Puan vermedi·240 syf.··
2019 443. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 00:00
Özellikle başlarda anlamakta zorlansam da güzeldi çünkü yazarın yazım tarzı çok güzel. Sanat bu galiba. Şiir tarzında anlattığı hikayeleri ve Kufe şiirini özellikle sevdim.
Edebiyat
Safahat 1Mehmet Âkif Ersoy · Dergah Yayınları · 2007204 okunma
7/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Güzel bir araştırma eseri. Şiilik ve Alevilik inancının nasıl başlayıp yayıldığı, bu inançta yer alan hatalar, hurafeler ve 4 halifenin faziletleri anlatılıyor. Hz. Osman'ın halifeliği sırasında Yemen'de Müslüman olmuş görünen Yahudi hahambaşı Abdullah İbni Sebe'nin dinimizde tahrifat yapmak için Hz. Osman aleyhinde Küfe vb şehirlere gidip Müslümanları kışkırtması, Hz. Osman'ın Hz. Ali ve diğerleri ile istişare ederek mutedil davranması ama öldürülmesi, sonrasında Sebe Hakkında tahkikat yapıp onları ağır cezalandırmak isteyen Hz. Ayşe, Hz. Talha ve Hz. Zübeyir ile ihtilafa düşen Hz. Ali'nin yine Sebe ve ekibi tarafından kandırılması sonucunda onlarla savaşması, sonrasında Muaviye, Amr Bin As ve kendisine suikast düzenlenmesi ama bir tek onun ölmesi, Sebe'nin onu ilah gibi göstermeye çalışması anlatılıyor. 21 tane Şii mezhebinin özellikle İran da tarafında yayılması İbni Meymun kurnaz zalimlerin bu inanışları oluşturup desteklemesi anlatılıyor. Ayrıca Türkiye'de Alevilik inancının Erdebil Şeyhi Haydar ve Cüneyt ile başlayıp Şah İsmail ile gelişmesi anlatılıyor. Hz. Ali ve soyunu sevmenin vacip olduğu, Ehli Beyt'e muhabbet etme gerekliliği, Sünni olup da Yezid sevme gibi bir zorunluluk olmadığı, iki tarafın da birbirine hoşgörü ile yaklaşıp sorunlarını çözebileceği anlatılıyor. Farklı inanışları merak edenlerin sıkılmadan okuyacağı bir kitap.
Alevilik Nedir?Mehmed Kırkıncı · Zafer Yayınları · 199485 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir İntihar Çok Ölüm
Puan vermedi·255 syf.··
2026 45. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabı ilk kitabı BENİM RÜYALARIM HEP ÇIKAR Adlı kitabıydı ki okuduğum hüzünlü öyküler arasında ilk sıralardadır. Esra Kahya içimizden tam içimizden geçen hikayeleri o kadar duru ve sizi içine alacak şekilde anlatıyor ki.. Öykülerini uzun süre unutamıyorsunuz mesela.. Bir İntihar Çok Ölüm romanında ise kurgusu ile daha ilk sayfalardan itibaren sizi içine alıyor ve bir sonraki bölümde neler olacağını merak ederken içinde olduğunuz bölümün hüznü ve insana dair yaşanan tüm duyguların sizi sarmalayan yanını da bırakmak istemiyorsunuz. Geçmişe dönüşler çok yerli yerinde.. Yetişkin bir insanın annesine ait bir kokuyu içine çektiği zaman karakterin bir anda o sevgiye aç çocuğa dönüşmesi hissedilir derecede gerçek. Romana dahil olan karakterlerin hepsinin hikayesinin olması ve bu hikayelerden sizin "süpriz sonlu" olarak bir anda haberdar olmanız okurun ilgisini hep diri tutan diğer bir özelliği. Konusuna gelince iki çocuk ve büyümek zorunda kaldıkları anne ve baba dörtgenini ve aile olmanın aynı soyadını taşımak olmadığını burnunuzun direğindeki sızıyı göndere çekerek anlatıyor. Aynı evin içinde yapayalnız kalmış iki yetişkin ve bu yetişkinlerin kendi yaşamlarının kırgınlıklarının acılarının ve iyileşememelerinin yarattığı yıkılmışlığa tanıklık ederken yara bere içinde kalan iki çocuk. Sırtımızda taşıdığımız kamburun sadece kan dolaşımı ile bedenimizde taşıdığımız bir yük olmadığını, herkesin o veya bu şekilde sırtında küfe küfe bir Kambur taşıdığı gerçeği ile bir kere daha yüzleşiyorsunuz. Aşkın sadece yasal olarak belirlenen yetişkinlik çağında karşınıza çıkmayacağını ve belki de küçük bir çocuğun hissettiği AŞK'ın daha tanrısal bir gücü olduğunu bir kere daha hatırlyacağınız bir eser. Evlilik gibi bir kurumun asla zorla yapılmayacağını ve
YaKebikeçOkumaGrubu
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026483 okunma
Puan vermedi·255 syf.··
2026 6. kitabı
