Andre Breton, yıllar önce Meksika'ya gerçeküstücülük üstüne bir söyleşiye geliyor ve şöyle başlıyor konuşmasına:
- Baylar, bayanlar, bu konuda size söylenecek çok şey yok! Gördüğüm kadarıyla Meksika, gerçeküstücülüğün bizzat kendisi!
Asıl sen gel, Laleli'de seyreyle gerçeküstücülüğü, Andre Bretoncuğum! Hoş bizde de ne Andre Breton'lar vardır, sen onlara yetki ver, hepimizi çükümüzden tavana asarlar. Ancak bu denli çükün yükünü, hangi tavan çekecek, şaşarım!
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahilAydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Mahremiyetini yeni kazanmış bir birey olduğunu hissediyor ve içini tatlı bir heyecan kaplıyordu. Perdeler asılacak, avizeler yanacak, yerleşme işlemi sona erecek ve kendi evinin kendi kapısını bizzat kilitleyecekti. **Bazen Turgut Uyar ile göklere bakacak bazen de Cemal Süreya ile Laleli'den tramvaylara binecekti.
Sayfa 14 - KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık), 1. Baskı, Nisan 2022·Kitabı okudu
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından birlikte, başlangıçta Artvin'deki Sarp sınır kapısından girerek Türkiye'ye gelen Gürcüler Rize, Trabzon ve Giresun'da bir ticaret
patlamasına yol açmışlardır. Bu kentlerde denetimsiz olarak kurulan yeni alışveriş
yerlerine "Rus Pazarı" adı verilmiştir. Bu akım kısa süre sonra İstanbul'a yönelmiştir ve Gürcüler, Ukraynalılar ve Ruslardan oluşan büyük bir nüfus Laleli'yi pazar yeri
yapmışlardır. Getirdikleri eşyaları Beyazıt'ta "Rus Pazarı" adıyla kurulan tezgahlarda
ve Tahtakale'de satan bu turistler, ülkelerine deterjandan konfeksiyon ürünlerine, oyuncaktan taze sebze meyveye kadar her türlü malı götürmüşlerdir.