Kendini feda etti
...bir bakıyorum, tekrar nefes alabiliyorum! Nasıl ve neden hiçbir fikrim yok ama yeni kazandığım bu özgürlükle kesik kesik nefesler alıyorum. Ve anında şiddetli bir öksürük krizine yakalanıyorum. Amonyak. Her yer amonyak. Kurtulamıyorum. Akciğerlerim çığlık çığlığa, gözlerim sulanmış. Bir de burnuma yeni bir koku geliyor. ​Yanık kokusu. ​Sırtüstü döndüğümde tepemde Rocky'yi görüyorum. Odasında değil. Şu anda kumanda odasında! ​Kemerlerimi kesip üzerimden koltuğu o kaldırdı. Koltuğu bir kenara atıyor. ​Sendeleyerek üzerimde dikiliyor. Birkaç inç uzağımdaki vücudunun yaydığı ısıyı hissedebiliyorum. Karapakısının tepesindeki radyatör yarıklarından duman tütüyor. ​Dizleri bükülüyor ve yanımdaki ekranın üzerine yıkılıp ekranı paramparça ediyor. LCD ünitesi kararıyor ve plastiği eriyor. ​Tünelden laboratuvara ve laboratuvarın ötesine uzanan bir duman izi görüyorum. ​"Rocky! Ne yaptın sen!"
Alıntı
lçinde bulunduğumuz küreselleşme çağında, kadınların bedenleri ve cinselliği, giderek yoğun çatışma alanlan haline geliyor. Tutucu ve dinci sağ politik güçler, kadınların cinselli­ği üzerindeki geleneksel kontrol mekanizmalarını sürdürmeye ve pekiştirmeye, hatta bunların yenilerini oluşturmaya çalışıyorlar. 1990'larda düzenlenen dört BM konferansı -Kahire'deki 1994 Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı (ICDP), 1995 Pekin, 1999 ICDP+S ve 2000 Pekin+S Konferansları- Katolik ve Müslüman dinci sağ arasında, kadınların, bedenlerini ve cinselliklerini kontrol etme haklarına karşı çıkmak ve bu haklan sınırlandırmak amacıyla benzeri görülmemiş işbirliğine tanık oldu. Ortadoğu'dan Güneydoğu Asya'ya, Kafkaslar'dan Güney Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyaya dağılmış Müslüman toplumlar, idari ve siyasi yapılan ve ekonomik gelişmişlik dereceleri açısından büyük farklılıklar gösterseler de, çoğunda kadın bedeni ve cinselliği konusunda ortak bir eğilim söz konusu. Türkiye de dahil olmak üzere, Müslüman toplumların büyük bir çoğunluğunda, kadınların bedenlerini ve cinselliklerini, kadınların kendilerine değil, aileye, aşirete ya da topluma ait gören erkek egemen bir anlayış ve tutum hakim. Bu anlayış, çeşitli Müslüman toplumlarda geleneklere, tö­relere ve toplumsal davranışlara olduğu kadar, yasalara ya da devlet politikalarına da yansıyor ve Müslüman toplumlarda en yaygın olarak gerçekleşen insan hakları ihlallerine yol açı­yor. Bu anlayışın, yasalara ve devlet politikalarına yansıması­nın en görünür örneklerinden beri, Ortadoğu ve Türkiye' deki ceza kanunlarıdır. Birçok Ortadoğu ülkesinde olduğu gibi, Türkiye'de 1926'dan beri yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu'nda, kadın bedeni üzerinde erkeğe, aileye ve topluma tasarruf yetkisi veren bir zihniyet hakimdir. Örneğin, kadınların
Reklam
Laptop anında öldü. Ben daha hava kilidinden adımımı atmadan ekranı karardı. Görünüşe göre "LCD'deki" 'L' "Liquid'in" (Sıvı) kısaltmasıymış. Sanırım ya dondu ya da buharlaştı. Belki bir tüketici yorumu yazarım: "Ürünü Mars yüzeyine çıkardım. Çalışmamaya başladı. 0/10."
Sayfa 148·Kitabı okudu
Laptop anında öldü. Ben daha hava kilidinden adımımı atamadan ekranı karardı. Görünüşe göre "LCD'deki" "L" "Liquid'in" (Sıvı) kısaltmasıymış. Sanırım ya dondu ya da buharlaştı. Belki bir tüketici yorumu yazarım. "Ürünü mars yüzeyine çıkardım. çalışmamaya başladı. 0/10."
Sayfa 148 - lsvdosndkxnc·Kitabı okudu
Peki, ne kadar daha seyredeceksiniz, plazma LCD televizyonlarınızın önünde, bayrağa sarılı tabutlara sarılarak, babalarının göğüslerini arayan yetimlerin hüznünü? Ya da, çoğu zaman usulünce yıkamak bile reva görülmeyen diğerlerinin, geride bıraktığı isyankâr çocukların öfkesini... Yetmedi mi?
Sayfa 25·Kitabı okudu
Peki, ne kadar daha seyredeceksiniz, plazma LCD televizyonlarınızın önünde, bayrağa sarılı tabutlara sarılarak, babalarının göğüslerini arayan yetimlerin hüznünü?
Sayfa 25 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Anı
Reklam
Reklam