Lenin, son kertede demokrasi bir tür devlettir, derdi. Sorun insanların devlet tarafından nasıl sayıldığıdır.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Siyaset
Lenin iktidara gelmenin bu kadar kolay, iktidarda kalmanın bu kadar zor olduğu yeryüzünde bir başka ülke daha olmadığını söylediğinde yalnızca Rus işçi sınıfının zayıflığının değil, ani değişimleri kolaylaştırmış genel anlamda anarşik toplumsal koşulların da farkındaydı.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Vertrauen ist gut, kontrolle ist besser," dedi Stan. "Güvenmek iyidir, kontrol etmek daha iyi; Vladimir Lenin."
Alıntı
​"İdeolojimiz başka kitapları okumamıza izin vermedi. Verseydi bizi tek tip insan yapamayacaktı. Sağ ya da İslamcı diye kendilerini dini bütün ilan eden kesim bizi peşinen kâfir, cehennemlik saydığı için de ötekileştirildik. İslam’ın kendi malları olduğunu sanan kesim yüzünden kutsal kitapları okumadık. ​Peygamberler tarihini zaten okuyamazdık çünkü din bir solcu için uyuşturucuydu. Beyni uyuşturuyordu. Oysa farkında değildik ama sol ideoloji de başka bir şekil ve yöntemle beynimizi uyuşturuyordu. ​Lenin’in her sözünü bir ayet gibi tekrarlardık. Lenin derdi ki... Dini bir yere bıraktık ama başka bir din bulduğumuzu fark edemedik. (Kitap baş kahramanı Çağla'nın babasının nasihatlerinden)
Almanya'nın özgürlükçü hareketleri, "tarihin öznel/sübjektif etmeni" denen şeyin önemini gerçi biliyorlardı (mekanik materyalizmin aksine Marx, insanı tarihin öznesi olarak aslında belirledi ve Lenin marksizmin özellikle bu yanını geliştirdi); eksik kalan, irrasyonel, amaca uygunsuz eylemin, diğer bir deyişle, ekonomi ile ideolojinin ayrı düşmesinin kavranmasıydı, Mistiğin bilimsel sosyolojiyi yenmesi nasıl mümkün oldu, bunu açıklayabilmeliyiz. Bu görev ancak, sorulacak sorudan, açıklamadan aniden yeni uygulama ortaya çıkacak türden olursa, yerine getirilebilir. Emekçi açıkça gerici ya da açıkça devrimci değil, gerici ve ilerici yönelişlerin arasında kalmışsa, bu çelişkiyi saptadığınız zaman, bundan zorunlu olarak tutucu psikolojik güçlerin karşısına devrimci olanları koyan bir uygulama çıkmalıdır. Her mistik gericidir ve gerici insan mistiktir. Mistikle alay edilirse, "gözü sise bulama" ya da "psikoz" diye acklamaksuzin bir yana konulursa, o zaman bundan mistiğe karşı hiçbir önlem çıkmaz. Mistik ama-doğru olarak ele alınırsa, o zaman zorunlu olarak buna karşı bir panzehir elde edilir. Ama bu görevi yerine getirmek için, sosyal durumla yapı oluşumu arasında özellikle doğrudan sosyoekonomik açıklanamayan, irrasyonel fikirler, bilgi araçları yettiğince kavranmalıdır.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Din olmadan da ahlak olur.
Antik Yunan’a bakmaya gerek yok. Hıristiyanlığın ve İslamiyet’in doğuşundan sonraki döneme, filozoflara bakıyoruz, mesela David Hume. 18. yüzyıl. Agnostik, hatta kimine göre ateist. Ama ahlak üzerine yazdığı, söylediği bir ton şey var ve gerçekten de ahlaklı bir insan olarak yaşamış. Adalet için mücadele etmiş birisi. Karl Marx, 19. yüzyılda sosyalizm için mücadele etmiş, adalet için, eşitlik için, özgürlük için mücadele etmiş, sömürüye karşı çıkmış. Lenin, Castro, Che Guevara, sosyalist ekolden birçok insan var. Hepsi adalet için mücadele etmiş insanlar. Sömürüye karşı, emperyalizme karşı, sermayenin sömürü düzenine karşı mücadele etmişler. Bu mücadeleden dolayı ahlaklı insanlar olarak bakıyoruz onlara, belirli bir ahlak paradigmasına göre. Ama bu kişilerin hepsi ateist, biliyoruz. Hatta “Din halkın afyonudur” diyor Marx. “Dinin vaat ettiği mutluluk, hayali bir mutluluktur” diyor Marx. Dolayısıyla din ile ahlak arasında zorunlu bir bağlantı olmadığını sosyalizm de kanıtlıyor zaten, Marx da bunu gösteriyor.