2020’nin okuduğum en iyi kitabı diyebilirim.Yeni yazarlarla tanışma etkinliğim sürerken,onların özgün olma çabasında olup ama bir şeylerin eksik kaldığını görürken, en çokta yazım yanlışlarını gördüğümde sinirlenirken ,bu kitapta başlangıçta ben de bu etkiyi bırakacaktı ki UYANDIM .Okuyucuyu şaşırtan, kimisine hatalı basım olduğunu bile düşündüren bir yazım tekniğine sahip Ayfer Tunç.Sayfaların arasında biraz ilerledikten sonra anlıyorsunuz ki; kitap, iki ayrı günlüğün aynı anda aktarılmasından oluşuyor ve kitabın sol tarafındaki sayfalarda erkek karakterin, sağ tarafındaki sayfalarda ise kadın karakterin yazdıkları yer alıyor. Olanlar, aynı tarihler atılarak farklı iki kişi tarafından iletiliyor.Bazı günler aynı olayları farklı şekilde olaylar gelişmiş gibi verilmiş. Kitabı okumak için bir teknik geliştirmeniz gerekiyor: iki günlüğü aynı anda okumak ya da birini bitirip diğerine geçmek. Her ne kadar roman olarak geçse de ben keyifli bir günlük olarak okudum eseri.Eserin erkek kahramanı Ekmel bey,kadın kahramanı Derya hanım (ancak eserde kendisini Ekmel Bey’e Suzan olarak tanıtır hatta bir bölümde “benimmiş gibi anlattıklarımın benim olamaması içimi yakıyor”diye günlüğüne not düşüyor) Derya; annesini çok küçükken kaybeden, babaannesi ve hayran olduğu ağabeyiyle yaşayan, karanlık işler yapan babasından sevgi göremeyen, babaannesinin ölümünden sonra ise kendini eve kapatan, ağabeyine inat evlenen, sonra boşanan, evden dışarı çıkmak için bir nedeni olmayan ama tutunmaya çalışan, otuzlu yaşlarının sonunda bir kadın. Ekmel Bey‘i, satılık ev ilanı için arıyor; hiçbir zaman satın almayacağı ev için, sırf eve bakma bahanesiyle evden dışarı çıkmak için arıyor… Aralarında, tarif etmesi zor bir bağ oluşuyor bu ikilinin. Yalnızlıklarını, bir şekilde paylaşacak bir yabancı bulmuş