Esra Kahya içimizden tam içimizden geçen hikayeleri o kadar duru ve sizi içine alacak şekilde anlatıyor ki.. Öykülerini uzun süre unutamıyorsunuz mesela.. Bir İntihar Çok Ölüm romanında ise kurgusu ile daha ilk sayfalardan itibaren sizi içine alıyor ve bir sonraki bölümde neler olacağını merak ederken içinde olduğunuz bölümün hüznü ve insana dair yaşanan tüm duyguların sizi sarmalayan yanını da bırakmak istemiyorsunuz. Geçmişe dönüşler çok yerli yerinde.. Yetişkin bir insanın annesine ait bir kokuyu içine çektiği zaman karakterin bir anda o sevgiye aç çocuğa dönüşmesi hissedilir derecede gerçek. Romana dahil olan karakterlerin hepsinin hikayesinin olması ve bu hikayelerden sizin "süpriz sonlu" olarak bir anda haberdar olmanız okurun ilgisini hep diri tutan diğer bir özelliği. Konusuna gelince iki çocuk ve büyümek zorunda kaldıkları anne ve baba dörtgenini ve aile olmanın aynı soyadını taşımak olmadığını burnunuzun direğindeki sızıyı göndere çekerek anlatıyor. Aynı evin içinde yapayalnız kalmış iki yetişkin ve bu yetişkinlerin kendi yaşamlarının kırgınlıklarının acılarının ve iyileşememelerinin yarattığı yıkılmışlığa tanıklık ederken yara bere içinde kalan iki çocuk. Sırtımızda taşıdığımız kamburun sadece kan dolaşımı ile bedenimizde taşıdığımız bir yük olmadığını, herkesin o veya bu şekilde sırtında küfe küfe bir Kambur taşıdığı gerçeği ile bir kere daha yüzleşiyorsunuz. Aşkın sadece yasal olarak belirlenen yetişkinlik çağında karşınıza çıkmayacağını ve belki de küçük bir çocuğun hissettiği AŞK'ın daha tanrısal bir gücü olduğunu bir kere daha hatırlyacağınız bir eser. Evlilik gibi bir kurumun asla zorla yapılmayacağını ve yapıldığı takdirde de oluşan çatlaklardan ince ince su alacağını ve o suyun o temeli elbet çürüteceğini öyle zarif anlatmış ki.. Hepiniz
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026483 okunma
İktidar, Ganimet ve Kıyım: Emevilerin Siyasal, Tarihsel Anatomisi
Puan vermedi·216 syf.··
2026 2. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 16:08
Emevi Hanedanlığı, İslam tarihinin en tartışmalı siyasal deneyimlerinden biri olarak, yalnızca bir yönetim biçimi değil; aynı zamanda baskı, şiddet ve oligarşik tahakkümün kurumsallaştığı bir zihniyetin temsilcisi olarak değerlendirilmelidir. Verilen alıntılar, Emevi iktidarını salt kronolojik bir hanedanlık anlatısının ötesine taşıyarak, süreklilik ve kopuş ekseninde okunması gereken tarihsel bir olgu olarak ele almaktadır. Bu yaklaşım, Emevilerin yalnızca kendi dönemlerini değil, kendilerinden sonraki İslam devlet geleneğini de derinden etkilediğini ortaya koymaktadır. Yaklaşık 89 yıllık Emevi iktidarında açıkça görüldüğü üzere, siyasal meşruiyetini halktan ya da adaletten değil; güçten, korkudan ve şiddetten devşirmiştir. Toplu katliamlar, iktidar içi tasfiyeler ve muhalefetin sistematik biçimde imhası, bu dönemin istisnai değil, yapısal özellikleri olarak sunulmaktadır. İktidarın haksız uygulamalarına karşı çıkan herkesin “imha edilmesi”, Emevi siyasetinin temel refleksi hâline gelmiştir. Bu yönüyle Emevi yönetimi, klasik anlamda bir İslam devleti olmaktan çok, despotik ve monarşik bir rejim pratiği sergilemiştir. Emevi iktisadi yapısına da sömürü düzenine dayanmaktadır. Ekonominin ganimet ve yağma üzerine kurulması, Müslüman olan fakat Arap olmayan unsurların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi, ağır vergiler ve sistematik sömürü, dönemin sınıfsal karakterini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Emevi Devleti, eşitlik iddiasındaki bir dinin siyasal çatısı altında, derin bir sınıflı toplum düzeni üretmiştir. Arap olmayan Müslümanların aşağılanması, yalnızca etnik bir ayrımcılık değil; aynı zamanda iktisadi ve siyasal dışlamanın bir aracı olarak işlev görmüştür. Dinin, Emevi iktidarı altında kutsal bir ahlaki referans olmaktan çıkarılıp, maddi menfaatleri
EmevilerAydın Tonga · Doğu Kitabevi · 201323 okunma
Şiirden/Çalıntı Şiir/İnceleme
Puan vermedi·72 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 00:07
Hayır Didem abla hayır, ölmüş olamazsın. Hayır hayır, artık şiir yazmıyor olamazsın. Hayır, bu kitap bitmiş olamaz, olmamalı. Beni yalnız ve şiirsiz bırakamazsın. Bırakmamalısın. Sen mutsuz yanıma bakacak maviş annem olmalısın... Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan Allah dayanabileceği kadar acı verirmiş insana demiştin Ben de kırık dökük şiirler bırakıyorum ardımda Bilirsin kağıt kesikleri yarışır can kesikleriyle Sense hayal kırıkları döküyordun gözlerinden ardınsıra Bir gün uzaklara gidersek, tut ki kaybolursak ve evden kaçarsak Ne dersin bulabilirler mi bizi bu kanlı yamalarla Yoksa korkarlar mı acımızdan konuşamayınca Olsun, deneriz, belki limon ağaçlarını anlatırız onlara Biz illegal bir yağmur kadar İzmirli Bodrum katı kızlarıyız İmparatorumuz yalnızlığımız Bazı zamanı saklamaya çalışan ipek mendiller kadar yaralı Ve yırtılmaktan yorgun renksiz grapon kağıtlarıyız Anlamayanlar için uyduruk birer şarkıyız. Biraz yürüsek geçer diye çıktığımız yolda Sokaklarda yalnız ağlayan defolu kelebekleriz Geceleri sabahtan önce ölümü bekleriz. Didem abla
Grapon KâğıtlarıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 201217,6bin okunma