhunda aşk ve iyilik gibi iki baskın duygu varken; baba
Pardayanlar 1Michel Zevaco · Dedalus Yayınları · 2021445 okunma
8/10
·488 syf.··
2026 27. kitabı
Olay sporcuların tuhaf ölümleri etrafında dönüyor . Alman bir bilim insanı! Genetikçi yıllar önce Alman sporcuların hayatını kararttığı yetmezmiş gibi Çinli sporcuların hayatına dadanıyor herkesi zatıf noktasından, bazılarını para ile bazılarını kibirleri ile avlıyor . Olimpiyat komitesinin amansız denetimlerinde açığa çıkmamak için akıl almaz genetik deneyler yapıyor , başarılı sporcular , kazançlı bahisler herşey yolunda giderken sporcular ölmeye başlıyor bazılarına intihar süsü bazılarına kaza görüntüsü veriliyor . Çinli dedektif Şef Li ve sevgilisi Amerikalı patalog Margaret işin peşini bırakmıyorlar bu onların özel hayatlarını baştan sona etkilese de pes etmiyorlar. Çin ve Amerikan kültür çarpışmasını çok hoş bir dille anlatırken heyecan ve adrenalin içiçe giriyor . Akıcı ve merak uyandırıcı ...
KoşucuPeter May · Alfa Yayınları · 20255 okunma
Spoiler İçerebilir
5/10
·280 syf.··
2026 4. kitabı
!SPOİLER OLABİLECEK BİR İNCELEME! Stephen King okumayı seven birisi olmama rağmen bu kitaba karşı pek olumlu düşüncelere sahip değilim açıkçası. Kitap hakkında önce beğendiğim ayrıntıları söylemek istiyorum ardında da benim Azrail Koşuyor isimli eseri neden beğenmediğimin nedenlerinden bahsetmek istiyorum. Olumlu Yanları 1) Çeviri kalitesi gayet güzeldi ve yazım hataları yok denecek kadar azdı. Bu da okuma keyfi veren bir durum. 2) Ben King'in yazım tarzını beğeniyorum ve dili benim için oldukça akıcı. Sadece bazen fazla betimleme yapabiliyor. 3) Sonu hiç beklemediğiniz şekilde bitiyor ve size bir ters köşe yapıyor. Kitap bittikten sonra ne oldu böyle diye kalıyorsunuz. 4) Hava kirliliği, ırkçılık, sınıf ayrımı gibi konulara dikkat çekiyor yazar bu kitapta. Olumsuz Yanları 1) Benim beklentimi pek karşılayamadı.Arka yazısını okuduğumda Açlık Oyunları filmi ve insan avı belgeselinin karışımı gibi gelmişti. Ve bu da beklentimi yükseltti. Fakat kitabı okumaya başladıkça sandığım kadar iyi olmadığını fark ettim. Bu sebeple de kitabı bitirmem 4 saat sürdü. 2) Beklediğimden daha yavaş gelişti olaylar. Dil akıcı olmasına rağmen bazı yerleri okurken sıkıldım. Mesela koşucu yarışması 78. sayfada başlıyor ve 200. sayfaya kadar heyecan çok fazla artmıyor. 3) Bazı yerlerde çok fazla vahşi öge var. Herkesin okuyabileceği bir kitap değil. Özellikle kitabın son kısmındaki bazı betimlemeler ve olaylar midemin kalkmasına sebep oldu. Sonu etkileyiciydi ama iyi anlamda olduğunu söyleyemem. 4) Sonu havada bitti gibi. Büyük bir olay oldu ama bu olaydan sonra dünyadaki durumun nasıl devam ettiğini göremiyoruz. Olay bitiyor kitap bitiyor. Bence bu kitabın sonunda nelerin değistiğini ya da değişmediğini görmek daha güzel olurdu. Genel olarak toparlamak gerekirse evet kitabın akıcı bir dili var
1000Kitap
Azrail KoşuyorStephen King · Altın Kitaplar · 20221,322 okunma
10/10
·408 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 00:00
Labirent serisini uzun zaman önce oğluma hediye olarak almıştım. Oğlum okuduktan sonra ben de okuyacaktım, ama o zamanlar okumaya fırsatım olmamıştı… Ta ki şimdiye kadar. “Hatırla. Hayatta kal. Koş.” Kitapta Thomas ile tanışıyoruz. Gözlerini bir asansörün içinde açıyor. Nerede olduğunu, kim olduğunu hatırlamıyor, hatta adını bile. Asansörün kapağı açıldığında kendini daha önce hiç görmediği çocukların arasında buluyor. Burası devasa bir labirentin ortasında kurulu bir düzen ve buraya “Kayran” adını vermişler. Üstelik burada sadece erkek çocukları var ve hepsi aynı şekilde buraya getirilmiş. Her şeyin çok net bir kuralı var: Koşucular dışında hiç kimse labirente girmiyor. Koşucular da gün batımından önce labirentten çıkmak zorundalar, çünkü kapılar kapanıyor ve gece olduğunda ızdırap verenler ortaya çıkıyor. Thomas bu düzeni, kuralları ve herkesin görevini öğreniyor. Ama asıl dikkatini çeken şey, labirentin içini keşfeden ve çıkış yolu arayan “koşucular” oluyor. O da bu ekibe katılmak istiyor. Ayrıca Thomas’ın gelişiyle birlikte daha önce hiç yaşanmayan olaylar olmaya başlıyor. Bir koşucu gündüz vakti ızdırap verenlerin saldırısına uğruyor. Ertesi gün asansör tekrar geliyor ve bu sefer içinden bir kız çıkıyor; adı Teresa. Üstelik kız, Thomas’ın adını sayıklayarak geliyor. Elinde bir not var; gönderilen son kişi olduğunu yazıyor. Bu da diğer çocukların gözünde Thomas’ı bir anda suçlu hâline getiriyor. Bu, düzenin tamamen bozulduğunun ilk işareti oluyor. Ve sonra o büyük kırılma yaşanıyor: Gün batımı olmasına rağmen labirentin kapıları kapanmıyor. O gece ızdırap verenler serbest kalıyor ve her gece bir kişiyi almak için Kayran’a geliyorlar. Artık Kayran’dan çıkmaları gerekiyordur. Thomas, Teresa, Newt ve Minho’nun çıkış yolu aradığı sahneler gerçekten nefes
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma