Puan vermedi·604 syf.··
2026 55. kitabı
·
596 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Ankara Üniversitesi İlahiyat fakültesi serüveninin sonuna doğru yaklaşırken ilk Kur'an dersinde başladığımız hatmimiz bugün itibariyle bitti. Elhamdülillah. Her sayfasında öyle emek var ki. Şu sayfası bu sayfası. Siz okurken çocuk uyudu sayfası. Hamza kıraati halef rivayeti sayfası. Bu hayatta Allah'tan istemek diye bir şey var ve ben o hakkımın hepsini Allah'ım kitabını bana sevdir derken kullanmışım. Net. Hep sevdim. Okumayı söktüğüm günden beri okuyabilmeyi sevdim. Kitapları çok sevdim. Ama iş kainat kitabına bir türlü gelemedi. Gelmiyordu. Tamam dedim her şeyin bir yolu var ve ben o yolu bulamıyorum. Okumasını öğrendim ama sevmesini öğrenemedim. Onu öğrenemedikçe de daha kötü hissettim. Peki dedim bunun da okulunu görelim. Kimse bilmese inanmasa Allah biliyor. Sırf bu kitabı öğrenirim umuduyla gidip çok safça ilahiyat fakültesine yazıldım. Bunu böyle yazınca bana da inandırıcı gelmiyor ama inanç benim içimdeydi. Ne olursa olsun kaybolmadı. I oldu beter hissettim. II oldu acaba dedim ama yine o sevgiyi bulamadım. Ama III. sefer öyle birini tanıdım ki. IV. lütuf olur artık diyerek vedalaştığımı hatırlıyorum Akif hocamla. Kur'an IV seçerken hiç ümidim olmadan, zihnime o gelmeyecek blokları göndererek devam ettim. Bir baktım Âkif king. Allahım dedim gerçekten sen bir şeyi canı gönülden isteyince veriyorsun ama ben istemeyi bilmiyorum. Çok mutlu oldum. Oluyorum hâlâ. Gelmezse çok üzülüyorum ama kırılmıyorum. Çünkü biliyorum ki çok daha önemli bir sözü var. Verilmiş bir söz. Dersin önünde tuttuğu için değil. Şu ana kadar yapması gereken ders sayısını çoktan aştı bile. Gün aşırı ders yaptığı zaman kalbim mutluluktan resmen çatlıyor. Ben bir insana bağlanacak biri değilimdir öyle. Âkif hocanın aurası kesinlikle Kur'andan geliyor. O kadar doğal bir hali var ki. O kadar
Din
Kur'an'ı KerimKolektif · Seda Yayınları · 20152,976 okunma
Hidayete erme öyküleri
10/10
·229 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Kitabı beğendim güzel beklediğimden daha iyi bir lezzet verdi okurken. Kısaca şunu söylemek isterim bunun dışında kitaptan alıntı yapacağım içeriği az görmenizi isterim okuma merakınızı etkilemek için. Kitabı okurken şunu fark ettim din değiştirerek yeni Müslüman olanların ortak yönü insanın fıtrat üzere doğmasından dolayı ruhun ve kalbin doğru bir yol ile yaratıcıya yönelm ihtiyacının doğmasıdır. Ruh bu fıtri yönelimi batıl yollarla aradığından bunalıma , huzursuzluğa ve kötülüğe düşmektedir. İslâm dışında başka dinlere yönelerek içindeki iman boşluğunu gidermeye çalışsalar da o boşluk asla dolmuyor ve insan doğru yolu bulana kadar kendisini ya oyalar gerçeği bulana kadar ya da kandırır. Fıtratı bozulmamış sorgulama yetisi ile hareket eden her gayri müslim hidayete yönelmektedir. İman ettikten sonra o boşluk dolmuş ve huzura kavuşmuş oluyorlar. Önemli bir kaç hususa daha değinmek istiyorum. Anladım ki her müslüman dinini hakiki bir şekilde yaşamış olsa birçok gayri müslim mümin olacaktır. İman haikaktini arayanlar çevrelerinde ki müslümanların İslami yaşamadığıni söylemektedir ve yaşamış olsalar gayri müslimlerin hidayet arayışı daha kolay olacaktır. Birçok kişi müslümanların dinini gereği gibi yaşamadığı hâlde müslumanlarin bazı güzel davranışlarından özellikle Kur'an'ı Kerim mealinden etkilenerek iman ettikleri dikkatimi çekmiştir. Kitaptan bir kısım içerik Yusuf İslam dan .."Bir buçuk yıldan fazla bir süre durmadan Kur'an okudum. Bu süre içinde hiçbir Müslümanla karşılaşmadım. Kur'an'ın mesajı içinde kendimi yitirmiştim. İki tercih vardı önümde: Ya kendimi tümüyle teslim edecektim ya da kendi müzik yolumda yürüyüp gidecektim. Fâtiha sûresini okuduktan sonra, Kur'an'ın mesajının ev-rensel olduğunu anlamaya başladım. Şimdiye kadar gördüğüm kitapların hiçbirine
Felsefe
İhtida ÖyküleriAydoğan Arı · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2022380 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İKİNCİ BAB Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. Birinci nokta: Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. 1. Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. 2. Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir. Sağ cihet: Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır. Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi’nan, inşirah, binlerce "Elhamdü lillâh" dedirten bir nimettir. 649 / 655 Sol cihet: Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. Fakat iman gözlüğüyle
