Puan vermedi·248 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 15:31
Yanlış yorumlanan ve bu yüzden hayatı zorlaştıran pek çok şeyin masalsı bir anlatımla sunulması, kitabın en sevdiğim yanı oldu. “Kuşkuş otu, Kızların oğlanlara haber göndermesi ayıp mı?” “Ayıp değil.” “Yine oğlanlara haber göndereyim mi?” “Sevdiğin oğlanlara gönder.” Köyden kente göç, tutunamama hali, kimlik arayışı, batıl inançlar… Bu konular üzerine pek çok kitap yazıldı, pek çok karakterin ruh hâli defalarca anlatıldı. Ancak Latife Tekin, tüm bunları kendine özgü, kesintisiz bir ritimle ve insanın elinden bırakmak istemeyeceği masalsı bir dille aktarıyor. İlk başlarda zorlanmadım desem yalan olur. Bu zorlanma, anlatımın bir yere varmasını beklememden kaynaklanıyordu. Sanki her şey daha net bir sonuca bağlanacakmış gibi hissettiriyordu. Ancak sayfalar ilerledikçe, özellikle kente göç sonrası, her şey yerli yerine oturdu. Ve Ah Atiye… En çok üzerine titrediğin, en çok koruyamadığın oldu.
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 15:54
#TomrisUyar ile tanışma kitabım #YazDüşleriDüşKışları . 1970’lerden itibaren yayımladığı öykü kitaplarıyla toplumun dönüşümünü, bireylerin iç dünyasını ve gündelik yaşamın sıradanlığını zarif bir dille betimleyen Uyar bu kitabında da 9 öykü ile hayatın içinden karakterleri çok naif bir şekilde kaleme almış. Bazen bir sofrada dedikodunun ortasında buluyorsunuz kendinizi, bazen bir otogarda sevdiğiniz birini yolcularken, bazen de bir ada da yaz henüz bitmiş sonbaharın esintisiyle rakınızı yudumlarken. Hepsi çok gerçek karakterler ve yaşanması çok muhtemel anlar. “Sonra daldı. Ben de daldım uzaklara. Şu dize geldi nedense aklıma, yüksek sesle söyledim kendi sözümmüş gibi.. Ama nasıl hatırlayabilir ki insan Uzak yollarda karşılaştığı bütün tanışları?" Öykü okumak beni bazen çok zorlar. O anın içine giremem, başı ve sonu yoktur ve ben kendimi karakterlerin ne yaşadığını anlamaya çalışmakla zorlarım. Ancak Uyar’ın öykülerinde bunu yaşamadım. Yarım kalmışlık hissine de kapılmadım. Hatta ‘Bayırdaki Ilgım’ adlı öyküde inşaatı tamamlanmamış bir yapı için yapılan bir konuşmada, tamamlansa beğenilmezdi muhtemelen ama bu şekilde herkes kendi hayal gücüyle tamamlıyor, gibi bir cümle geçiyor ve tüm öyküler için hissettiğim tam olarak bu. Yaşlısı genci, fakiri zengini, kadını erkeği, hayalperesti gerçekçisi, geçmişe takıntılısı ve geleceği planlayanı her türden insan var. Yalnızlık, hüzün, yaşam mücadelesi, gelecek kaygısı, aile bağları, kırık kalpler de var. Daha ne olsun. Yazarın kalemi yumuşacık, şiirsel, akıcı ve keyifli, öyküler açık ve anlamlı. Kitabı tavsiye ederim. Gelelim kısa kısa öykülere: Kuskus; Yaşlı bir kadın, komşusu ile hoşbeş ediyor. Sürekli yiyecek bir şeyler hazırlıyor, insanlara ikramlar yapıyor ve kalabalık sofralara özlem duyuyor. Eşini kaybettiğinden beri
Yaz Düşleri Düş KışlarıTomris Uyar · Can Yayınları · 2025757 okunma
Reklam
Puan vermedi·176 syf.·
2025 918. kitabı
