Kübra Seyrek

Kübra Seyrek
@kubraseyrek
Üniversite Öğrencisi
Kadıköy, 28 Kasım 2002
3 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
6/10
·164 syf.··
2021 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2021 22:51
[  ] Dilini çok sevmediğim bir kitap oldu. Bir insan hem çalışkan hem aptal nasıl olabilir şaşırdım. Anlatılan kimine göre aşkın tasviridir. Bana göre saplantılı bir tutkudan ibaretti. Beyimiz tanıştığı kadının yalanlı aşkına inanır. Onun hayat kadını olduğunu dahi öğrenir fakat saplantısından vazgeçemez. Gün gelir bir hadiseden kadından ayrılır. Onun yerine annesinin SATIN ALDIĞI CARİYE ile beraber olurlar. Kötü kadın kıskançlıktan kadına iftira atar ve beyimiz hemen inanır(çok namuslu ya güya). Cariye SATILIR. Hayat kadını satın alır. Cariyemiz aşkından kendisini bey için feda eder. Bey pişman olur kötü kadını öldürür. Her tarafı kötülük. Ama anlatımı çok sarmadı. Olay işleyişi çok sürekleyici değildi benim için. İlk edebi roman olması itibariyle okunabilir.
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Kübra Seyrek
Ay sanırım en doğru eleştiri yazısı sizinki
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kamran, senden nefret ediyorum!
8/10
·448 syf.·
2022 37. kitabı
-Dikkat spoiler içerir- Geleneksel Türk örf ve adetleri, kitabın yazıldığı dönemin şartlarının Feride'yi içinde bıraktığı durum ve kitabın mutlu sonla bitmesine karşılık beni mutlu etmemesi sebebiyle kimi zaman rahatsız olarak okuduğum kitabın eleştiri dolu yorumuna başlamak üzereyim. Bu kitabı çok sevdiğinizi biliyor, yazdıklarımın sizi üzeceğini tahmin ediyorum. Başka bir aldatma vakası daha... Feride, evlenmelerine ramak kala, kuzeni olan nişanlısının onu aldattığını öğrenmesiyle, gururlu birinin yapacağı gibi nişanlısını terk eder. Ve terk edişinin ulvi bir amaca hizmet etmesi için Anadolu'da öğretmenlik yapmaya başlar... Türk edebiyatının eski dönem eserlerinde, aile içinden biriyle evlenmek bir klişedir. Bunun sebebi kızların, kapalı bir çevrede büyütülmesi, diğer erkeklerle iletişiminin sosyal baskı sebebiyle engellenmesi ve oldukça küçük yaşta yani henüz "gözü açılmamışken" evlendirilmesidir. Birlikte büyüdüğü kuzenlerine "aşık" olmaları ve daima onlarla evlenmek istemeleri yalnızca beni rahatsız ediyor olamaz. Beklentimin doğurduğu hayal kırıklığı... Kitaba okumadığım zamanlar aldığım kırık dökük spoilerlar sebebiyle, Feride'nin oldukça idealist bir kız olduğunu ve başından beri Anadolu'yu içinden bulunduğu durumdan kurtarmayı amaçlayan ve bu amaç uğruna yanıp tutuşan bir karakter olduğunu tasavvur etmiştim. Oysa Feride'nin serüveni, nişanlısından ve nişanlısının yaşadığı İstanbul'dan kaçmak istemesiyle başlar ve böylece yolu Anadolu'ya düşer. Zaman zaman Feride'nin de kitaptaki diğer tüm öğretmenler gibi İstanbul'da çalışmak ve orada rahat etmek istediğini fakat mecburiyetinin buna el vermediğini görürüz. Diğer bir hayal kırıklığı... Yine aldığım spoilerlar sebebiyle, Feride'nin Anadolu'nun ücra bir okuluna düştüğü ve yıllar içinde orayı güzelleştirip
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,3bin okunma
Kübra Seyrek
Çok doğru bir eleştiri yazmışsınız. Kadının her daim suçlu olduğu toplumumuz tarafından öylesine kabul edilmiş ki, severek okuduğumuz edebi romanlar, izlediğimiz yaz dizileri bile asla masum değil. Bir kadının ana karakter olduğu her eserde mutlaka o kadının bekaretine de değiniliyor. Eğer kadın iyiyse bunun göstergesi bakire olması, kötüyse bakire olmaması oluyor. O kadar saçma ki. Erkekler yaptıkları işlerle, başarıları ile konuşulurken, bizim yalnızca bekaretimizin bizi temsil ediyor olması... Bu gereksiz ve saçma düzenden ölesiye nefret ediyorum.
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2015 124. kitabı
Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın: 50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı. Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da. "Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil! Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201622,8bin okunma
Kübra Seyrek
Kesinlikle katılıyorum. Mesela yıllar önce yazar bu kitabı yazmış, oradan anlıyoruz ki o zamanlar kadınlar her halükarda suçlu koltuğunda oturuyormuş. Şuan 2024'e geldik. Hepimiz yeni nesil insanlarız ama hâlâ kadınlar her şekilde her olayda suçlu koltuğunda oturuyor. Bu konu çok başımı ağırtıyor. Bir kadınım ve bir erkekle ne yaşarsam yaşayayım sanki ben tek başıma yapmışım gibi suçlanacak olan tek kişinin ben olacağımı bilmek, çok canımı sıkıyor...