Sonunda okudum.
İlk çıktığı sene sınava hazırlanıyordum, dedim bitsin öyle alırım. Sonra yazar beni şaşırtarak nerdeyse iki yıl gibi bir sürede peş peşe üç kitabı da çıkardı. Hepsi de birbirinden kalın. Öncelikle bu konuda yazarı tebrik edeceğim.
Bu arada hala sınava hazırlanıyorum ama daha fazla dayanamadım ahahah. En sonunda başladım. Pişman mıyım? ASLA. İyi ki okudum. Uzun süre sonra okuduğum en iyi fantastik romanlardan biriydi. Ve söylemeliyim ki uzun kısa fark etmeksizin fantastik serilerin ilk kitabı genellikle az olaylı geçer, evreni tanımakla uğraşırız. Bu kitap asla öyle değildi, ilk kitapta bile olaylara doyduk.
Violet, annesi General Lilith Sorrengail tarafından zorla biniciler bölüğüne girmeye zorlanır. Babasını ve abisini yıllar önce kaybetmiş olan genç kızımızın ailesinden geriye yalnızca başarılı bir general olan annesi ve en az annesi kadar başarılı olan ablası Mira Sorrengail kalmıştır. Violet’in ailesindeki herkes binici olduğu için annesi de Violet’ı bu konuda oldukça sert bir şekilde zorluyor. Kızımız ise hayatı boyunca Katipler bölüğüne girmek için yetişmiş ve fiziksel olarak da Basgiath akademisinde savaşamayacak kadar güçsüz. Minyon, eklemleri zayıf bir kız. Basgiath akademisine girdiği ilk anda ise düşmanı Xaden Riorsan’ın nefreti ile burun buruna gelir. Fen Riorsan, Violet’in abisini; Lilith Sorrengail ise Xaden’ın babasını öldürmüştür.
Rebecca, tebrik ederim hayatım. İlk defa fantastik kitap yazan biri olarak harika bir iş çıkarmışsın. Evrenin hem çok geniş hem de oldukça dolu. Benim kitapta elle tutulur beğenmediğim hiçbir şey olmadı. Tek bir ufak pürüz var, o da anlatmaya bile değmez. Yazar Violet ve Xaden’ın ilişkisini hızlandırmış gibi hissettim. Hani nefret ediyorlardı ve nefret bitmeden hemen aşk başladı. Gerisi nasıldı derseniz,