"Anılar kapıları araları kapılar ise bütün o canavarları içeriye davet eder."
Temmuz'un uzun süredir nefesini kesen bir sorunu vardır; uykusuzluk. Yetmezmiş gibi birde uyuyabildiği
Antoni Casas Ros'un Almodóvar Teoremi, trajediyi edebiyatın ve sinemanın filtrelerinden geçirerek güzelliğe dönüştürmeye çalışan ve 2008 yılında İspanya'da en iyi ilk roman ödülüne layık
Kitabın konusu 17. yy Hollanda'sında geçiyor. Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti'nin kusursuz siyah laleyi yetiştirene büyük ödül vaad etmesi ile konu işlenmeye başlıyor. Ana kahramanımız Cornelius uzun uğraşlar sonucu siyah laleyi oluşturacak soğan yetiştirmeyi başarıyor. Kıskanç komşusunun entrikaları ile maalesef mahkum ediliyor. Fakat aşkı Rosa onun bu çabasını boşa çıkarmıyor.
Monte Cristo Kontu kadar hareketli olmasa da duygusal ve sürükleyici bir roman. Dönemin siyasi çalkantıları da aşk ve entrika ile harmanlanmış bu romanda. Kitap okumaya ayırdığınız zamana keyif kalabilecek bir roman. Gereksiz uzatmalar, tekrarlar yok. Tadında bitirilmiş. Keyifle okunsun. Kitabı birlikte okuduğumuz
Berk beye teşekkürler. Güzel bir okuma etkinliği oldu.
Sosyal medyadaki "kusursuz hayatlar" bir kurgu romanı olsaydı ne kadar gerçekçi olurdu?
Herkese selam! Bugün, modern dünyamızın en büyük takıntısı olan "görünür olma" meselesine odaklanan
Janelle Brown incelemesiyle karşınızdayım.
Kitap, sosyal medyada sergilenen sahte kusursuzluk üzerine yaptığı analizlerle beni en başından yakaladı. Ancak bu kitap önerisi listelerindeki yerini hak ediyor mu? İşte orası biraz tartışmalı. Hikayenin teması çok güçlü olsa da, karakterlerin geçmişine dair gereksiz detaylar gerilim atmosferini ciddi şekilde yavaşlatıyor.
Bir gerilim romanı okuyucusu olarak aradığım o sürekli tehlike hissini burada bulamadım. Ters köşe beklerken tahmin edilebilir bir finalle karşılaşmak, merak duygumu biraz törpüledi. Eğer tematik bir okuma arıyorsanız ilginizi çekebilir ama "hızlı akan bir gerilim" arıyorsanız beklentilerinizi yeniden gözden geçirin derim.
Reading slumptan çıkmak için heyecan verici ve akıcı bir kitap arayışındaysan dur.
İşte o kitap bu kitap.
Bu sabah başladım ve aralıklarla 6 saatte bitirdim kitabı.
Konusundan bahseymeyeceğim zaten kitabın arkasında yazıyor. Kurgu çok akıcıydı ve betimlemeler çok yerindeydi. Bir film izler gibi izledim.
Eylül karakteriyle kendi aramda güçlü bir bağ kurdum. Yaşadığı anlaşılmama duygusunu ve en yakınlarının bile ona inanmaması duygusunu iliklerimde hissettim. Çok gerçek bir yerden yakalamış Sezinim.
Okurken şüphelendiğimiz şeylerin yavaş yavaş cevap bulması ve gerçeklerin gün yüzüne çıkarken bşr anda temponun hızlanması çok iyiydi.
Ve sonu....
Sonu neydi öyle inception finali gibiydi anlamadım. Nasıl yani? sorusunu sordum sürekli.
Kısaca sadece 1 günde okuyabileceğiniz sürükleyici, heyecanı bol, gerilimi tadında bir kitaptı.
Kitabı merak ettiyseniz Sezinin kanalındaki kitap hakkında çektiği videoyu izleyebilirsiniz.
Kimsesizler Coğrafyası – Zekeriya Çetin
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda hikâye biter. Bazıları ise son sayfadan sonra uzun süre sizinle kalmaya devam eder. Kimsesizler Coğrafyası benim