944 Hasbihal
Her hâl geçiyor. Kahkahamız da kavgamız da. Yalnız, bizdeki etkisi birer hatıra olarak kalıyor. Güzel günlerinki bir yana; kederli günlerin içimizde bıraktığı kırılganlıklarından sonra, Hz. Ebubekir Sıddık (Allah ondan razı olsun)'ın bize kadar gelen: "Şikayetçi olup ağladığım nice günler oldu. Zaman geldi ki ağladığım günlere ağladım." sözü hayatımızda kendine yer bulunca insana gelen rahatlama hissi, iç huzur mu denir, tarif edilemez güzellikte oluyor. Bunu bire bir tanımlayabilir miyim bilemiyorum ama kelimelerimin yettiğince ifade etmek istiyorum: Yağmurdan sonra, sırtını masmavi gökkubbeye dayayan yedi renkli yarım halka var ya... Altından geçince her dileğimizin gerçekleşeceğine inandığımız. İşte ona doğru koşacak olmanın heyecanıyla kalbimiz küt küt atarken onu gördüğümüz andaki sevinç gibi bir şey: "Aaaa! Bakın, bakın. Gökkuşağı çıkmış." diyerek bu güzel anı herkesle paylaşarak çoğaltmak istediğimiz. Umarım anlatabilmişimdir. Sevil Şentürk 📝2.6.2026/Ö.S.6.09 📸23.6.2025
Hayata Dair
Doğum Tarihi 1
DOĞUM TARİHİ GİRİŞ 9 OCAK 2008 Mutlu bir hayat, mutlu bir aile, mutlu bir çocuk, mutluluk... Bütün bunlar sadece bir grup insan tarafından yok edilebilir mi? Küçük çocuk arkasına bile bakmadan koşuyordu. Minik ayakları yerdeki karlarla temas ettikçe vücudu irkiliyordu. Gözlerindeki yaşları yanaklarından süzülüyordu. Başını iki yana sallayarak koşuyordu. Kaçtığı şey gerçek kötülüktü. Belki o yaşlarda bir çocuğun korkması gereken şeyler karanlık veya canavarlar olmalıydı ancak kaçtığı gerçek kötülük insanlardı. Küçük bir çocuk karanlıktan korkmalıydı, ona saklanmamalıydı. Ancak o an ışıktan kaçıyordu, insanlardan kaçıyordu, gerçeklerden kaçıyordu, başına gelebileceklerden kaçıyordu. Bugün doğum günüydü. Ailesiyle birlikte doğum gününü kutluyordu, yedi yaşını kutluyordu. Ailesiyle birlikte, mutlu bir yasamı vardı. Ve tek bir kurşun, bir çocuğun ailesini, hayallerini, korkularını, gülümsemesini çalmıştı... Cani acıyordu, en çok da kalbi acıyordu. Babasını almışlardı ilk önce; o kurşun babasının, kahramanının kalbini delmişti. Bağırmıştı babası, ne olduğunu anlamamıştı ilk önce ancak babasının bağırışlarına annesinin çığlıkları da katılınca anlamıştı kötü bir şeyler olduğunu. Tam o anda pencere kırılmıştı ve içeri bir kadın girmişti ve annesine gülümsemişti. Çocuk da gülerek kadına bakmıştı. Ancak kadının gülüşü çocuğu görünce solmuştu. Bu iş burada bitecek demişti annesine. Annesi bağırmıştı ve çocuğunu arkasına çekmişti “s-sen” diyebilmişti. Kadın “evet ben Yaren” demişti. Cebinden bir silah çıkarmıştı. Tam o anda annesi çocuğunu kollarından tutarak kapıya doğru ittirmişti ve “kaç” demişti. Çocuk
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
En büyük bekleyişimizdir ölümü beklemek Günün doğuşunu beklemek, Sabahın serinliğini Köşeden dönecek sevgiliyi beklemek. Bir an tereddüt göstermeden Gülüm Çamlısoy Yaşlı hanım teyze küçük torununun başını okşayıp bak dedi sabahı serinliği günün doğuşunu müjdeleyen torunum her günün doğuşu yeni bir bekleyiştir gün doğumunu gören insan yeniden geceyi bekler Yaşlı kadında ateşler içinde yanarken serinliği bekliyordu onun için köşeden dönen insani sevgileri bekleme saati geçmiş belkide çağrıyı duyduğu vakit hiç tereddüt etmeden gitme vakti gelmişti Bir bir evin yatılıları çocukları torunlarıda kadının başına toplanmaya başladılar hekim hastayı tedavi etmenin yegane yolu onun hararetini dindirip ateşini serinliğe çevirmektir dedi hastayı iyileştiren bilim ve ilim olsada merhamet duygu ilgi sevgi en tesirli ilaçlardır yaşlı kadın 20 yıldır tedavi oluyor fakat acıları dinmiyor mutluluğu beklemekten müjdeli günleri istemekten yorulmuştu küçük torununa son kez baktı ve kadını ilk önce acile yatırdılar sonrada yoğun bakım ünitesine yatırdılar büyük oğul sabır ve namazla Allahtan yardım isyelim bu ağır bir iştir fakat Allaha imanlı kalbe sabır ağır gelmez yaşlı hanım teyze yoğun bakımda şu müjdeyi gördü ölüme kavuşmuş onu bir nimet karşılar gibi misafir etmiş ve şimdi yeni doğan bir bebeğin gülümsemesi ile en sevgiliye kavuşmuştu Allah diyene güvercinler yardıma gelir "Bak, şu yıldızlar gecenin bu derin sessizliğinde nasıl parlıyor. Ta şu ufkun üzerinde, senin gönlüne bakan şu iki çift yıldız, düşündüklerini Venüs yıldızına söylemek için ufuklara doğru uzaklaşan iki beyaz güvercini andırmıyor mu? Bunlar güzel, hepsi güzel. Fakat sen onlardan daha güzelsin..." Sergüzeşt Samipaşazade Sezai Peygamber efendimiz SAV Hz Ebubekir ile birlikte sevr mağarasına sığındıkları
