Ahmet Uluçay'ı öldüren beynindeki habis kitle miydi? Tanrı bilir. Ama onu daha yaşarken kara yerin altına sokanlar bizdik: O yıllarda nüfusumuz kaçsa, o kadar insan. Yoksulluğa ve yoksunluğa razı idi; buna karşılık, Tanrı'dan ve kendi insanından istediği tek şey vardı: Sinema yapmak. Sevimli, candan ve yakıcı dehasının fırtınalarını beyaz perdeye yansıtmak, onları bizimle paylaşmak. Sanat üretmek istiyordu. Plastik pencereli evler, yanardöner cep telefonları, kupon arsalar, banka hesapları, düşük belli pantolonlar ve Amerikan spor pabuçları değildi derdi, film çekmek istiyordu. Yüzünü dökmediği kimse kalmadı: Adı büyük sinemacılar, dağıtım şirketleri, kalburüstü oyuncular, yönetmenler, holding patronları, solcular, sağcılar, İslamcılar. Ömrünün son yirmi yılını, açılmayan telefonlar, tutulmayan sözler, verilmeyen haklar ve bitimsiz bir yoksunluk doldurdu.
Sayfa 124 - Ötüken Neşriyat 1. Basım İstanbul-2023