Dünyanın gidişatına yön veren liderlerin sofra sohbetleri ve siyasetlerinin şaşırtıcı iç yüzü, masa düzenlemeleri, bağımlılıkları, sakatlıkları ve tabii ki en sevdikleri yemek tarifleri okurla paylaşılmıştır .Yeme alışknalığı, insanlar arasında ciddi farklar doğuruyor. İnsanı sınıflandırmada ırk, ten rengi, boyu, dili, dini, yaşadığı coğrafyanın yanında yemek yeme alışkanlıkları da önemli etken. "Avrupa, Amerika, Asya, Orta Doğu ve Afrika'dan 26 diktatörün konu edildiği kitaba göre, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşamış diktatörlerin ortak bir alışkanlığı yok. Tek ortak noktaları var; o da kesinlikle normal olmamaları. İşte kitapta yer alan bazı diktatörlerin yeme ve sofra alışkanlıkları..." "Irak diktatörü Saddam Hüseyin, zehirlenme korkusuna ilginç bir çare bulmuştu. Sarayındaki 20 mutfak çalışanı, bilim adamlarının kontrolünden geçmiş gıdalarla yapacakları yemekleri, günde üç kere aynı anda pişirmeye başlıyordu. Formda kalmaya dikkat eden Saddam; Bedevi yemeklerini, deniz ürünlerini ve sebzeyi severdi. Kendisini rahatlattığı için mutfağa girip yemek yaptığı da bilinen bir gerçek." "Kola mı? Asla! Libya lideri Muammer Kaddafi'nin yemekte görmeye katlanamadığı tek şey, Batı'nın ürettiği kola idi. Kaddafi; deve sütü, deve etli kuskus ve geleneksel yemeklere bayılırdı. Asla içki içmezdi ama İtalyan yemeklerine “Hayır” diyemezdi." Renkli farklı ilgi çekici bir kitabı geride bıraktık buyurun Diktatörlerin Akşam Yemeği
Araştırma-İnceleme Tarih
Diktatörlerin Akşam YemeğiVictoria Clark · Geoturka Yayınevi · 201522 okunma
Düşlerimiz yaşantımıza karışıyor
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2025 119. kitabı
Egalité Her biri düşsel öyküler içeren bu kitapta, genç-yaşlı, geleneksel-modern, iyimser-kötümser, geriye bakan-ileriye hevesli çeşitli insanların kendileri ve birbirleri hakkındaki çeşitli düşünce ve hayallerini okuyoruz. Her bir öykü ayrıntılarıyla ele alınmayı hak ediyor. Kendi gözümden algıladığım şekilde bunların özetini yapmaya çalışacağım: Kuskus adlı öyküde, "Dünyaya sağır, acımasız", yemek yapmakta ısrar eden ve bunun arkasındaki "[a]macı, asalakları çevresine toplamak, övülmek" olan, aslında "hiçbir şeyi - kendi babasını bile - sev"meyen anneannenin bir komşusuyla ve kendi torunuyla konuşurken kurduğu, görüntüyü kurtarmaya dönük düşler. Filizkıran Fırtınası'nda, denizle içli dışlı yaşayanlara "mavi-uçlular" diyor. Mavi-uçta zaman kesintisizdir, hiçbir reng, hiçbir ses gerçek perdesini bulamaz. Denizle "öte-kent" dediği deniz kenarında "yırtılan gökleri onaran, kovalarında bulut taşıyan" ozanlar, öykücüler, denizciler, balıkçılar, ressamlar, alkolikler, oyuncular vardır. Kent merkezi yerine "sarı-kent" dediği yerden kaçan, "gelirken de yanlarında birkaç solukluk dirim getiren bir düşçüler kalabalığı..." Yağcılar, sütçüler, zahireciler, fırıncılar ve midyeciler, bir de dönemeçler, aralıklar, geçitler de düşünüldüğünde, öte-kent eski Beyoğlu olarak karşımıza çıkar. Bu iki ayrıksı topluluğun önemli bir ilişkisi vardır: Mavi-uç yerlileri çağın gerisinde kalmış kumaş ve deri temizleme eczaları gibi işlerle meşgulken, düşçüler de onları gözlemler. Kaptanın gelmesiyle olumlu bir hava oluşut ve düşgücü artar. Ne yazık ki, mavilikleri de öte-kentten olanları da filizkıran fırtınası (tutuklanmaları) sarsar, tek çareleri gözlerini maviliğe dikmek, denizi içlerine çekmektir. Metal Yorgunlu öyküsünde, emekli hesap uzmanı Ferdi Bey, düşleri sınıflandıran DÜŞSA
Edebiyat
Yaz Düşleri Düş KışlarıTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2019757 okunma
Sevgili Arsız Ölüm'e Dair.