Duygu ve Düşünce
fewzî bîlge - mirin
Navendên xweperestiyên e xwehezên me Wan xwest ku xwe di destpêka zemên de bi cih bikin Çi fêde Retorîkên kut tundrewan e Hebûn tunebûn Di qarrînên bêakort de hertim canfeda bûn Rê jê neçû Fîgurên min têk çûn Di malzaroka hunerê de herdem tîkîtenê, ji rê derketibûm Tune bûm hebûm
Kurdî
-varsa- iletimi okuyana merhaba.. bu iletiyi buraya açıklama yapmaksızın sadece linkler üzerinden paylaşacaktım ama ilgilisi, meraklısı olur(sa) diye bu açıklamayı yazıyorum.. geçenlerde burada şu iletiyi paylaşmıştım; #283306674 bu iletide adı geçen kitapları alırken dayanamadım dorlion yayınlarından da bir iki kitap aldım; bkz., görselin sağ üst köşesi; i.hizliresim.com/en08pab.jpeg beni burada takip edenler olsun, yazdığım konu ile alakalı iletilerime denk gelenler olsun burada dönem dönem dorlion yayınlarından aldığım, almayı düşündüğüm kitaplar özelinde yazdığım iletileri bilir, hatırlar.. bilmiyor ve hatırlamıyorsa örnek olarak bkz.; #268538537 , #269070816 , #272679417 , #282355141 , #283166234 , dorlion yayınlarına ait kitapları bazı bazı buraya aldıkça kaydediyorum.. ancak gerek farklı sitelerden olsun gerek aynı siteden olsun bu yayınevine ait kitapların listesi karışmaya başladı.. aynı kitabı farklı sitelerde ekleme yapma, kitapların bir kısmının alışveriş listemde olması, bir kısmının favorilerimde olması, bir kısmının alışveriş sepetimde olması gibi sebepler.. buraya aldığım kitapları kaydettiğim iletiler de dağınıktı.. ben de bu karışıklığı sonlandırmak adına dorlion yayınlarının baskıda, satışta olan 4.660 kitabına tekrardan bakıp buraya almayı, incelemeyi düşündüğüm kitaplar ve aldığım kitaplar şeklinde liste yapmaya karar verdim.. dorlion yayınlarından çıkmış bazı kitaplar yeditepe yayınları, dby yayınları, alfa yayınları, destek yayınları, tarih vakfı yurt yayınları, say yayınları, iş bankası yayınları, ötüken yayınları.. liste uzar gider.. gibi yayınevleri
us | 2025 | 7/9 | tekâmül
emretimur.com/2025/07/us-2025... Us Emre Timur hangi çağda yaşamak isterdiniz? bu, bazıları için, bir parça kutsallık bir parça da romantiklik yükledikleri bir, eski yüzyıl seçimi oluyor. eskilerin iyi olduğuna şartlanmışlar vardır. veya hiç var olmamış olan asr-ı saadet, yani mutluluk dolu bir yüzyılı özleyen… dünya tarihi hep kan, ter, acı ve sömürü ile dolu oldu. bu hiç değişmedi. savaşlar ve yalanlar hiç bitmedi. hiçbir dönem de öyle masalsı filan değildi. sokrates iki bin dört yüz yıl önce şunu dedi; “gençler bozuluyor.” asurlular da var kıyametin çok yakın olduğu. hristiyanlar da 1000 yılında bekliyordu kıyameti çünkü dünya artık tahammül edilmez derecede bozulmuştu. biliyorsunuz, 2012 yılı da geçti kıyametsiz. ahlak, töre, toplum, hayat devamlı bozuluyor mu yoksa değişiyor mu? 40 doğumlular 60 doğumluları çocuksu ve asi buldu. 60 doğumlular 80 doğumluları çılgın, şımarık… 80 doğumlular 2000 doğumluların telefonuna kafayı taktı ve 2000 doğumlular da 2020 doğumluların robotlarla kurduğu dostluğu anlamsız bulacak belki. yani bu bakış yeni değil. hep oldu. ‘nerede’ imiş, ‘o eski bayramlar’? ‘şu gençlerin hâline bak’ imiş! ‘hepsinin elinde bir telefon var’ imiş… eski neslin z kuşağı’na duyduğu nefret ve kıskançlığın kökeni, kaybettikleri hormonlarına ve yaşamadıkları çocukluklarına duydukları hasretten geliyor. sanki kendileri uzaya çıktı da ayaklarına gençler asıldı. zamanlarında neler olup bitti, kitaplar yazıyor işte. menderes’i onlar asmadı mı? asılırken onlar susmadı mı? gençler şunu sormalı: siz ne halt ettiniz? kitap bulamadılar da mı okumadılar? okusaydılar. efendim sevdiklerini söyleyememişler; söyleseydiler. fakirlik varmış. gençlerin mi suçu bu? kahvelerde sigara dumanıyla kalan beyinlerini zehirlerken, gençlerin
Felsefe