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20115,7bin okunma
9/10
·246 syf.··
2026 1. kitabı
Sıradan bir insan genelde market kitaplarından başlar okumaya. Ekseriyeti ucuz kitaplardır; hem fiyat hem de nitelik olarak. Kişinin düşünce seviyesi ilerledikçe bu kitaplar yetmemeye ya da teklifsiz bir dille söylemek gerekirse "baymaya" başlar. Sıradaki aşamada (en azından benim için öyle oldu) "klasikler" okunmaya başlanır. Okuyacak çok kitap vardır ama ömür kısıtlıdır. Bu baskı ile biraz daha yüklenirsiniz belki okumaya.. Klasikleri okudukça "market kitapları" okuyan okuyuculara karşı içinizde bir burkulma, bir istihza da belirebilir hatta. Çünkü artık "klasik" okuyorsunuzdur. Daha nitelikli olanı tercih edebiliyor olmak beraberinde bir ego artışı da getirecektir. Kime göre "daha nitelikli" olduğu ise apayrı bir konu.. Seyyid Kutub'un "bedeli idam olan" bu kitabı işte tam da ben bu ruh halinde iken çıktı karşıma. Toyluğumu, çiğliğimi farketmem bir tarafa, bugüne kadar okuduklarımın (klasikler vs dahil) ne kadar boş olduğu bilinci balyoz gibi indi tepeme ve bu kitaptan sonra artık o bahsettiğim diğer kitapları okuyamadım.. "Bedeli idam olan" dedim; çünkü bu kitapla birlikte Seyyid Kutub "idam edilmeye" adeta koşarak gitti. Yazarın akidesine yüzde yüz katılıyor değilim (farklı kitaplarından gözlemlediğim kadarıyla); fakat bilin ki bu kitap çok pahalı bir kitap. Bu kitap -öyle zannetseler bile- insanlardan çoğunun aslında müslüman olmadığını anlayabileceğiniz bir kitap.. İslam ülkeleri "zannedilen" ülkelerin İslam ülkesi olmadığını, müslüman olduğu "zannedilen" halkların büyük çoğunluğunun ise aslında müslüman olmadığını ve sadece uyutulduklarını farkettiğinizde Seyyid Kutub'un neden idam edilerek susturulduğunu da anlayacaksınız. Kitap bittikten sonra idamını da araştırmayı unutmayın.. Bir Not: İnsanların çoğunun müslüman olmadığına inanmıyor musunuz?
İslam
Yoldaki İşaretlerSeyyid Kutub · Beka Yayınları · 20145,8bin okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
"KUR'AN'DA KOZMİK ŞİFRELER" "Her şeyi ölçüyle yaratan" (El-Hakîm) Allah'ın kelâmı, sadece anlam derinliğiyle değil, yapısal kusursuzluğuyla da asırlardır insanlığı hayrete düşüren bir mucizedir. Kur'ân-ı Kerim, 14 asırdır insanlığa rehberlik eden ilahî bir kelâm olarak sadece anlam derinliğiyle değil, eşsiz yapısal düzeniyle de dikkat çekmekte. Çoğumuz Kur'ân'ı mealleriyle okur, âyetlerin manaları üzerinde tefekkür ederiz. Ancak bu kutsal metnin satır aralarında, kelimelerin ve harflerin matematiksel uyumunda saklı bambaşka bir mucize daha vardır. Kur'ân'ın 29 sûresinin başında yer alan ve "kesik harfler" olarak bilinen Hurûf-u mukattaa, kitabın merkezi konularından birini oluşturuyor. Yazar, bu harflerin sûreler içindeki dağılımını, birbirleriyle olan ilişkilerini ve Mushaf'taki konumlarını matematiksel bir perspektifle inceliyor. Hurûf-u mukattaa ile başlayalım. Bazı sûrelerin başında bulunan "Elif, Lâm, Mîm", "Yâ, Sîn", "Hâ, Mîm" gibi kesik harfler, asırlardır âlimlerin üzerinde düşündüğü bir konudur. İşte bu harfler, Kur'ân'ın matematiksel mucizesinin ilk anahtarlarıdır. Bu harflerin sûreler içindeki dağılımı, tekrar sıklıkları ve birbirleriyle olan ilişkileri, rastlantıyla açıklanamayacak bir düzen ortaya koymaktadır. Kur'ân'daki harflerin kullanım sıklıkları ve bu sıklıkların anlamlı dağılımı, eserin üzerinde durduğu önemli başlıklardan. Her sûrenin kendine özgü bir harf dokusu olduğu ve bu dokunun rastlantısal olmadığı tezi, çeşitli örneklerle destekleniyor. Kur'ân'da kelimelerin kullanım sıklığı ve simetrik dağılımı da oldukça dikkat çekicidir. Örneğin: · "Dünya" ve "Âhiret" kelimeleri aynı sayıda geçer · "Melekler" ve "Şeytanlar" kelimelerinin geçiş sayıları eşittir · "Sıcak" ve "Soğuk" kelimeleri aynı frekansta kullanılmıştır · "İman" ve "Küfür"
Edebiyat
Kuran'da Kozmik ŞifrelerMuhammed Ali Arslan · Foliant Yayınları · 20252 okunma
Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,8bin okunma