Bu yarak kürek Türk dizileri Yunanistan'da reyting rekoru kırıyormuş. Yunanistan'da Türk tarihi dizileri! Parodi mi lan bu? Tabii ki parodi. Her şey gibi. Sonuçta, Kanuni Sultan Süleyman'ı anlatan, hiç seyretmediğim bir dizi, üç kere ağzı açık seyrettiğim Bir Zamanlar Anadolu'da'yı yerden yere vurur etkide. O da tenezzül ederse. Yunanistan'da kimin sikinde Orhan Pamuk, Nuri Bilge Ceylan? Çehov? Altı yedi entelin. Ben de o entel dalyaraklardan mıyım acaba? İnşallah değilimdir. Halit Ergenç bir dev, Orhan Pamuk sineksiklet. Sanat toplumları yakınlaştırırmış. Bok yakınlaştırır! Toplum denen şey bile kurgu. Sanat da. Bu çağda kimin sikinde Dostoyevski, Tolstoy? Bütün dünya gözünü televizyona dikmişten. Daha çok da telefonlarına. A pardon, Nâzım Hikmet var kendini kültürlü zannedenlerin aklında. Sarışın dev. Mayakovski'yi sor, Rus oligark zannederler. Her şey pop, her şey sahte siktiğimin dünyasında. Her zaman olduğu gibi. Kandırmış herkes herkesi ve kendini.
"Ya bırak dayı, Brezilya'ymış da yerlisiymiş de, Çorumlu gibi çömelmişsin işte yere, Allah aşkına kafa yapma, neredeyiz biz?" dedim. Döndü bana. Kaşları çatıktı. "O ne lan, Çorumlu Morumlu?" dedi. Umut yoktu. "Türkiye'nin başkenti," dedim. "İstanbul o bi kere," dedi. Mantıklı aslında. Gavurlar Ankara'yı ne bilsin. "Peki sen Portekizce 'morumlu' mu dedin az önce, sizin dilde de mi var böyle, İstanbul Mistanbul işleri?" Anlamayarak baktı yüzüme. Anlamsızdı zaten, adam gerçekten Portekizce konuşuyorsa, morumlu filan demiş olamazdı, Portekizceyi Türkçeymiş gibi algılayan benim marifetimdi muhtemelen bu anlayış şekli. Ne saçma.”
Sayfa 39 - 11·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Ah azizim eski bodrum kalmadı diyorlar bir de. Siz yaptınız olum, biz mi yaptık, biz Çorum'da çimiyorduk, hep sizdiniz orda, neyin şikayeti bu. Lan bana ne bunlardan. Yahu bir dakka, Çorum dedim ben, Çorumlu muyum ki? Burası da Çorum'dur belki. Çorum'da deniz var mıydı acaba? Değilim. Bilmediğime göre değilim.”
Sayfa 37 - 10·Kitabı okuyor
Âlimin fikri neyse zikri o dur ahahaah
"La evladım," dedi sabrediyormuş gibi ve yolda tekrar durarak. "Senin kafa gidik ya, uyandığında kendini Türk, dilini Türkçe, burayı da Türkiye zannederek uyanmış olabilirsin. Anadilin gibi konuştuğun Portekizce de sana kendini ve dilini Türk sandığın için öyle geliyor olabilir. Amaaan, kime ne diyom ben ya. Yürü hadi, sana göstereyim anlatacağıma." Yürüyemedim tabi. Kaldım öylece orada yere çakılmış kaktüs gibi. Kaktüs 'bir başkadır' olan 'benim memleketimin' bitki örtüsünden değildir halbuki, neden bu benzetmeyi yapıyorum ki ben. Allah'ım, aklıma mukayyet ol. Benim memleketimin yazları sıcak ve kurak, kışları, maki bitki örtüsü, Karadeniz'de çay ve müteahhit, Ege'de ulusalcı ve bir içim su gibi kızlar.. Bizim her on senede bir yapılan darbelerimiz, gerçi en son bir köklü bir darbe yaptılar, bin seneye niyetlenerek, akabinde Galatasaray uefa kupasını aldı, sonra milli takım dünya kupasında üçüncü oldu ama Tayfun Korkut'a ayıp ettiler, elemeler boyunca herif ful oynadı her maçta, kupa kadrosuna koymadı saçını soldan sağa taradığı için milli takıma karizmasızlık kontenjanından bir türlü layık görülmeyip lagara lugara medyamın tırıvırı adamları tarafından sürekli aşağılanan oysa memleketimdeki bütün futbol adamlarını üst üste koysan yine de boyuna erişemeyecekleri Şenol Hoca. Canı sağolsun, vardır bir bildiği. Sonra zaten bir de aslanım fener şampiyonlar liginde çeyrek final oynadı, alex soldan ortaladı deyvid ortada voleyi çaktı, sonra doğalgaza geçtik, sonra cep telefonu. Bir dakka lan, benim cep telefonum vardır belki. Yokladım elimle. Saçmalamasak, yok telefon filan. Zaten burdan çekmez, baksana ipebanadaymışız, benim avea, öyle her yerden çekmiyor. Oha bak işte, her şeyi de biliyorum, ne iparonası be abi, Allahım akıma mukayyet ol. Eşhedü. Sonra.. sonrası yok.
Sayfa 34 - 9·Kitabı okuyor
lşte şimdi, yani koskoca herif olmuşken, o eksik yaşadıgımız şey ayaklarımızdan çekiyordu bizi, olmayacak aşklara düşüyorduk. Kız çok ufaktı lan . . . Olsa olsa ben o ufaklıkta kendi masum yüzümü, ilk gençligimi arıyor olabilirdim.
Alıntı
Georges çok yumuşak ve muhteşem bir zamanlamayla giriyor devreye. Aferin lan Georges, yedi rengiyle güneş doğuyor sanki sahneye, çok güzel söylüyorlar çocuklar şarkıyı, ağlamak üzereyim. Söylenen şarkı, Jean-Vincent’ın son anda bir portekiz fadosunun müziğine oturttuğu Nâzım Hikmet’in “En güzel günler henüz yaşamadıklarımız” şiirinin frenkçesi.