1/10
·240 syf.··
2025 7. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 09:50
Kitapla ilgili hissettiğim şey büyük bir hayal kırıklığı. Ben bu kitapla ilgili düşünceleri olumsuz olanlar tarafındayım. Bundan sonrası SPOİLER içerir. Sıkı bir Marquez okuru olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, büyülü gerçeklik ile hiç alakası yok kitabın öncelikle. Bu kitap bir eylem olsaydı, hareket halindeki bir otobüsün camından dışarıyı izlemek olurdu şüphesiz. Hızlı hızlı gelip geçen aslında birbiri ile ilgisi olmayan fakat art arda geldiği için anlam kazanmış gibi görünen görüntüler yumağı. Yarattığı beklentiyi okurun kucağına bırakıyor ve ona bir daha dönüp bakmıyor bile. Zaten çok dağınık olan zihnime hiç iyi gelmeyen beni dert sahibi eden bir dili var kitabın. Gerçekten bu teknikte ilk kez okuyorum rahatsız edici kitapları sevmeme rağmen büyüye cine sığınıp içini olduğu gibi ortaya yığıp dönüp gitmiş gibi yazar. Atiye'nin kimseyi rahat bırakmaması, durup durup işkillenmesi beni aşırı huzursuzlandırdı. Dirmit kız için çok üzüldüm ama onunla çocukluğuma dair bir zerre bağ kurduğum için. En çok artık yüreğini yoldaş edişini ve kuşkuş otuyla arkadaşlığını sevdim. Çok seveceğimi umarak başlayıp şak diye sona erişi ile tokat yemiş gibi olduğum beni sinir eden bir kitaptı. Maalesef çok çabaladım ama sevemedim. Yazar bağ kurmaya asla izin vermemiş çünkü.
1000Kitap
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 201310,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 173. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 10:30
Herkese merhaba Bugün içimi acıtan ama maalesef bizim toplumumuzda da başka toplumlarda da kanayan bir yara olan insanların kötülüğü ile karşılaştığımız bir kitapla geldim .Cezayir asıllı bir yazarin kitabı Kuzgun gözü .. Kitap başlarken "saf temiz ve masum bir meleği hastalıklı ruhlar yüzünden kaybeden herkese" diye başlıyor .Bu arada ülkemizde de çok fazla kayıplar yaşadık ,yaşamaya da devam ediyoruz,ülkece üstüme alındım bu ithafı .. Ülkemizin kaybettiğimiz kadınlarına ve çocuklarına ithaf edilmiş gibi geldi resmen.. Aşur kitabımızın kahramanı diyemeyeceğim Çünkü bir kahraman değil bir insanın kafasi ne kadar kötülüğe çalışabilir? ne kadar kötü olabilir? bunun bir örneği aslında.. İnsanlar doğduklarında tertemiz doğarlar, ama yetiştikleri ortam ,aileleri ,çevreleri onları iyi veya kötü insan yapar.Aşur da ailesi ve çevresi tarafından resmen bir kötülük abidesine dönüşmüş. Fatima El Vaglaci anneleri. Zaten kötü bir kadın 4 çocuğu var ,bir tanesi fahişelik yaparken kaçmış, bir tanesi bir kazaya kurban gitmiş, bir tanesi ortalarda yok .. Hepsinin bir görevleri varmış ,Hırsızlık ,yankesicilik gibi.Aşurun da görevi tavuk ve yumurta çalmakmış ve bir gün girdiği kümeste tavuğun bir saldırısı sonucu gözünün birini kaybetmiş .Bu yüzden Kuzgun gözü diye biliniyor . Annesinin kalan tek çocuğu o ,şu anda böyle kötülükleri için artık onu kullanıyor. Dediğim gibi hep kirli işlerle uğraşıyorlar . En son annesi bir büyücüyle anlaşıyor ,1 çocuğun kolunu götürürse bir sürü para alacaklar. Aşur da bir nezarlığı açıp 2 çocugun kolunu kesip ,annesiyle birlikte , büyücüye götürmek için yola koyuluyor. Gittiğinde büyücünün kızı olan Rahiba yi görür görmez vuruluyor ve bir kalbi olduğunu hatırlıyor . Rahiba da bunu hemen anlayıp menfaate döküyor ve ondan bir iyilik istiyor. Onun
Kuzgun GözüHasan Ahmed Shikat · Ayrıkotu Yayınları · 20243 okunma
Reklam
Reklam